YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/22856
KARAR NO : 2013/14792
KARAR TARİHİ : 18.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Taraflar arasındaki, kıdem, ihbar tazminatı alacağının ödetilmesi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilamda yazılı sebeplerle reddine ilişkin hükmün süresi içinde duruşmalı olarak temyizen incelenmesi davacı avukatınca istenilmesi üzerine dosya incelenerek işin duruşmaya tabi olduğu anlaşılmış ve duruşma için 18.06.2013 Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmişti. Duruşma günü davacılar adına Avukat … ile karşı taraf adına Avukat …… geldiler. Duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı, özel halk otobüsü durak denetim görevlisi olarak davalı şirket adına çalıştığını iddia ederek feshe bağlı haklarını ve ödenmeyen ücretlerinin ödenmesini istemiştir.
Davalı, davacı ile hizmet akdi ilişkisinin olmdığını, durakların denetiminin İETT tarafından yapıldığını, şirketin zaten denetim görevininde bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, taraflar arasında iş ilişkisinin bulunduğuna dair yeterli somut delil bulunmadığı, davacı ile davalı arasında zaman, bağımlılık, işverenin denetim ve talimatı altında işin yapılması unsurlarının gerçekleşmemiş olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Karar davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bir davanın esas yönden başarı ile sonuçlanabilmesi için davanın doğru hasım tarafından doğru hasım aleyhine açılması, başka bir ifade ile o davada taraf durumunu alanların gerçekten davacı ve davalı sıfatını taşımaları gerekir. Bir kimsenin muayyen bir davada kendisine izafe edilen davacı ve davalı sıfatını haiz bulunup bulunmadığı hususu bir usul hukuku meselesi olmayıp maddi hukuka göre tayin edilen ve dava konusu hakkın özüne taalluk eden bir meseledir. Sıfatın bulunmaması halinde verilen karar davanın mesmu olmadığına dair olmayıp davanın esasına dair bir karardır (Prof.Dr.Baki Kuru, Hukuk Muhakemeleri Usulü 2.baskı 1968 sh.233). Uygulamada taraf sıfatı yokluğu “husumet” kavramı ile ifade edilmektedir.
Somut olayda, özel halk otobüslerinin hatlarının denetimi ve seferlerin düzenlenmesi İETT tarafından yapılmaktadır. Davalı şirketle İETT arasında yapılan sözleşmeye göre davalı şirketin görevleri arasında bu işlerin bulunmadığı anlaşılmaktadır.Tanık anlatımlarıana göre durak kahyalığı yaptıkları ve ücretlerini de şoförlerden aldığı anlaşılmaktadır.Sonuç olarak eldeki davada gerek emsal davalarda taraflar arasında iş sözleşmesinin bulunmadığı dolayısıyla davacının iş sözleşmesine dayanarak davalıdan hak talep edemeyeceği sonucuna varılması isabetlidir.
Mahkemenin davanın reddine karar vermesi sonuç itibariyle doğrudur. Ancak davada sıfat dava şartlarındandır. Sıfat yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verildiğine göre vekalet ücretinin tayin ve takdirinde Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin 7. maddesinin gözetilmesi gerekmektedir.
Yapılan inceleme sonucunda taraflar arasında iş sözleşmesi (husumet) bulunmadığı dolayısıyla davalının davada pasif husumete ehil olmadığı, davalı sıfatının bulunmadığı anlaşıldığına göre; davanın sıfat yokluğu nedeniyle(husumetten) reddine karar verilmesi gerekirken esastan red anlamına gelecek şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Ancak belirtilen yanlışlıkların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun geçici 3. maddesi uyarınca uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 438/7. maddesi uyarınca aşağıda belirtilen şekilde düzeltilerek onanması uygun bulunmuştur.
SONUÇ: 1-Temyiz olunan kararda hüküm fıkrasının 1.bendinin “ Davacının davalı aleyhine açtığı davanın husumet yanlışlığı nedeni ile reddine” şeklinde,
2-Yine hüküm fıkrasının 3. bendinin “Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 1.320,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine” şeklinde düzeltilerek yazılmasına, hükmün bu şekilde DÜZELTİLEREK ONANMASINA, davacı yararına takdir edilen 990,00 TL duruşma avukatlık parasının karşı tarafa yükletilmesine, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, 18.06.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.