Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/3819 E. 2011/1739 K. 08.04.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3819
KARAR NO : 2011/1739
KARAR TARİHİ : 08.04.2011

MAHKEMESİ : … KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu … ada … parsel sayılı 11749,82 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz tapu kaydına dayanılarak davalı Hazine adına, … ada … parsel sayılı 24749,61 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ayrı bir tapu kaydına dayanılarak davalı M.. D.. adına, … ada … parsel sayılı 35249,45 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz da ayrı bir tapu kaydı nedeniyle davalı … adına, … ada … parsel sayılı 29499,54 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise tapu kaydı ve pay satın alma nedeniyle davacı Ü.. K.. adına tespit edilmiştir. Davacı Ü.. K.., yasal süresi içinde tapu kaydına dayanılarak adına tespit edilen … ada … parsel sayılı taşınmazın yüzölçümünün eksik tespit edildiği, eksikliğin … ada …, … ve … parsel sayılı taşınmazlarda kaldığı iddiası ile dava açmıştır. Yargılama aşamasında taşınmazın dava konusu olmadığı, davaya konu edilen yerin … ada … sayılı parsel olmayıp … ada … parsel sayılı taşınmaz olduğu anlaşılması nedeniyle … ada … parsel sayılı taşınmaz tutanağı da getirtilerek yapılan yargılama sonunda … ada … parsel sayılı taşınmaz hakkındaki davanın reddine, çekişmeli taşınmazın tespit gibi tesciline, … ada …, … ve … parsel sayılı taşınmazlar hakkındaki davanın kabulüne, çekişmeli taşınmazların kadastro tespitlerinin iptali ile … ada … parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (9E) ile gösterilen taralı bölümünün, … ada … parsel sayılı taşınmazın (11B) ile gösterilen taralı bölümünün, … ada … parsel sayılı taşınmazın (15C) ile gösterilen taralı bölümünün, … ada … parsel sayılı taşınmazın (10A) olarak gösterilen bölümünün ve aynı krokide (F) harfi ile gösterilen yol bölümünün … ada … parsel olarak tesciline, çekişmeli … ada …, … ve … parsel sayılı taşınmazların geri kalan bölümlerinin tapuya ve meranın da özel siciline tespit gibi tescillerine karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, yargılamanın açıklığı ilkesini kabul etmiştir. Anayasanın 141. maddesinde ifadesini bulan bu ilke, mahkemelerce verilen kararların gerekçelerinin açıklanmasını gerektirmektedir. Nitekim 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesi de kararın “gerekçe” içermesini zorunlu
kılmaktadır. Anılan madde uyarınca gerekçe, “iki tarafın iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususlar, ihtilaflı konular hakkında toplanan deliller, delillerin tartışması, ret ve üstün tutma sebepleri, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri ifade etmektedir. Başka bir deyişle gerekçe; hüküm fıkrasında yazılı sonuçlara nasıl varıldığının tereddüde yer bırakmayacak şekilde açıklanmasıdır. Kararın gerekçesi ile hüküm fıkrası birbirine sıkı sıkıya bağlı olup uyumlu bulunması zorunludur. Hüküm fıkrasında varılan sonucun nedenlerini açıklamayan ifadelerin gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir. Somut olayda mahkeme kararı gerekçe içermemektedir. Ayrıca Mahkemece, çekişmeli … ada … parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi krokisinde (9E) ile gösterilen bölümünün, … ada … parsel sayılı taşınmazın aynı krokide (11B) ile gösterilen bölümünün, … ada … parsel sayılı taşınmazın aynı krokide (15C) ile gösterilen bölümünün, … ada … parsel sayılı taşınmazın aynı krokide (10A) olarak gösterilen bölümünün ve aynı krokide (F) harfi ile gösterilen yol bölümünün … ada … parsel olarak tesciline karar verilirken … ada … parselin (10D) olarak gösterilen bölümü hakkında hüküm kurulmamıştır. Yine … ada … ve … parsellerin geri kalan bölümlerinin nitelikleri anlaşılamadığı gibi hangi bölümlerin kim adına tesciline karar verildiği de anlaşılamamaktadır. Kadastro hakiminin doğru ve infaz sırasında duraksamaya neden olmayacak biçimde ve infazı kabil sicil oluşturmak zorunda olduğu göz önüne alındığında, hükmün Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı prensibine aykırı şekilde gerekçesiz olması ve infazda karışıklığa yol açacak biçimde kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de (F) harfi ile gösterilen yerin niteliği belirlenerek; bu bölüm yol ise hakkında tutanak düzenlenmeyen yerler hakkında Kadastro Mahkemesinin görevli olmadığının nazara alınmamış olması da isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulüyle, usul ve yasaya aykırı bulunan hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre sair yönlerin şimdilik incelenmesine yer olmadığına 08.04.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.