Yargıtay Kararı 1. Hukuk Dairesi 2021/10460 E. 2022/2386 K. 24.03.2022 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 1. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/10460
KARAR NO : 2022/2386
KARAR TARİHİ : 24.03.2022

MAHKEMESİ : GAZİANTEP BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 1. HUKUK DAİRESİ
DAVA TÜRÜ : TAPU İPTALİ VE TESCİL

Taraflar arasındaki tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemli dava sonunda Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince verilen 04.11.2019 tarihli 2021/1484 Esas ve 2021/1204 Karar sayılı ilamı yasal süre içerisinde davalılar vekili tarafından temyiz edilmiş olmakla; temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra, dosya incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı dava dilekçesinde, 1, 2 ve 4 parsel sayılı taşınmazlardaki payları ile ilgili işlemleri yapması ve dilediğinde satması için davalı oğlu …’i vekil tayin ettiğini ancak oğlunun taşınmazları annesi olan …’ye temlik ettiğini, devrin kendisinden habersiz yapıldığını ve bedel almadığını, taşınmazlardan gelir gelmemesi üzerine devri öğrendiğini, eski eşi olan davalı …’nin taşınmazları alacak ekonomik gücü olmadığını ileri sürerek tapu kayıtlarının iptali ile adına tesciline, mümkün olmazsa bedelin tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalılar cevap dilekçelerinde, davacının tarım reformunun takyidatlarından, şirketi ve şahsi borçları nedeniyle haciz gelmemesi için taşınmazların temlik edilmesinde yarar gördüğünü, boşanmasına rağmen davacının borçlarını eski eşi ve ondan olan çocuklarının ödediğini, davacının borçlarına kefil olduklarını, davacının ortağı ve müdürü olduğu şirketin banka borçları nedeniyle dava konusu taşınmazlara 2011 ve 2014 yıllarında 4.000.000,00 TL’lik ipotek tesis edildiğini, bu nedenle davacının temlikten haberinin olmamasının mümkün olmadığını, ipoteğe dayanak borçların kendileri tarafından ödenmeye devam ettiğini, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığını belirterek davanın reddini savunmuşlardır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, davalıların istinafı üzerine bölge adliye mahkemesince, sava şartlarının eksik olduğu, emredici usul kurallarına aykırılık olduğu ve davanın esasına etki eden delillerin yeterince toplanmadığı gerekçesiyle kararın kaldırılması ile dosyanın yeniden görülmesi için mahkemesine gönderilmesine karar verilmiş, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda vekalet görevinin kötüye kullanıldığı gerekçesiyle 1 ve 4 parsel sayılı taşınmazlar yönünden tapu kaydının iptali ve davacı adına tesciline, 2 parsel sayılı taşınmaz yönünden ise bedel isteminin kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
1. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.
2.İstinaf Nedenleri
Davalılar istinaf dilekçelerinde özetle, cevap dilekçelerindeki ve aşamadaki beyanlarını tekrarla davanın 7 sene sonra açıldığını, davacının 01.06.2021 tarihli celsede dava konusu 128 Ada 2 parsel sayılı taşınmazdaki tedbirin kaldırılması talebinde bulunduğunu, bunun da satış işleminin davacının talimatı doğrultusunda gerçekleştiğini gösterdiğini, 2011 yılında imzalanan krediler için dava konusu taşınmazlara ipotek tesis ettirildiğini, kredi sözleşmesinde davacının da imzası olduğunu, davacının borcu için …’nin taşınmazlarına da yüklü miktarda ipotek tesis edildiğini ve bu borçları çocukları ile birlikte …’nin halen ödemeye devam ettiklerini, davacının şahsi borçlarını nedeniyle düzenlediği senetler için de ödeme yaptıklarını, temlik tarihinden itibaren taşınmazları kendilerinin kullandığının tanık beyanları ile de sabit olduğunu, ispat yükü kendisinde olan davacının tanık dahil hiçbir somut delili olmadığını, gerekçeli kararın kendi içerisinde çelişkili olduğunu, vekaleti kötüye kullanılan kişinin vekili azletmesi ya da şikayet etmesi gerekirken olayda böyle bir şey olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemişlerdir.
