YARGITAY KARARI
DAİRE : Hukuk Genel Kurulu
ESAS NO : 2018/587
KARAR NO : 2022/412
KARAR TARİHİ : 29.03.2022
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
1. Taraflar arasındaki “manevi tazminat” davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesince verilen davanın kısmen kabulüne ilişkin karar davacı vekili ve davalı tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 4. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
2. Direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; avukatlık yapan müvekkilinin İzmir’de bulunan ve davalıya ait olan taşınmazda kiracı olarak oturduğunu, ressam olan davalının ise Kanada’da yaşadığını, davalının Kanada’daki Türkiye Başkonsolosluğu ve Büyükelçiliği nezdinde ve ayrıca İzmir Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığı şikâyetinde müvekkili hakkında asılsız, iftira boyutuna ulaşan isnatlarda bulunduğunu, davalının tanıdığı bir polis memuruna gönderdiği elektronik postalarında da benzer ifadeler kullandığını, müvekkilini “senet mafyası, karanlık bir geçmişe sahip, Ergenekon üyesi, kendisine ait olan taşınmazlar ile kıymetli mallarını sahtecilikle üzerine almaya çalışan, Cumhurbaşkanı ve diğer devlet büyüklerinin ihanet içinde olduklarını anlatan, silahlı korumalar ile dolaşan, adam vurdurtan” olarak suçladığını, ancak bu iddialar ile ilgili yapılan soruşturma sonucunda takipsizlik kararı verildiğini, davalının eylemleri nedeniyle müvekkilinin kişilik haklarının saldırıya uğradığını ve büyük üzüntü yaşadığını ileri sürerek 200.000TL manevi tazminatın iftiranın müvekkili tarafından öğrenilme tarihi olan 26.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı Cevabı:
5. Davalı cevap dilekçesinde; yılın bir bölümünü Kanada’da bir bölümünü ise Türkiye’de geçirdiğini, eşi ile birlikte ressamlık yaparak geçimini sağladıklarını, kendisine ait taşınmazın giriş, birinci ve teras katını davacıya kiraya verdiğini, bir süre sonra kendi kullanımına ayırdığı orta kat daireyi de davacının bazı eşyalarını koyarak depo amaçlı kullanmak istediğini söylediğini, bu teklifi kabul etmediğini, bunun üzerine davacının planlı ve düzenli olarak tehdit uygulayarak korku ve panik yaşattığını, bundan kurtulmak için dava dilekçesine konu şikâyeti yapmak zorunda kaldığını, hiçbir zaman davacıya hakaret etmediğini, iftira amacının da olmadığını, dilekçe ve şikâyet hakkını kullandığını belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararı:
6. İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24.12.2013 tarihli ve 2011/676 E., 2013/631 K. sayılı kararı ile; dosya kapsamı ve İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/1159 E., 2013/628 K. sayılı kararı gereği davalının davacıya mafya ve Ergenekon üyesi olduğu, telefonları dinlettiğini belirterek maddi bir olay ve suç oluşturan eylem isnat etmek suretiyle iftirada bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 5.000TL manevi tazminatın 26.08.2011 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Özel Daire Bozma Kararı:
7. İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
8. Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 18.04.2016 tarihli ve 2016/2428 E., 2016/5196 K. sayılı kararı ile; 1. bendinde davacının tüm, davalının sair temyiz itirazlarının reddine karar verildikten sonra,“(2)…..Kişilik hakları hukuka aykırı olarak saldırıya uğrayan kimse manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir. Hakim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden fiil ve olayın özelliği yanında, tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hal ve şartların bulunacağı da gözetilerek, takdir hakkını etkileyecek nedenleri karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü, kanunun takdir hakkı verdiği hususlarda hakimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği Türk Medeni Kanunu’nun 4. maddesinde belirtilmiştir. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın giderilmesini de amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
Somut olayda; davaya konu olayın gelişimi ile yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde, davacı yararına hüküm altına alınan manevi tazminat fazladır. Davacı yararına daha alt seviyede manevi tazminata karar verilmesi gerekirken, yazılı biçimde karar verilmiş olması doğru değildir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir….” gerekçesi ile karar bozulmuştur.
