YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/5027
KARAR NO : 2013/6034
KARAR TARİHİ : 31.05.2013
MAHKEMESİ :SULH HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sonucu, … Köyü çalışma alanında bulunan ve davacılar murisi … … adına tespit ve tescil edilen 115 ada 195 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde yer alan taşınmaz bölümü paftasında yol olarak gösterilmiştir. Davacılar paftasında yol olarak gösterilen kısmın 115 ada 195 parsel sayılı taşınmazın devamı olduğunu ileri sürerek bu parsele eklenmek suretiyle adlarına tesciline karar verilmesi istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının 2007 yılında kesinleştiği, dava tarihine kadar geçen süre içinde hak arama yoluna başvurulmadığı, böylece davanın makul sürede açılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, gayrimenkul mevzuatımızda kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanılarak hakkında tutanak düzenlenmeyen yerlerle ilgili olarak dava açma süresini sınırlayan yasal bir düzenleme bulunmamaktadır. Ayni haklar, yasal kısıtlama yok ise nitelikleri gereği her zaman ve herkese karşı ileri sürülebilir. 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesinde yer alan 10 yıllık hak düşürücü süre de bu nitelikteki taşınmazlarla ilgili olmayıp hakkında kadastro tutanağı düzenlenen taşınmazlara ilişkindir. Buna göre, mahkemece öncelikle dava şartları tamamlanarak davanın esasına girilmesi zorunludur. Somut olayda, 115 ada 95 parsel sayılı davaya konu yerin de parçası olduğu iddia edilen taşınmazın muris ….,adına tespit ve tescil edildiği göz önüne alındığında çekişmeli bölümün de …’dan kaldığının kabulü gerekir. … terekesinin el birliği mülkiyeti şeklinde olması nedeniyle davanın bir ya da birkaç mirasçısı tarafından yürütülmesi olanaksızdır. Hal böyle olunca öncelikle terekeye temsilci atanması veya tüm mirasçıların davaya katılımı ya da muvafakatleri sağlanmak suretiyle dava şartı sağlanmalı, bundan sonra işin esasına girilip iddia ve savunma doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece, bu yön göz ardı edilerek yasal olmayan gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup, davacılar vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, peşin yatırılan temyiz karar harcının talep halinde temyiz eden davacılara iadesine, 31.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.