Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2010/267 E. 2010/887 K. 11.02.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/267
KARAR NO : 2010/887
KARAR TARİHİ : 11.02.2010

MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 133 ada 5 parsel sayılı 12334.31 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, tarım alanına dönüştürülmesi mümkün ham toprak niteliğindeki yerlerden olması nedeniyle davalı Hazine adına tespit edilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli parselin fen bilirkişilerinin 25.05.2009 tarihli raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının davacının murisi… mirasçıları adına payları oranında tesciline, (B) harfi ile gösterilen kısmının davalı Hazine adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece çekişmeli taşınmazın temyize konu (A) harfi ile gösterilen 2892.19 m2’lik kısmının tarım arazisi olduğu ve davacılar yararına zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm için yeterli bulunmamaktadır. Keşif sonucu düzenlenen zirai bilirkişi raporunda taşınmazın doğusundan ve batısından dere yatağı geçtiği, 3-4 yıldır kıraç koşullarda tarım arazisi olarak kullanıldığı belirtilmiş; keşif sırasında dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar, dava konusu taşınmazın 40-50 yıldır davacı tarafın zilyetliğinde olduğunu beyan etmişlerdir. Zirai bilirkişi raporu ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları çelişmektedir. Dava konusu taşınmazın doğu ve batı sınırındaki dere yatağı için uzman jeolog bilirkişiden de rapor alınmamıştır. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için üç ziraat mühendisi ve bir jeologdan oluşan bilirkişi kurulu aracılığıyla mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte çekişmeli taşınmazın öncesinde kime ait olduğu, kimden kime intikal ettiği, üzerindeki zilyetliğin ilk ne zaman başladığı, kimler tarafından hangi tarihten beri ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin ekonomik amaca uygun olup olmadığı veya kesintiye uğrayıp uğramadığı hususları yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından sorulup saptanmaya çalışılmalı, beyanları arasında doğabilecek çelişkiler yöntemince giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde hazır olacak tespit bilirkişilerinin tamamı tanık sıfatıyla dinlenmek suretiyle aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır. Keşfe katılacak uzman jeolog bilirkişiden çekişmeli taşınmazın derenin etkisinde kalıp kalmadığı, dere yatağından edinilip edinilmediği ve jeolojik yönden zilyetlikle mülk edinilmeye olanaklı yerlerden olup olmadığını bildirecek şekilde, üçlü ziraatçı bilirkişi kurulundan da çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliği ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde bildirecek biçimde rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı izleyip değerlendirmeye olanak verecek rapor düzenlettirilmeli, hazır bulundurulacak fotoğrafçı bilirkişiye çekişmeli taşınmazın bütün yönlerden fotoğrafları çektirilmelidir. Ayrıca davacının murisi… ve…’ın tüm mirasçıları adlarına belgesizden tespit edilen taşınmazların tespit tutanak örnekleri de getirtilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde belirtilen (100/40 dönüm) sınırlamalar yönünden belgesizden kazanılan yerler bulunup bulunmadığı hususu araştırılmalı, toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulması isabetsiz olup davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA 11.02.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.