Direnme Kararı:
9. İzmir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 27.12.2016 tarihli ve 2016/512 E., 2016/505 K. sayılı kararı ile; ceza mahkemesi kararında davacıya iftira attığı tespit edilen davalının ressam olup Kanada’da yaşadığı, İzmir İli, Güzelbahçe İlçesinde üç katlı bina sahibi olduğu, İzmir Barosuna kayıtlı avukat olan davacının ise birkaç defa vergi rekortmenliği bulunduğu, bu nedenle hükmedilen 5.000TL tazminatın tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına uygun olduğu ve fahiş olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
Direnme Kararının Temyizi:
10. Direnme kararı süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; mahkemece davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olup olmadığı, buradan varılacak sonuca göre daha az miktarda manevi tazminata hükmedilmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelerin irdelenmesinde yarar vardır.
13. Manevi zarar, kişilik değerlerinde oluşan objektif eksilmedir. Duyulan acı, çekilen ızdırap manevi zarar değil, onun görüntüsü olarak ortaya çıkabilir. Acı ve elemin manevi zarar olarak nitelendirilmesi sonucu, tüzel kişileri ve bilinçsizleri; öte yandan, acılarını içlerinde gizleyenleri tazminat isteme haklarından yoksun bırakmamak için yasalar manevi tazminat verilebilecek bazı olguları özel olarak düzenlemiştir.
14. Bunlar; kişilik değerlerinin zedelenmesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 24, isme saldırı (TMK m. 26), nişan bozulması (TMK m. 121), evlenmenin butlanı (TMK m. 158/2), boşanma (TMK m. 174/2) bedensel zarar ve ölüme neden olma [818 sayılı Borçlar Kanunu (BK) m. 47, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 56] durumlarından biri ile kişilik haklarının zedelenmesi (818 sayılı BK m. 49, 6098 sayılı TBK m. 58) olarak sıralanabilir.
15. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesi ile 818 sayılı BK’nın 49. maddesi diğer yasal düzenlemelere nazaran daha kapsamlıdır.
16. Türk Medeni Kanunu’nun 24. maddesinde;
“Hukuka aykırı olarak kişilik hakkına saldırılan kimse, hâkimden, saldırıda bulunanlara karşı korunmasını isteyebilir.
Kişilik hakkı zedelenen kimsenin rızası, daha üstün nitelikte özel veya kamusal yarar ya da kanunun verdiği yetkinin kullanılması sebeplerinden biriyle haklı kılınmadıkça, kişilik haklarına yapılan her saldırı hukuka aykırıdır.”
Dava konusu olay tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı BK’nın 49. maddesinde ise;
“Şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar para ödenmesini dava edebilir.
Hâkim, manevi tazminatın miktarını tayin ederken, tarafların sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate alır.
Hâkim, bu tazminatın ödenmesi yerine, diğer bir tazmin sureti ikame veya ilave edebileceği gibi tecavüzü kınayan bir karar vermekle yetinebilir ve bu kararın basın yolu ile ilanına da hükmedebilir.” düzenlemelerine yer verilmiştir.
17. Mülga 818 sayılı BK’nın 49. (6098 sayılı TBK’nın 58.) maddesi hükmüne göre takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar 22.06.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
18. Hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.
19. Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
20. Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü Kanun’un takdir hakkı verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği TMK’nın 4. maddesinde belirtilmiştir.
21. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır.
22. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
23. O hâlde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır.
24. Tüm bu açıklamalar ve yasal düzenlemeler ışığında somut olay incelendiğinde; eldeki davada davalı tarafından adli makamlara davacının mafya ve Ergenekon üyesi olup telefonları dinlettiğine dair yapılan şikâyetin asılsız, iftira boyutuna varan nitelikte olduğu ve bu nedenle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı hususunda mahkeme ile Özel Daire arasında herhangi bir uyuşmazlık bulunmamakta olup ihtilaf hükmedilen manevi tazminat miktarının fazla olup olmadığı noktasındadır.
25. Davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarına bakıldığında olay tarihi, olayın gelişim biçimi ile tarafların ekonomik ve sosyal durumları dikkate alındığında; mahkemece takdir edilen miktarın makul olduğu, objektif ölçülere göre belirlendiği ve fazla olmadığı sonucuna varılmıştır.
26. Hâl böyle olunca mahkemenin manevi tazminatın miktarının fazla olmadığı gerekçesiyle verdiği direnme kararı yerindedir.
IV. SONUÇ:
Açıklanan nedenlerle;
Davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile direnme kararının ONANMASINA,
Aşağıda dökümü yazılı (256,17TL) harcın temyiz edenden alınmasına,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesine göre uygulanmakta olan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 440/III-1. maddesi uyarınca karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere, 29.03.2022 tarihinde oy birliği ile kesin olarak karar verildi.