Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2012/16316 E. 2012/21179 K. 26.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/16316
KARAR NO : 2012/21179
KARAR TARİHİ : 26.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, baskın hizmetinin 506 sayılı Yasa kapsamında geçmesi nedeniyle aynı dönemdeki sigortalı hizmetleriyle çakışan Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Davacı 26.5.2003 tarihinden itibaren 506 sayılı Yasa’ya tabi zorunlu sigortalılığının geçerli sayılarak, 1479 sayılı Yasa kapsamında Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 13.2.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasanın 33. maddesi ile değiştirilen ve 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasanın “sigortalılık hallerinin birleşmesi” başlıklı 53/1. maddesin geçmişe uygulanmak suretiyle istemin kabulüne karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının esnaf bağ-kur sigortalılığının 15.6.1978 tarihinde başlayan vergi kaydına istinaden 20.4.1982 tarihinde başladığı, Kurumca 20.4.1982-26.5.1987 tarih aralığında ve 10.11.1998 tarihinden itibaren esnaf bağkur sigortalı kabul edildiği, davacının 15.6.1978-31.4.1987 ve 10.11.1998-31.10.2000 tarihleri arasında vergi kaydının bulunduğu, ayrıca İnta Tıbbi Ürünler Ticaret Ltd Şti’nin hissedarı olduğu, şirketin 19.4.1996 tarihinde ticaret siciline kaydının yapıldığı, 25.12.2006 tarihinde tasfiyeye girdiği, tasfiye memuru olarak davacının atandığı, tasfiye dosyasının kapandığına dair evrak bulunmadığı, davacının 5.12.1988-4.1.1996 arası ve 26.5.2003-10.9.2007 tarihleri arası kesintisiz olarak SSK kapsamında çalışmalarının bulunduğu, şirket ortaklığı nedeniyle Kurumca 10.11.1998 tarihinden itibaren devam eder şekilde esnaf bağkur sigortalı kabul edildiğinden 26.5.2003 tarihinden sonraki SSK kapsamında çalışmaları ile esnaf bağ-kur sigortalılığının çakıştığı anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık, 506 sayılı Kanun ile 1479 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığın çakışması halinde hangisine öncelik verileceği noktasında toplanmaktadır.
Sosyal güvenlik sistemimizde çifte sigortalılığa yer verilmemiş olup “çakışan sigortalılık” olarak adlandırılan, bir sigortalının aynı anda birden fazla Sosyal Güvenlik Kurumuna tabi olması hali, zorunlu sigortalılıkların çakışması halinde yasalarda yer alan düzenlemelerde önceden başlayan sigortalılığa geçerlilik tanınarak, isteğe bağlı sigortalılıkta ise 506 sayılı Yasa’nın 85. maddesi uyarınca malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarına isteğe
bağlı olarak devam edebilmek için herhangi bir sosyal güvenlik kuruluşuna zorunlu ya da isteğe bağlı sigortalı olmamak koşulu arandığından isteğe bağlı sigortalılık ile zorunlu sigortalılığın çakıştığı bu gibi uyuşmazlıklarda, anılan maddede yer alan “sosyal güvenlik kuruluşlarına tabi olarak çalışmaya başlayanların, çalışmaya başladıkları günden itibaren” isteğe bağlı sigortalılığın sona ereceği hükmü dikkate alınarak zorunlu sigortalılığa değer verilmek suretiyle “çakışan sigortalılığın” çözüme kavuşturulması gerektiği Dairemizin ve Yargıtay’ın yerleşik içtihatları gereğidir.
1.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 saılı yasanın 53/1 maddesinde “Sigortalının, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık nedenlerinden birden fazlasına aynı anda tâbi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde; öncelikle (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı” bildirilmiştir. 17.4.2008 tarihli 5754 sayılı Yasanın 33. maddesi ile değiştirilen 5510 sayılı Yasanın “sigortalılık hallerinin birleşmesi” başlıklı 53/1. maddesinde “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (c) bendi kapsamında çalışması yoksa ilk önce başlayan sigortalılık ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılacağı bildirildiğinden 1.10.2008 tarihli 5510 sayılı yasanın 53/1 maddesi kapsamında uygulama yapılmalı ve bu kapsamda da çakışan sigortalılıklarda daha önceden başlayan sigortalılığa değer verilmelidir.13.2.2011 tarihli 6111 Sayılı Yasanın 33. maddesi ile değiştirilen ve 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren 5510 Sayılı Yasanın sigortalılık hallerinin birleşmesi başlıklı 53/1. maddesinde ise “Sigortalının, 4. maddenin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çakışması halinde, öncelikle aynı maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamında, (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılacağı” belirtilmiş ve aynı yasanın Geçici 33. maddesinde ise “Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmaz”hükmü getirilmiştir.
Somut olayda davacının ihtilaflı dönemde 26.5.2003-10.9.2007 tarihleri arasında SSK’na tabi zorunlu sigortalılığı bulunmakla beraber, 10.1.1998 tarihinde başlayan zorunlu 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılığının limited şirket ortaklığı ve 2.5.1983-24.9.2007 tarihleri arası düzenli yapılan prim ödemeleri nedeniyle devam etmesi nedeniyle önceden başlayıp devam eden sigortalılık 1479 sayılı Yasa’ya tabi sigortalılık olduğundan 26.5.2003 tarihinden sonraki Esnaf Bağ-Kur sigortalılığının iptaline karar verilmesi hatalı olmuştur.
Yapılacak iş; davacının önceden başlayan sigortalılığı 1479 sayılı Yasa kapsamındaki Bağ-Kur sigortalılığı olduğundan Kurum işlemine geçerlilik tanıyarak, davanın reddine karar vermekten ibarettir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 26/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.