YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2009/8475
KARAR NO : 2010/919
KARAR TARİHİ : 12.02.2010
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 221 ada 3 ve 219 ada 15 parsel sayılı 1786,35 ve 779,80 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeni ile davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı … yasal süresi içerisinde bağış ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak 221 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tamamı ile 219 ada 15 parsel sayılı taşınmazın bir bölümü ile üzerinde bulunan evin adına tescili istemi ile dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabul kısmen reddine, çekişmeli 219 ada 15 parsel sayılı taşınmazın (A1) ve (A2) harfleri ile gösterilen bölümlerinin davacı … adına, kalan bölümün tespit gibi tesciline, çekişmeli 221 ada 3 parsel sayılı taşınmazın ise davacı … adına tesciline karar verilmiş, hüküm davalı … tarafından temyiz edilmiştir.
1- Dosya içeriğine, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının 219 ada 15 parsel sayılı taşınmazın temyize konu olan (A1) ve (A2) harfleri ile gösterilen bölümleri hakkındaki hükme yönelik, yerinde bulunmayan temyiz itirazlarının reddi ile bu parselle ilgili hükmün ONANMASINA,
2- Davalının 221 ada 3 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyizine gelince; Mahkemece zilyetlikle mülk edinme şartlarının davacı lehine gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahkemece taşınmazın kimden, ne şekilde intikal ettiği ve zilyetliğin sürdürülüş biçimi yöntemince araştırılmamıştır. Davacı taşınmazın dedesi …tarafından kendisine hibe edildiği iddiasına dayandığına göre taşınmazın hibe edilmesi yeterli olmayıp zilyetliğin de devredilmesi gerekir. Doğru sonuca varılabilmesi için taraflara yeni tanık bildirme inkanı tanınmalı, mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişilerle; taraf tanıkları ve tespit bilirkişileri huzuru ile keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve tanıklardan taşınmazın öncesinin kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, davacının iddia ettiği gibi, taşınmazın öncesi dedesi …e ait ait ise, davacıya bağışlanıp, bağışlanmadığı ve özellikle zilyetliğin devredilip devredilmediği hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle beyanlar arasındaki aykırılığın giderilmesine çalışılmalıdır. Belirtilen şekilde araştırma ve inceleme yapılmadan yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuş olması isabetsiz, davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 12.02.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.