YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4392
KARAR NO : 2011/3153
KARAR TARİHİ : 01.06.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 123 ada 83, 202 ve 203 parsel sayılı 8418,50, 1114,38 ve 19098,31 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, dava dışı aynı ada 82 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olarak davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile davacı … adına tescillerine karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazların tarım arazisi niteliğinde bulundukları ve davacı yararına zilyetlikle mülk edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Davacı, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmış ise de; çekişmeli taşınmazların tespiti dava dışı 123 ada 82 sayılı parsele uygulanan tapu kaydının miktar fazlası olarak yapılmıştır. Sözü edilen 123 ada 82 sayılı parsel tescil ilamı ile oluşan tapu kaydına göre tespit edilmiş olup, tescil ilamında davacının babası ve davalı Hazine taraftır. Halefiyet ilkesi gereğince ilamın davacıyı da bağlayacağı kuşkusuzdur. Tapu kaydının oluşum tarihi olan 24.05.1999 tarihi ile kadastro tespiti tarihi arasında 20 yıllık kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği süresi geçmemiştir. Bu nedenle tapunun taşlık sınırı itibarı ile bu sınırdaki miktar fazlasının zilyetlikle edinme olanağı bulunmamaktadır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için 123 ada 82 sayılı parsel uygulanan tapu kaydının ilk tesisinden itibaren tüm tedavülleri, oluşum belgeleri ve haritası ile komşu parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip, dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi, taraf tanıkları, tespit bilirkişileri, fen bilirkişisi ve 3 kişilik ziraatçi bilirkişi kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalı, keşif sırasında davacının irsi halefi olan babası adına oluşan tapu kaydının doğusundaki İhsan Taşdemir ve kuzeyindeki arazi yolu esas alınmak sureti ile kadastro haritası ve tescil haritası ölçekleri eşitlenmek suretiyle çakıştırılarak uygulanmalı, tapu kaydının kapsamı Kadastro Kanunu’nun 20/A maddesi
uyarınca belirlenmeli, tapu kaydının güneyinde miktar fazlası olan bölüm üzerinde sürdürülen zilyetliğin, tescil tarihinden itibaren 20 yıla ulaşmadığı göz önünde bulundurulmalı, kuzeyinde belirtilen yoldan sonra gelen bölümlerin ise geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, bu bölümlerin devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise, ihyanın hangi tarihte başlayıp, ne zaman bitirildiği hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, 3 kişilik … mühendislerinden oluşan bilirkişi kurulundan belirtilen bölümlerin tarımsal niteliğini bildiren ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı rapor ve harita düzenlettirilmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı Hazine’nin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 01.06.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.