Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/13917 E. 2012/21149 K. 26.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/13917
KARAR NO : 2012/21149
KARAR TARİHİ : 26.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, iş kazası sonucu maluliyetinden doğan maddi ve manevi tazminatın ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalılardan Makro İnşaat Ticaret Ltd.Şti. İle Alke İnşaat San. Tic. A.Ş. vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle, kanuni gerektirici sebeplere göre, davalıların aşağıdaki bendlerin kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddine,
2-Dava iş kazası sonucu sürekli iş göremezlik nedeniyle sigortalının maddi ve manevi zararlarının giderilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulü ile, 177.322,35 TL maddi tazminatın 1.000,00 TL’ sinin kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile, bakiye 176.322,35 TL’sinin faizsiz olarak ve 51.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar Alke İnş. San. ve Tic. A.Ş. ve Makro İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerin incelenmesinden; iş kazası sonucu davacının sürekli iş göremezlik oranının % 46 olduğu, SGK Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından olayın iş kazası olduğunun tespit edildiği, olayın meydana gelmesinde, davacı işçinin % 20, davalılar Alke İnş. San. ve Tic. A.Ş. ve Makro İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.’nin % 80 oranında kusurlu bulundukları, davalılar Sosyal Güvenlik Kurumu ve Toplu Konut İdaresi’nin kusurlarının bulunmadığının belirtildiği, bilirkişi hesap raporunda iki seçenekli hesap yapıldığı, birinci seçenekte SGK kayıtlarında belirtilen miktara dosyada bulunan para makbuzlarının eklenmesi suretiyle tespit edilen aylık 2.000,00 TL ücret baz alınarak yapılan hesaplamada 177.332,35 TL tutarında maddi zarar tespit edildiği, ikinci seçenekte Kamyon Şoförleri Esnaf Odası tarafından bildirilen aylık 750,00 TL emsal ücret baz alınarak yapılan hesaplamada 16.284,18 TL tutarında maddi zarar tespit edildiği anlaşılmaktadır.
Tazminatın saptanmasında ilke olarak sigortalının maddi zararı hesaplanırken öncelikle tazminat hesabını doğrudan etkileyecek olan sigortalının gerçek ücretinin açıkça saptanması gerekmektedir. Gerçek ücretin ise işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarından saptanacağı, işçinin imzasının bulunmadığı işyeri ve sigorta kayıtlarının nazara alınamayacağı, işçinin imzasının bulunduğu ücret tediye bordrolarının bulunmaması durumunda işçinin yaşı, kıdemi, mesleki durumu dikkate alınarak, emsal işi yapan işçilerin aldığı ücret gözönünde tutularak belirlenmesi gerektiği, Dairemizin giderek Yargıtay’ın yerleşmiş görüşlerindendir.
Somut olayda, davacı işçinin imzasını taşıyan ücret bordrolarının bulunmadığı, Kamyon Şoförleri Esnaf Odası tarafından bildirilen emsal ücretin aylık 750,00 TL olduğu, dosyaya sunulan ve bilirkişi hesap raporuna esas alınan para makbuzlarının doğruluğunun araştırılmadığı anlaşılmaktadır.
Mahkemece yapılacak iş; bilirkişi hesap raporuna esas alınan para makbuzlarına karşı davalı işveren şirketin beyanlarının alınması ile bu beyanlara göre doğruluğunun araştırılması, aksi takdirde meslek odası tarafından belirlenen değere göre yapılan hesaplamada çıkan sonuca göre maddi tazminat talebi hakkında karar vermekten ibarettir.
Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi hükmüne göre hakimin, özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan
kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hakimin, bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması, bunun yanında olayın işverenin işçi sağlığı ve güvenliği önlemlerini yeterince almamasından kaynaklandığı da gözetilerek gelişen hukuktaki yaklaşıma da uygun olarak tatmin duygusu yanında caydırıcılık uyandıran oranda manevi tazminat takdir edilmesi gerektiği açıkça ortadadır. ( HGK 23/06/2004, 13/291-370 )
Bu ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hükmedilen 51.000,00 TL manevi tazminatın fazla olduğu ortadadır.
Mahkemece bu maddi ve hukuki olgulara aykırı biçimde eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir
O halde, davalıların bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine 26/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.