3. Gerekçe ve Sonuç
Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesinin 04.11.2019 tarihli 2021/1484 Esas ve 2021/1204 Karar sayılı ilamı ile, satış bedelini davacıya ödediğini ispatlamakla yükümlü olan davalı vekil …’in ödemeyi usulen kanıtlayamadığı, ayrıca taşınmaz hisselerinin gerçek değerinden çok düşük bedelle satıldığı, davalıların taşınmaz hisselerinin tapuda gösterilenden daha yüksek bedelle satıldığını usulen kanıtlayamadıkları gerekçeleriyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
1.Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Temyiz Nedenleri
Davalılar temyiz dilekçelerinde özetle, vekaletnamenin baba-oğul arasında yapıldığını ve satış işleminin davacının talimatıyla yapıldığını, varlıklı bir kişi olan davacının şahsi veya şirket borçlarının haczine maruz kalmamak için taşınmazların temlik edilmesini istediğini, davacının işleri yolunda giderken savurganlık yapmaya başladığını, sonrasında ikinci evliliğini yapması için eşi ile kağıt üzerinde boşandığını ve evlendiğini, …’nin çocuklarının yanında kaldığını, çocuklarının ve …’nin davacının borçlarını ödediklerini, davacının borçlarının bir kısmına ayrıca kendilerini kefil ettiğini, milyonlarca lirayı bulan ödemelere kayıtların dosyada bulunduğunu, bu nedenle davacının iyi niyetinden ve vekalet görevinin kötüye kullanıldığından bahsedilemeyeceğini, davacının önce temlikten haberdar olmadığını sonrasında ise zamanla alabileceğini düşündüğünü beyan etmekle çelişkiye düştüğünü, davacının 2 parseldeki tedbirin kaldırılması talebinin satış işleminin davacının talimatı doğrultusunda gerçekleştiğini gösterdiğini, nitekim tanık İsmail’in 2 parselin üçüncü kişiye satıldığını ve parasını davacının aldığına ilişkin beyanı bulunduğunu, 2011 yılında Vakıfbank ile imzalanan genel kredi sözleşmesinde dava konusu taşınmazların ipotek gösterildiğini ve anılan sözleşmede davacının da imzası olduğunu, kolluk araştırmasında …’nin varlıklı biri olduğunun bildirildiğini, hatta davacının ortağı ve müdürü olduğu şirketin 4.000.000,00 TL borcu için …’nin taşınmazlarına ipotek tesis edildiğini, ancak mahkemece hatalı değerlendirme yapılarak davacının şahsi borcu olmadığı gerekçesi bunların dikkate alınmadığını, davacının kendilerini mağdur duruma düşürdüğünü, ayrıca davacının yüklü miktardaki senetlerinin de kendilerince ödendiğini ve senetlerin dosyaya sunulduğunu ancak bölge adliye mahkemesinin bunu dikkate almadığını, nitekim şirketle hiç bir ilgisi olmayan İsmail’in de borçları ödediğini, bu durumun da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dinlenen tanık beyanlarının bir kısmına gerekçeli kararda yer verilmediğini, her iki tarafın tanıkları da dava konusu taşınmazların satış tarihinden itibaren kendileri tarafından fiili olarak kullanıldığını beyan ettiklerini, ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının iki tanık dinletebildiğini, fakat bu tanıklarda hukuka uygun bir şekilde dinlenilmediğinden dolayı Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozma sebeplerinden biri olarak da bu durum belirtildiğini, davacının celsede bu tanıkların dinlenilmesinden de vazgeçtiğini ve hiçbir delille davasını ispat edemediğini, …’nin oğlu Abdulhekim’in adına kayıtlı bir taşınmazın ve dava konusu 2 parselin satılarak davacının borçlarının ödendiğini, bu durumun yapılan zabıta araştırmasıyla da tespit edildiğini ancak gerekçeli kararda belirtilmediğini, genel uygulama olduğu üzere bedelin tapuda düşük gösterildiğini, görevi kötüye kullanmanın suç olduğunu böyle bir durumda davacının kendilerini şikayet etmesi ve azletmesi gerektiğini ancak böyle bir durumun söz konusu olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemişlerdir.
