Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/951 E. 2011/3645 K. 17.06.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/951
KARAR NO : 2011/3645
KARAR TARİHİ : 17.06.2011

MAHKEMESİ : LÜLEBURGAZ İCRA MAHKEMESİ (MÜSTEMİR YETKİLİ)

Gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçundan sanık …’un İİK.’nun 338/1. maddesi gereğince 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, hüküm yasal süresi içerisinde sanık tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığı tarafından bozma istemi ile dosya Daireye gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Sanığın hacizli de olsa taşınmazlarını bildirmemiş olması üzerine atılı suçun oluşumu için yeterli olduğundan taşınmazların değeri ve hacizli dosya alacaklarının miktarının saptanmasına ve söz konusu mal beyanında 4 tonluk saç kasa römorkun gösterilmiş olması ve sonradan üzerine haciz konulmuş bulunması karşısında tebliğnamedeki 1 ve 2. numaralı bozma istemine iştirak edilmemiştir.
Ancak;
1- Sanığın sabıka kaydı getirtilip dosya içine konulmadan cezalandırılmasına karar verilmesi,
2- Sabıka kaydı getirtilmeden ve sanığın kişiliği değerlendirilmeden yetersiz gerekçe ile cezanın ertelenmesine yer olmadığına karar verilmesi isabetsiz olup, temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmekle hükmün kısmen istem gibi BOZULMASINA, 17.06.2011 gününde oy çokluğu ile karar verildi.
(Muhalif )
KARŞI OY
Somut olayda ; Lüleburgaz 1. İcra Müdürlüğünün 2009/520 esas sırasında borçlu hakkında toplam 3.697, 49 TL’nın tahsili amacıyla takibe geçilmiş, tebliğ edilen ödeme emrine borçlu tarafından süresinde İcra ve İflas Kanununun 74 ncü maddesine uygun olarak verilen mal beyanında sadece “Trak Taş marka saç kasa 4 tonluk römorkum vardır.” şeklinde bildirimde bulunmasına karşın, yapılan araştırmada 25300 m2 ve 9900 m2 miktarlarında taşınmazlarının olduğu ve üzerinde başka dosyalardan dolayı haciz ve rehin şerhlerinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
Sanığın üzerine atılı bulunan gereçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu 5358 sayılı Yasa ile değişik İcra ve İflas Kanununun 338 nci maddesinin birinci fıkrasında, “Bu Kanuna göre istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikayeti üzerine, üç aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.” şeklinde düzenlenerek yaptırıma bağlanmıştır.
Atılı suçun oluşabilmesi için, beyanın, İcra ve İflas Kanununun 74 ncü maddesine uygun olması ve bilinerek gerçeğe aykırı beyanda bulunulması gerekmektedir.
Daha önce uzun süre icra ceza suçlarına bakan Yargıtay Yüksek 8. Ceza Dairesinin yerleşmiş kararlarına göre, hacizli malı bildirmeme gerçeğe aykırı beyanda bulunma suçunu oluşturmamaktadır. (Y. 8.C.D. 10/6/1996, E.6834, K.8566 ; Y. 8. C.D. 21/9/1993, E. 7407, K.9084)
Buna karşın, Dairemiz uygulamalarına göre de, sanığın kastının tayini açısından bildirmediği taşınır ya da taşınmazının hacizli olup olmadığının, hacizli ise değerinin hacizli dosya alacaklarını karşıladıktan sonra bu takip dosyası yönünden alacaklıyı tatmin edebilecek bir paranın kalıp kalmayacağı hususunun saptanarak, sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdiri gerektiği yönünde kararlar verilmiştir. (Örnek : Y. 16. H.D. 7/12/2006, 2006/5596-7861 ; Y.!6. H.D. 17/6/2008, 2008/3132-4434 ; Y. 16. H.D. 6/4/2009, 2009/572-2273).
Bildirilmeyen hacizli taşınmazların değerinin, diğer icra takip dosyası alacaklarını bile karşılamadığı ya da ancak karşıladığının belirlenmesi durumunda, gerçeğe aykırı beyanda bulunmak suçu oluşmayacağından, mahkemece bu yönde araştırma yapılarak sonucuna göre sanığın hukuki durumunu takdir etmesi gerektiği düşüncesindeyim.
Açıklanan nedenlerle çoğunluk görüşüne katılmıyorum. 17/6/2011