Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3344 E. 2011/1918 K. 18.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3344
KARAR NO : 2011/1918
KARAR TARİHİ : 18.04.2011

MAHKEMESİ : … KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında … ada, … parsel sayılı 12947,18 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, malikinin kim olduğu tespit edilemeyip, tarım alanına dönüştürülmesi mümkün olan yerlerden olduğu belirtilerek davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı S.. Ç.., yasal süresi içinde kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği iddiasına dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece verilen süre içerisinde davacı tarafça keşif giderlerinin mahkeme veznesine depo edilmediğinden keşif yapılamadığı, dosya kapsamına göre de davanın kanıtlanamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun düşmemektedir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 36. maddesinin ispat külfeti kendisine düşen taraf aleyhine uygulanabilmesi için, öncelikle taraflardan tanık ve diğer delil listelerinin alınması, dayanılan kayıtlar varsa celbedilip dosyaya konulması, komşu parsel tutanak ve dayanaklarının getirtilmesi, yerel bilirkişi adaylarının isimlerinin zabıta aracılığı ile tespit edilmesi, kısaca dosyanın keşfe hazır hale getirilmiş olması gerekir. Bundan sonra belirlenecek keşif günü ile ilgili ara kararında hakim, katip, mübaşir, yerel bilirkişi adayları, taraf tanıkları, uzman bilirkişilere verilecek ücretler, vasıta parası ve yapılacak tebligatlarla ilgili masraflar kalemler halinde gösterilip, bu ücretlerin temini ve yatırılması için ilgililere makul bir süre tanınmalı, ilgiliye tanınacak süre ile keşif günü arasında da, bilirkişi adayları, taraf tanıkları ve uzman bilirkişilere çıkarılacak davetiyelerin muhatabına ulaşabilmesi için yine uygun bir sürenin bulunmasına özen gösterilmeli, bu ara kararına uymamanın sonuçları, hazır bulunan davacıya ihtar edilip, hazır bulunmayanlara usulen tebliğ edilmelidir.
Somut olayda hükme dayanak yapılan ara kararında, keşif gideri olarak teknik bilirkişi ücreti, vasıta ücreti ve mahkeme heyeti yasal yolluğu olmak üzere toplam 442,50 TL keşif giderinin muhtıranın tebliğ tarihinden itibaren 20 gün içinde yatırılması için süre verilmiş ise de, yerel bilirkişiler ve tanıklar için gerekli ücretler ile tebligat giderlerinin belirlenmemesi nedeniyle, ara kararları yukarıda belirtilen özellikleri taşımamaktadır. Hal böyle olunca usule ve yasaya uygun bulunmayan ara kararına uyulmadığı gerekçesi ile
davacının keşif deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılması ve bunun sonucu olarak da davanın reddine ilişkin hüküm kurulmuş olması isabetsiz, davacının temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA 18.04.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.