YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/23825
KARAR NO : 2013/15501
KARAR TARİHİ : 25.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, fazla mesai ücreti, hafta tatili ve prim alacağı ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı nedenlerle gerçekleşen miktarın faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davalı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 25.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davalı adına Avukat … geldi. Karşı taraf adına kimse gelmedi. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … ….. tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkili işçinin iş sözleşmesini aylık ücretinden haksız kesintiler yapılması sebebiyle haklı olarak feshettiğini, işçilik alacaklarının ödenmediğini beyanla, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin, aylık ücret, prim, fazla çalışma, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iş sözleşmesini fesihte haksız olduğunu, dava konusu alacaklara hak kazanılmadığını beyanla davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında davacının iş sözleşmesini fesihte haklı olup olmadığı noktasında uyuşmazlık vardır.
Somut olayda, davacı işçi 02.12.2008 tarihi itibariyle aylık ücret alacağından haksız kesintiler yapılması sebebine dayanarak iş sözleşmesini feshetmiştir. İşverene tebliğ edilen Bakırköy 40. Noterliği vasıtasıyla gönderilen, işçilik alacaklarının ödenmesi talebini içerir 04.12.2008 keşide tarihli 3772 yevmiye nolu ihtarnamede, iş sözleşmesinin 02.12.2008 tarihinde feshine ilişkin sebep ayrıntısıyla açıklanmıştır. Davacı asil duruşmada alınan beyanında, iş sözleşmesinin feshinden önce işveren yetkilisince toplam 800,00 TL tutarında kesintinin yapılacağının söylendiğini, bu kesintinin ilk taksiti olan 300,00 TL’nin karşı çıkmasına rağmen son aya ilişkin aylık ücretinden kesildiğini, bunun üzerine iş sözleşmesini feshettiğini beyan etmiştir. Davalı taraf ise, aylık ücretten iddiaya konu kesintinin yapılmadığını savunmuştur. Mahkemece, yazılı gerekçeyle kıdem tazminatı talebinin kabulüne karar verilmiştir.
Davacının ücret bordrolarının incelenmesinden, bahsi geçen kesintiye ilişkin kaydın bulunmadığı, Kasım 2008 ayına ilişkin aylık ücretinin işçiye daha önce ödenen avansın mahsubuyla net 1069,52 TL tutarında tahakkuk ettirildiği anlaşılmaktadır. Banka kayıtlarının değerlendirilmesinden ise, genel olarak aylık ücretlerin ait olduğu ayı takip eden ayın ilk günü davacının hesabına yatırıldığı, Kasım 2008 ayına ilişkin aylık ücretin bordroda tahakkuk ettirildiği üzere net 1069,52 TL tutarında ödenmesi gerekirken, ödeme zamanı olan 01.12.2008 tarihinde işçinin banka hesabına 756,66 TL miktarında yatırıldığı, aradaki farkın ise 312,86 TL tutarında olduğu görülmektedir. Bu itibarla, feshe dayanak olarak açıklanan ve duruşmada alınan davacı asilin beyanında işaret edilen ücret kesintisi doğrulanmıştır. Keza bir kısım davacı tanıklarınca da, işçinin kusuru olsun ya da olmasın bir kısım işlemler sebebiyle ücretlerden kesinti yapıldığı bildirilmiştir. Bahsi geçen kesinti tutarının iş sözleşmesinin feshinden sonra 03.12.2008 tarihinde davacının banka hesabına yatırıldığı anlaşılmakta ise de, anılan kesintinin fesih tarihinden sonra işçiye iade edilmesi, feshi haksız hale getirmediği gibi, bilakis davalı işverenin kesintinin haksız olduğunu kabul ettiği şeklinde değerlendirilmelidir. Davacı tarafça da, işverene Bakırköy 40. Noterliği vasıtasıyla gönderilen 30.12.2008 keşide tarihli 5079 yevmiye nolu ihtarnamede bu duruma dikkat çekilmiştir. Anılan sebeple, davacının feshi 4857 sayılı İş Kanunu’nun 24/II-e maddesi uyarınca haklı sebebe dayanmaktadır. Hal böyleyken, mahkemece işçinin ücretinden banka kayıtları itibariyle kesinti yapılıp yapılmadığının belirlenemediği ve fakat salt tanık beyanlarından maaş kesintisi ile prim kesintisinin tespit edildiği şeklinde açıklanan gerekçe dosya kapsamına uygun değil ise de, kıdem tazminatı talebinin kabulü, sonucu itibariyle doğrudur.
