YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/21055
KARAR NO : 2013/19393
KARAR TARİHİ : 20.09.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar, kötüniyet tazminatı, fazla çalışma, yıllık ücretli izin, dini ve milli bayram ücreti ve ikramiye alacağının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının, 08.03.1988-17.05.2005 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde işçi olarak çalıştığını, iş akdinin feshedilmesi üzerine açtığı, işe iade davasının lehine sonuçlandığını, işverence işe başlatılmadığını, tazminat ve alacaklarının ödenmediğini, çalıştığı dönemde günde en az 2 saat fazla mesai yaptığını, Toplu İş Sözleşmesi gereği ödenmesi gereken Mayıs 2005 ikramiyesinin ve evlenme yardımınında ödenmediğini, davalının kötü niyetli olduğun ileri sürerek, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, fazla çalışma ücreti, yıllık ücretli izin alacağı, dini, milli bayram ücreti, ikramiye alacağı ve kötü niyet tazminatının, yasal faizleri ile birlikte davalıdan tahsilini istemiş, Ankara 9 İş Mahkemesinde açtığı dava ile de toplu iş sözleşmesi dikkate alınarak yol ücreti ve hafta tatili ücret alacağı, talep etmiş, taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda artırarak 22.07.2009 tarihinde ıslah etmiştir.
Davalı vekili davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının, yıllık ücretli izin alacağı, kötüniyet tazminatı ve ikramiye alacağı taleplerinin reddi gerektiği, 15.02.2004-14.02.2006 yürürlük süreli Toplu İş Sözleşmesine göre davacının, bakiye kıdem tazminatı ve bakiye ihbar tazminatı talep koşullarının oluştuğu, son aylık yol ücretinin ödenmediği,hafta tatili ücret alacağı, dini ve milli bayram ve fazla çalışma ücret alacakları olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı yasal süresi içinde davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı,ulusal bayram ve genel tatil ücretinden hakkaniyet indirimi yapılması gerekip gerekmediği hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkan dahilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.
Somut olayda, Mahkemece, davacı tanıklarının beyanlarına görehaftada altı gün, 07.00-19.00 saatleri arasında çalışma olduğu, 1,5 saat ara dinlenmesinin düşülmesiyle haftada 18 saat fazla çalışma olduğu kabul edilmiş ise de davacının, dava dilekçesinde 07.00-18.00 saatleri arasında günlük en az 2 saat fazla çalışma yaptığını beyan ettiği halde, talep aşılarak günlük 3 saat fazla çalışma yapıldığının kabul edilmesi hatalıdır.
Öte yandan, davacı tanıklarının, Kavşakkaya barajı inşaatındaki çalışma süresi ile ilgili beyanda bulundukları, diğer birimlerde yapılan çalışmalar ile ilgili beyanlarının olmadığı ortadadır. Hal böyle olunca, sadece Kavşakkaya Baraj inşaatındaki çalışma süresi yönünden fazla çalışma yapıldığının ıspatlandığı, diğer dönemlere ilişkin fazla çalışma yapıldığının ıspatlanamadığı kabul edilerek fazla çalışma ücretinin belirlenmesi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Ayrıca, işverence dosyaya sunulan 2004 ve 2005 yıllarına ait puantaj kayıtlarında ve imzasız ücret bordrolarında davacıya fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti ödendiği anlaşılmış olup, bu belgelerde ödendiği belirtilen miktarların banka aracılığıyla davacıya ödenip ödenip ödenmediği araştırılarak, ödenmiş ise bu dönemlere ilişkin talebin reddi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi yanlıştır.
Hakkaniyet indirimi yönünden ise,ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının uzun bir süre için hesaplanması ve miktarın yüksek çıkması halinde Dairemizce son yıllarda hakkaniyet indirimi yapılması gerektiği istikrarlı uygulama halini almıştır. Ancak, ulusal bayram ve genel tatil çalışmalarının taktiri delil niteliğindeki tanık anlatımları yerine, yazılı belgelere ve işveren kayıtlarına dayanması durumunda böyle bir indirime gidilmemektedir. Somut olayda, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağının tanık beyanları ile tesbit edildiği dikkate alındığında, bu alacak miktarı üzerinden hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken, hakkaniyet indirimi yapılmaması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ : Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeple BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.09.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.