Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2009/8470 E. 2010/914 K. 12.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8470
KARAR NO : 2010/914
KARAR TARİHİ : 12.02.2010

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 107 ada 4 parsel sayılı 3224,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan ve taş dökülmek suretiyle kullanılırken sonradan terk edilen yerlerden olduğu belirtilerek davalı …adına tespit edilmiştir. Davacı …, satış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazın kadastro tespitinin iptali ile davacı … adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı …vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın tarım arazisi niteliğinde olduğu, davacının dayandığı 1937 tarih ve 312 numaralı vergi kaydı kapsamında kaldığı ve davacı lehine zilyetlikle mülk edinme şartlarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; taşınmazın niteliği ile ilgili olarak alınan zirai bilirkişi raporu karşısında zilyetlikle mülk edinme şartlarının ne şekilde gerçekleştiğinin belirlenmemesi ve tespite aykırı sonuca varıldığı halde tespit bilirkişilerinin tamamının dinlenilmemiş olmaları nedeniyle yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Sağlıklı sonuca varılabilmesi için, çekişmeli taşınmaza komşu olan parsellerin onaylı tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler getirtilip dosya tamamlandıktan sonra mahallinde yaşlı, tarafsız yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler, aynı yönteme göre tespit edilecek taraf tanıkları ile önceki keşifte dinlenen mahalli bilirkişi ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu katılımı ile yeniden keşif yapılarak, dinlenecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmazın öncesinin mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, taşınmazın Devletin hüküm ve tasarrufu altında bulunan yerlerden olması halinde imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, imar ve ihyaya konu edilmiş ise ihyanın hangi tarihte başlayıp ne zaman bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; ziraat mühendislerinden oluşan 3 kişilik uzman bilirkişi kurulundan daha önce yapılan keşif sonucu dosyaya ibraz edilen ziraat bilirkişi raporundaki bulgular değerlendirilmek, çekişmeli taşınmazın toprak yapısı ile komşu parsellerin toprak yapısı karşılaştırılmak suretiyle ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanak ve dayanaklarıyla denetlenmeli, alınan beyanlar ile önceki keşifte dinlenen mahalli bilirkişi beyanları arasında çelişki ortaya çıktığı takdirde çelişki giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişisine keşfi izlemeye elverişli kroki düzenlettirilmeli; zilyetlikle birleşmediği takdirde vergi kaydına itibar edilemeyeceği, zeminde ekonomik amaca uygun kullanımın kanıtlanamaması halinde davanın reddine karar verilmesi ve taşınmaz üzerindeki zeytin ağacının 3402 sayılı Yasa’nın 19/2. maddesi uyarınca muhtesat olarak gösterilmesi gerekeceği düşünülmeli, bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonuca göre karar verilmelidir. Eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davalı …vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 12.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.