Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2011/4391 E. 2011/2884 K. 24.05.2011 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/4391
KARAR NO : 2011/2884
KARAR TARİHİ : 24.05.2011

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO

Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında temyize konu olan 103 ada 29 parsel sayılı 45.883,92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, malikinin kesin olarak bilinememesi nedeniyle 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 18.maddesi gereğince Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve müşterekleri, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak çekişmeli taşınmazın miras bırakanları … ve … … adına tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve çekişmeli 103 ada 29 parsel sayılı taşınmazın … çocukları 1911 doğumlu … … mirasçıları ile 1914 doğumlu … mirasçıları adına verasette iştirak olarak tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, dava ve temyize konu olan 103 ada 29 parsel sayılı taşınmaz üzerinde davacı taraf yararına edinme koşullarının oluştuğu kabul edilerek karar verilmiş ise de, yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar vermeye yeterli bulunmamaktadır. Mahallinde yapılan keşifte dinlenen yerel bilirkişi ve tanıklar 103 ada 29 parsel sayılı taşınmazın eskiden beri tarımsal amaçla kullanıldığını bildirmişlerdir. Keşif sonrasında dosyaya sunulmuş uzman ziraatçı bilirkişi raporunda da aynı taşınmazın 2. sınıf tarım arazisi olduğu, çekişmeli taşınmazın en az 5-6 yıldır kullanıldığı bildirilmiş ancak, daha önce kullanılıp kullanılmadığı ve kullanılıyorsa kullanım süresi açıklanmamıştır. Bu durumda çekişmeli 103 ada 29 parsel sayılı taşınmaz üzerinde sürdürülen zilyetliğin, edinmeye elverişli süreyi bulup bulmadığı noktasında ziraatçı bilirkişi raporunda belirsizlik oluştuğu gibi, ziraatçı bilirkişi raporu ile yerel bilirkişi ve tanık sözleri arasında da çelişki doğmaktadır. Bu belirsizlik aydınlatılmadan ve doğan çelişki giderilmeden karar verilmiş olmasında isabet bulunmamaktadır. Bu nedenle, üç kişiden oluşacak ziraatçı bilirkişi kurulu, üç kişiden oluşacak jeolog bilirkişi kurulu ve uzman fen bilirkişi hazır olduğu halde mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından çekişmeli taşınmazın kim tarafından hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, kullanımın kimden kime nasıl geçtiği ve kullanım süresinin zilyetlikle edinmeye yeterli süreye ulaşıp ulaşmadığı olaylara dayalı olarak sorulup saptanmaya çalışılmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsellerin tutanak ve dayanaklarını oluşturan kayıtlarla denetlenmelidir. Beyanlar arasında
doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak yöntemince giderilmeli, tespite aykırı sonuçlara ulaşılması halinde hazır bulundurulacak tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır. Keşfe katılacak ziraatçi ve jeolog bilirkişi kurullarından ayrı ayrı, çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildiren, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresi ile zilyetlikle mülk edinmeye yeterli süreye ulaşıp ulaşmadığını açıklayan, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içeren, gerektiğinde çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı raporlar ve yine uzman fen bilirkişisinden de keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak veren ayrıntılı rapor alınmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek ulaşılacak sonuca göre bir karar verilmelidir. Mahkemece bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ile hüküm kurulması isabetsiz olduğu gibi, kabule göre de, çekişmeli taşınmazın kimler adına ve hangi pay oranlarıyla tescil edileceği açıkça gösterilmeyerek; kararın infazı sırasında tereddüt yaratacak şekilde hüküm kurulması da isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.5.2011 gününde oybirliği ile karar verildi.