YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/3019
KARAR NO : 2012/3605
KARAR TARİHİ : 19.04.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 110 parsel sayılı 200.353,96 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, kadim kullanım ve tapu kaydı nedeniyle mera olarak sınırlandırılmak suretiyle tespit edilmiştir. Davacı …, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne ve çekişmeli parselin fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün davacı … adına tesciline, kalan bölümün tespit gibi sınırlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, çekişmeli taşınmazın fen bilirkişisi raporunda (A) harfi ile gösterilen bölümünün tarım arazisi olduğu, üç tarafının şahıslara ait taşınmazlar ve bir tarafının da yol ile çevrili olduğu, davacı taraf yararına kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yolu ile edinme koşullarının gerçekleştiği kabul edilmek kabul edilmek suretiyle hüküm kurulmuş ise de yapılan araştırma, inceleme ve uygulama hüküm vermeye yeterli bulunmamaktadır. Çekişmeli taşınmazın tespit tutanağında, 28 nolu Toprak Komisyonu’nca yapılan çalışmalar sonucu 1957 numaralı tevzii parseli olarak mera niteliği ile sınırlandırıldığı ve 25.01.1967 tarih 91 numaralı tapu kaydına bağlandığı açıklanmıştır. Ne var ki, 1957 nolu tevzii parseline ait belirtmelik tutanağı ve tablendikatif ile tevzii paftası dosya kapsamına alınmamıştır. Dosyada bulunan Kağızman Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1967/229 Esas, 1969/114 Karar Sayılı dava dosyasında davacılar … … … ve arkadaşları tarafından davalılar Hazine ve … Köyü aleyhine” men’i müdahale ve men’i muaraza” davası açıldığı, mahkemece davaya konu yer mera olarak tahsis olduğundan zilyetlik iddiasının söz konusu olamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verildiği, kararın kesinleşme şerhinin bulunmadığı saptanmıştır. Fen bilirkişileri 12.05.2009 tarihli raporlarında Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1967/229 Esas, 1969/114 sayılı kararının çekişmeli taşınmazı kapsadığını ve bu dosyada bulunan 28 nolu Toprak Komisyonu’nca düzenlenen “… Köyü mera tahsis krokisinin” dava konusu taşınmazla birlikte dava konusu taşınmazın bulunduğu adayı da kapsadığını belirttikleri halde, mera tahsis haritası ile kadastro paftası ölçekleri eşitlenip çakıştırılmak suretiyle çekişmeli taşınmazın tahsisli mera içinde kalıp kalmadığı saptanmamış; mera yönünden yeterli araştırma yapılmamıştır. Uyuşmazlık; çekişmeli taşınmazın zilyetlikle kazanılabilecek yerlerden olup olmadığı ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesinde
açıklanan koşulların davacı yararına gerçekleşip gerçekleşmediği yönünde olduğuna göre; mahkemece, bölgede 28 nolu Toprak Komisyonunca yapılan çalışmalar sonucu oluşan belirtmelikler ve ekleri ile haritaları getirtilmek suretiyle dava konusu taşınmazın ve çevresinin komisyonca ne gibi işleme tabi tutulduğunun araştırılması, kadastro paftası ile tevzii paftası çakıştırılarak dava konusu taşınmazın konumunun belirlenmesi gerekir. O halde, doğru sonuca varılabilmesi için, tespit dayanağı olan 25.01.1967 tarih ve 91 nolu tevzii tapusunun oluşumuna esas olan belirtmelik tutanak ve haritaları, dağıtım cetvelleri getirtilip dosya ikmal edildikten sonra, mahallinde tespit bilirkişilerinin tamamı ile komşu köylerden belirlenen yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek 3 kişilik yerel bilirkişi heyeti ile taraf tanıkları ve 3 kişilik ziraat mühendisleri kurulu huzuruyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşif sırasında toprak komisyonu haritası, kadastro paftası ölçekleri eşitlenip çakıştırılarak yapılacak uygulama sonunda, çekişmeli taşınmaz üzerinde Toprak Tevzii Komisyonunca ne gibi işlem yapıldığı belirlenmeli, çekişmeli taşınmazın konumunu gösterir fen bilirkişisi kurulundan ayrıntılı ve gerekçeli kroki ve rapor alınmalıdır. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1967/229 Esas, 1969/114 sayılı kararındaki taraflar ile davacı arasında akdi veya irsi ilişki bulunup bulunmadığı araştırılmalı, anılan kararın kesinleşip kesinleşmediği incelenmelidir. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 1967/229 Esas, 1969/114 sayılı kararındaki taraflar ile davacı arasında akdi veya irsi ilişki bulunduğunun anlaşılması halinde ilam kesinleşmemiş ise tarafara tebliğ edilmesi sağlanmalı; uygulanarak, kapamı belirlenmek suretiyle davalı Hazine yararına kesin hüküm veya güçlü delil oluşup oluşmadığı araştırılmalıdır. İlamın, davacılar yönünden bağlayıcı olmadığının ve taşınmazın mera tahsis haritasının kapsamında kaldığının anlaşılması halinde tapu kaydının oluştuğu tarihten önce taşınmaz üzerinde 3402 sayılı Yasa’nın 46/1. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı; taşınmazın başında dinlenilecek yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından taşınmazın öncesinin ne olduğu, kadim mera olup olmadığı, taşınmaz üzerindeki zilyetliğin başlangıcı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve ne surette intikal ettiği ve ne şekilde kullanıldığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalıdır. Zirai bilirkişi kurulundan, arazinin niteliği ile, mera ile arada ayırıcı doğal ya da yapay unsur bulunup bulunmadığı, taşınmazın eğimi, toprak, yapısı, bitki örtüsü, kullanım durumu ile ilgili olarak aynı adada bulunan komşu taşınmazları bir bütün olarak değerlendirecek biçimde keşif sırasında çekilecek fotoğraflarla desteklenmiş ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalıdır. Bundan sonra tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece, bu hususlar göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 19.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi