Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/24378 E. 2013/19378 K. 20.09.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24378
KARAR NO : 2013/19378
KARAR TARİHİ : 20.09.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, ücret, kıdem tazminatı, hafta tatili, resmi tatil, fazla çalışma,
ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ile asgari geçim indirimi ücreti alacaklarının ödetilmesine
karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalılar avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davacının, davalıya ait işyerinde şoför-plasiyer ve tahsilat işçisi olarak aylık 900,00 TL net maaş ile Ağustos 2009-30/04/2011 tarihleri arasında çalıştığını, günlük çalışma süresinin 08:00-18:00 olduğunu, iş akdinin haksız ve nedensiz olarak işverence feshedildiğini, Nisan 2011 ayından kalan ödenmemiş maaş alacağı bulunduğunu, fazla mesai, resmi bayram ve hafta tatili ile yıllık izin ücretlerinin tarafına ödenmediğini ileri sürerek, ücret alacağı, kıdem tazminatı, hafta tatili alacağı, resmi tatil alacağı, fazla çalışma alacağı, ihbar tazminatı, yıllık izin alacağı ve asgari geçim indirimi alacağı olmak üzere toplam 1.600,00 TL işçilik alacağının davalıdan faizleriyle birlikte tahsilini istemiş, Kocaeli 5. İş Mahkemesi’nin 2011/144 esas sayılı dosyasında, davacının Sosyal Güvenlik Kurumu primlerinin ödendiği, Mehmetoğlu İç ve Dış Tic. A. Ş. firması aleyhine 15.08.2011 tarihinde aynı talepler ile dava açmış, 15.06.2012 harç tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırmıştır.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalılar vekili; davacının müvekkili şirketin çalışanı olmadığını, davacının dava dışı Mehmetoğlu İç ve Dış Tic. A.Ş. ile Mehmetoğlu Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’de çalıştığını, müvekkili şirkete yöneltilen davanın öncelikle husumet yönünden reddi gerektiğini, davacının davalının kardeş kuruluşu olan Mehmetoğlu İç ve Dış Tic. A.Ş. ile Mehmetoğlu Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti.’den kendi isteği ile 30/04/2011 tarihinde ayrıldığını, 19/04/2011 tarihinde davacının Sosyal Güvenlik Kurumu çıkışının yapıldığının gerçeği yansıtmadığını, 02/05/2011 tarihinde Sütaş’ta işe başladığını, herhangi bir alacağının da bulunmadığını belirterek davanın reddini talep etmiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davacı, davalı Mehmetoğlu İç ve Dış Tic AŞ işyerinde 26/08/2009-30/04/2011 tarihleri arasında 1 yıl 8 ay 4 gün çalıştığı, davalı LCL İç ve Dış Tic Ltd şirketi davalı Mehmetoğlu şirketinin yönetim kurulu üyesi olan Suat Çiftçi’nin LCL şirketinin de müdürü olduğu, davalılar arasında organik bağ bulunduğu,bu nedenle davacının işçilik alacaklarından her iki davalının müştereken ve müteselsilen sorumlu bulunduğu,iş sözleşmesinin işverence haksız olarak feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, yıllık izin ücreti alacağı, ücret alacağı ve asgari geçim indirimi alacağı olduğu, fazla çalışma yaptığı, hafta tatillerinde ve ulusal bayram ve genel tatillerde çalıştığı gerekçesiyle bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalılar süresi içinde temyiz etmiştir.
Gerekçe:Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tanıklarının dinlenmemesinin yasaya uygun olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.
Davaların kısa zamanda sonuçlandırılması, adaletin bir an önce tecellisi için, taraflarca veya Mahkemelerce yapılması gereken bir kısım adli işlemler sürelere bağlanmıştır. Bilindiği üzere bu sürelerin bazılarını kanun bizzat belirlerken bir kısmını işin özelliğine, tarafların durumlarına göre belirlemesi için hakime bırakmıştır. Kanuni süreler açıkça belirtilen ayrıcalıklar dışında kesindir. Bu nedenle HUMK.nun 159. maddesinde açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hakim tarafından azaltıp çoğaltılamaz. Buna karşın, aynı yasanın 163. maddesine göre hakimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Hakim tayin ettiği süreyi henüz dolmadan azaltıp çoğaltacağı gibi, süre geçtikten sonra da tarafın isteği üzerine yeni bir süre tanıma yoluna da gidebilir. Bu takdirde verilen ikinci süre kesindir. Ancak, hakim kendi belirlediği sürenin kesin olduğuna da karar verebilir. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulü kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur. Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun, isterse hakim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletinde bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalıdır.
Gerek öğreti ve gerekse yerleşik yargısal kararlarda kabul edildiği üzere, kanıtlama yükümlülüğü altında bulunan tarafa, kesin önel konusu usuli işlemler hiçbir duraksamaya yer vermeyecek biçimde tek tek açıklanmalı, keşif veya tanık dinlenmesi için yapılması zorunlu olan giderler parasal olarak saptanıp bildirilmeli, ödeme için verilen süre belirtilmeli ve bu hususların yerine getirilmemesi halinde doğacak sonuçlar da ihtar olunmalıdır. Diğer yandan, ilgilisinin yokluğunda verilen ve aleyhe sonuçlar içeren ara kararlarının bildirilmesi ve bunun da 7201 sayılı Tebligat Kanun’u hükümlerine uygun olarak yapılması gereken giderlerin ise, taraflardan alınması veya suçüstü ödeneğinden karşılanması gerekir.
Somut olayda, mahkemece, feshin işverence haksız olarak yapıldığı ve diğer alacak miktarlarının davacı tanıklarının beyanlarına göre belirlendiği, davalıların cevap dilekçesinde ve delil listesinde tanık bildirdikleri ancak davalı tanıkları dinlenmeden karar verildiği anlaşılmış olup, davalı tanıkları dinlenmeden davalıların savunma hakları kısıtlanarak eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi bozmayı gerektirir.
Sonuç:Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebeplerden dolayı BOZULMASINA,sair hususların bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 20.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.