YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4232
KARAR NO : 2011/7894
KARAR TARİHİ : 23.11.2011
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
KANUN YOLU: TEMYİZ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 139 ada 131 parsel sayılı 4208,11 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, miras yoluyla gelen hakka, paylaşmaya ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı Hazine, taşınmazın kaçak ve yitik şahıslardan kaldığını ve 1936 yılı umumi tahririnde Hazine adına kayıtlı bulunduğunu ileri sürerek dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, taşınmazın kaçak ve yitik kişilerden kalan yerlerden olmadığı ve davalı yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği ile edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesi ile yazılı şekilde hüküm kurulmuş ise de taşınmazın sınırında mera olması nedeniyle zilyetliğe elverişli yerlerden olup olmadığı yönünden yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmaza komşu 165 sayılı parselin tutanak örneği getirtilerek keşifte yararlanılmamıştır. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için çekişmeli taşınmazın bulunduğu köyde mera tahsisi bulunup bulunmadığı araştırılmalı, komşu 165 sayılı parselin kesinleşme durumunu da gösterecek şekilde tutanak örneği getirtilip; mahallinde elverdiğince yaşlı, tarafsız ve yöreyi iyi bilen komşu köyden seçilecek yerel bilirkişi kurulu, yine aynı yöntemle belirlenecek tanıklar, üç kişilik zirai bilirkişi kurulu ve uzman fen bilirkişisi de hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, dava konusu taşınmazın bitişiğinde bulunan ve temyize konu diğer dosyalardaki bilirkişi raporlarında mera olarak gösterilen 165 parsel sayılı taşınmazın geleneksel biçimde kullanılan (kadim) orta malı mera olup olmadığı, dava konusu taşınmazın öncesinin ne olduğu, bitişiğindeki meranın devamı niteliğinde olup olmadığı, mera ile arada ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı yerel bilirkişilerden sorulup saptanmalı, mahkemece taşınmazın konumu ve niteliği hakkında yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli; yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin tutanaktaki beyanlara aykırı düşmesi halinde tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek beyanlar arasındaki çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle giderilmeli, ziraatçı bilirkişi kurulundan taşınmazın niteliğini ve toprak yapısını, çevredeki taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde inceleyip irdeleyen, komşu mera parseli ile dava konusu taşınmaz arasında ayırıcı unsur olup olmadığını belirleyen rapor aldırılmalı, çekişmeli taşınmazın niteliği kesin olarak belirlenmeli, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli, ayrıntılı ve çekişmeli taşınmaz ile komşu mera parselinin konumlarını yan kesit krokisi ile gösterip açıklayan rapor ve harita düzenlettirilmeli, bundan sonra meralar üzerinde sürdürülen zilyetliğin hukukça değer taşımayacağı göz önünde bulundurulmak suretiyle tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı vekilinin ve davalının itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 23.11.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.