Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/721 E. 2010/863 K. 09.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/721
KARAR NO : 2010/863
KARAR TARİHİ : 09.02.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden … dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 411 ada 23 parsel sayılı 875.02 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, sit alanı içerisinde kaldığı belirtilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı, yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacının kesin süre içerisinde Muğla Kültür ve Tabiat Varlıkları Koruma Kuruluna yazılacak yazı için gerekli masrafı yatırmadığı, keşfin yapılabilmesi için anılan belgenin dosyada bulunması gerektiği, davacının iddiasını ispat edemediği kabul edilmek sureti ile davanın reddine karar verilmiş ise de; varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. Çekişmeli 411 ada 23 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespiti sırasında …’ın zilyet ve tasarrufunda olduğu; ancak, taşınmazın sit alanı içinde kalması nedeni ile 2863 sayılı Yasa’nın 5226 sayılı Yasa ile değişik 11. maddesi gereğince zilyetlikle iktisabı mümkün olmadığından Hazine adına tespit edildiği diğer bir deyişle Hazine adına yapılan tespitin yasadan kaynaklandığı anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 28/1. maddesi hükmü ile “Kadastro hakimi, askı süresi içinde açılacak davalar ve kadastro müdürü tarafından mahkemeye tevdi olunacak taşınmaz mallara ait kadastro tutanakları ve mahalli hukuk mahkemelerinden devredilen işler hakkında dava dosyası açar. İlgililerin başvurusunu beklemeksizin kadastro tutanakları ile uyuşmazlığın çözümlenmesine etkili olabilecek kayıt ve diğer bilgileri ilgili dairelerden getirtir.” şeklinde düzenleme yapılmıştır. Davalı Hazine adına yapılan tespitin yasadan kaynaklanması nedeni ile yukarıda belirtilen hüküm kapsamında hakim, taşınmazın sit alanı içinde kalıp kalmadığına dair belgeleri re’sen ilgili yerden getirtebilecektir. Kaldı ki, 12.07.2007 tarihli oturumda Muğla Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kuruluna yazılan yazı cevabının genel olarak sit iddiasını içeren bütün dosyaları kapsar şekilde geldiği belirtilmektedir. Bu durumda kurumca ilgili yazının gönderildiği ve aynı nitelikteki diğer dosyalar içersine konulduğu, keşif esnasında bu haritalardan yararlanmanın mümkün olduğu da açıkça anlaşılmaktadır. Yargılamada taraflar kendi dayandıkları delillerin toplanması için gerekli giderleri yatırmakla yükümlü olmakla beraber, somut olayda, taşınmazın bulunduğu bölgeye ait sit haritası, davacı tarafın dayandığı bir delil değildir. Davaların uzamasını önlemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalıdır. Hal böyle olunca mahkemece, istenilen haritanın daha önce bu dava dosyası ile birlikte aynı mahiyetteki diğer dosyaları da kapsayacak şekilde gönderildiği gözetilerek gerekirse diğer dosyalardan haritayı temin edilmek suretiyle tarafların iddia ve savunmaları ile ilgili tüm deliller toplanıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 09.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.