3. Gerekçe
3.1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, vekalet görevinin kötüye kullanılması hukuksal nedenine dayalı tapu iptali ve tescil, olmazsa bedel istemine ilişkindir.
3.2. İlgili Hukuk
3.2.1. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununda (TBK) sadakat ve özen borcu, vekilin vekil edene karşı en önde gelen borcu kabul edilmiş ve 506 ncı maddesinde aynen; “Vekil, vekâlet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlüdür. Ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hâllerde vekil, işi başkasına yaptırabilir. Vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir. Bu itibarla vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır.
3.3. Değerlendirme
3.3.1. Dosya içeriğinden, davalı …’nin davacı …’in eşi iken 2002 yılında boşandıkları, davalı …’in ortak çocukları olduğu, davacının Şanlıurfa 1.Noterliğinin 30.12.2008 gün ve 33454 yevmiye numaralı vekaletnamesi ile 133 ada 1, 122 ada 4 ve 128 ada 2 parsel sayılı taşınmazlar için satış ve satış vaadi sözleşmesi yapma yetkilerini de içerir şekilde oğlu davalı …’i vekil tayin ettiği, anılan vekaletname uyarınca …’in dava konusu taşınmazları 05.01.2009 tarihinde davalı …’ye temlik ettiğini, …’nin de 2 parsel sayılı taşınmazı 30.10.2009 tarihinde dava dışı … …’a devrettiği, 21.10.2011 tarihli Vakıfbank kredi genel sözleşmesinde davacının da ortağı olduğu şirket adına 1.875.000,00 TL tutarlı kredi çekildiği, sözleşmede davacının da imzasının bulunduğu, aynı bankadan aynı şekilde 25.05.2010 tarihinde de 1.250.000,00 TL tutarlı kredi çekildiği, 02.02.2010 tarihli Halkbank kredi sözleşmesinde şirket adına 750.000,00 TL tutarlı kredi çekildiği ve şirket adına imzayı davacının attığı, dava konusu 4 parsel sayılı taşınmaza 31.10.2014 tarihinde, 1 parsel sayılı taşınmaza da 19.10.2011 tarihinde Vakıfbank lehine ipotek tesis edildiği anlaşılmıştır.
3.3.2. Bilindiği üzere, vekalet görevinin kötüye kullanılmasına ilişkin uyuşmazlıklarda asıl olan vekilin vekil edenin iradesine uygun davranıp davranmadığı hususudur.
3.3.3. Somut olayda, davacı ile davalı …’nin boşanmalarına rağmen ailevi ve beşeri ilişkilerinin devam ettiği, temlikten 2 ve 5 yıl sonra davacının müdürü olduğu şirket lehine dava konusu taşınmazlara ipotek tesis edildiği, eldeki davanın ise ipotek tesis tarihlerinden 2 ve 5 yıl sonra açıldığı, vekil edenin iradesine aykırı olduğunu iddia ettiği temliki en geç ipotek tarihinde öğrendiğinin kabulü gerektiği kuşkusuzdur. Vekalet görevinin kötüye kullanılması davalarında zamanaşımı ve hak düşürücü süre uygulanması mümkün değil ise de, iradeye aykırı davranışın öğrenilmesine rağmen uzunca sayılacak sürede dava açılmamış olması işlemin iradi olduğu ve vekaletnamenin iradeye uygun olarak kullanıldığı yönünde delil niteliğindedir. Diğer taraftan, dinlenilen tanık beyanlarından da vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı anlaşılmaktadır.
3.3.4. Hal böyle olunca, vekalet görevinin kötüye kullanılmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru değildir.
VI. SONUÇ:
Davalılar vekilinin değinilen yön itibariyle yerinde bulunan temyiz itirazlarının kabulü ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 373/1. maddesi uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, ilk derece mahkemesi kararının yukarıda yazılı nedenlerden dolayı 6100 sayılı HMK’nin 371/1-a maddesi uyarınca BOZULMASINA, dosyanın kararı veren Şanlıurfa 1. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, kararın bir örneğinin Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, alınan peşin harcın temyiz edenlere geri verilmesine, 24.03.2022 tarihinde kesin olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.