3-Taraflar arasında davacının fazla çalışma ücreti alacaklarının hesaplanması noktasında uyuşmazlık vardır.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi, bu iddiasını ispatla yükümlüdür. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışma yapıldığının ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, yazılı delil niteliğindedir. Ancak, sözü edilen çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de, anılan çalışmaların olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında anılan çalışmaların karşılığının ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yapıldığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin çalışmasının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda, işçinin bordroda belirtilenden daha fazla çalışmayı yazılı belge ile kanıtlaması gerekir.
İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda, işçinin yapılan tahakkukun ayrıntılarını görme ve değerlendirme imkanı bulunmadığından, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille yapılabilir. Fakat bu durumda, banka aracılığıyla yapılan ödemelerin, ilgili döneme ilişkin hak kazanılan alacak miktarından mahsup edilmesi gereklidir.
Somut olayda, mahkemece, 25.04.2012 havale tarihli üçüncü bilirkişi raporuna itibarla fazla çalışma ücreti alacağı hüküm altına alınmıştır.
Davalı işverence, 27.09.2007-01.12.2008 tarihleri aralığını kapsar, davacının mesai giriş ve çıkış kayıtları dosyaya sunulmuştur. Anılan puantaj kayıtları, ikinci bilirkişi tarafından düzenlenen 28.03.2011 havale tarihli kök rapor ve 06.09.2011 havale tarihli ek raporda değerlendirilmiştir. Üçüncü bilirkişi tarafından düzenlenen 25.04.2012 havale tarihli raporda ise, puantaj kayıtları açısından, ikinci bilirkişi kök ve ek raporunda tespit edilen fazla çalışma sürelerinin esas alınacağı bildirilmiş, neticeten ise 06.09.2011 tarihli ek raporda tespit edilen fazla çalışma süreleri esas alınmıştır. Ne var ki, 06.09.2011 tarihli ek raporda puantaj kayıtlarına göre aylık bazda tespit edilen fazla çalışma süresi, üçüncü bilirkişi raporunda haftalık fazla çalışma süresi olarak esas alınarak hataya düşülmüştür.
Diğer taraftan hükme esas bilirkişi raporunda, puantaj kaydı bulunmayan dönem için de, puantaj kayıtlarına göre tespit edilen ortalama fazla çalışma süresinin esas alınması, ayrıca Temmuz 2008 ve Ağustos 2008 aylarına ait imzasız ücret bordrosunda tahakkuk ettirilen fazla çalışma ücretlerinin banka aracılığıyla ödenmiş olmasına rağmen anılan ödemelerin nazara alınmaması da hatalıdır.
Anılan sebeplerle, puantaj kaydının bulunduğu çalışma dönemi bakımından, ikinci bilirkişi tarafından düzenlenen 06.09.2011 havale tarihli ek raporda belirlenen aylık bazda fazla çalışma süreleri esas alınmalıdır. Puantaj kaydının bulunmadığı dönem bakımından ise, taraf tanık beyanları bir değerlendirmeye tabi tutularak, davacının fazla çalışma yapıp yapmadığı hususunda bir sonuca gidilmelidir. Ayrıca, dosya içeriğindeki banka kayıtlarından, hesaplamaya dahil edilen Temmuz 2008 ve Ağustos 2008 aylarına ait imzasız ücret bordrosunda tahakkuk ettirilen fazla çalışma ücretlerinin banka aracılığıyla ödendiği anlaşıldığından, anılan tahakkuklar da nazara alınmalıdır.
Yukarıda yazılı sebeplerden, eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeyle karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebepten BOZULMASINA, davalı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 25.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.