YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/9055
KARAR NO : 2011/4327
KARAR TARİHİ : 14.07.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU : TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 454 ada 1 parsel sayılı 15681534.85 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, mera niteliği ile sınırlandırılmıştır. Davacı Hazine, Hazineye ait tapu kaydının kadastro tespitleri sırasında uygulanamadığını belirtilerek Hazine’ye ait taşınmazın … ve kişiler adına tespit edildiği iddiası ile tapu kaydının kapsamında kalan taşınmazın tespit edilip Hazine adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsadığı alanın 454 ada 1 parsel sayılı mera içerisinde kaldığı, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunmadığı belirtilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli değildir. Tapu kaydı mülkiyet belgesi olup meralar ise özel mülkiyete konu yerlerden değildir. Bu nedenle Hazinenin tapu kaydına dayanarak taşınmazın özel mülkiyetinin Hazineye ait olduğunu iddia etmekte hukuki yararı bulunmaktadır. Kaldı ki, tapu kaydı da yöntemince uygulanmamıştır. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; öncelikle davacı Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının dayanağı olan tüm belgeler ve haritasının onaylı örneği dosyaya getirtilmeli, bundan sonra yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, komşu köylerden seçilecek yerel bilirkişiler ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritasının uygulama kabiliyetinin bulunması halinde haritaya itibar edilmeli, aksi halde kaydın sınırları yerel bilirkişilere okunarak sınırların gösterilmesi istenilmeli, kaydın kapsamını belirlemede tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, yerel bilirkişilerce bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerini gösterecek biçimde keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli ayrıntılı krokili rapor düzenlettirilmeli, böylece tapu kaydının kapsamı duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, tapu kaydının taşınmazın bir bölümünü kapsaması halinde davacı Hazinenin dayandığı tapu kaydında 1/2 payı olduğu gözetilerek davanın 1/2 payla sınırlı olarak görülmesi, gerektiği üzerinde durulmalı, toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kadastro hakimi doğru sicil oluşturmakla yükümlü olup, kabule göre “taşınmazın mera olarak sınırlandırılmak suretiyle özel siciline yazılmasına” şeklinde karar verilmesi gerekirken, davanın reddine karar vermekle yetinilmiş olması da isabetsiz olup, davacı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 14.07.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.