Yargıtay Kararı 15. Hukuk Dairesi 2010/5491 E. 2010/6362 K. 24.11.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/5491
KARAR NO : 2010/6362
KARAR TARİHİ : 24.11.2010

Mahkemesi :Sulh Hukuk Hakimliği

Yukarıda tarih ve numarası yazılı hükmün temyizen tetkiki davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:

– K A R A R –

Dava, İcra ve İflas Kanunu’nun 67. maddesi hükmüne dayalı olarak açılmış olup; icra takibine takip borçlusu davalının vâki itirazının iptâli istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve verilen karar davacı vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bendinn kapsamı dışındaki sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Beyoğlu 4. İcra Müdürlüğü’nün 2008/20432 takip sayılı dosyası kapsamından; takip alacaklısı davacı tarafından, takip borçlusu davalı şirket hakkında adi takip yoluyla ve 08.08.2008 tarihli fatura dayanak alınarak, 7.071,00 TL asıl alacak ile 308,61 TL işlemiş temerrüt faizinin tahsilinin istendiği, takip borçlusunun süresi içindeki itirazı sonucu takibin durduğu anlaşıldığı gibi; itirazın iptâli davasının da bir yıllık süresi içinde açıldığı tespit olunmuştur.
Yanlar arasında T-Shirt dikim işinin davacı tarafından yapılması için “sözlü sözleşme” yapıldığı çekişmesizdir. Yanlar arasında bu sözleşme Borçlar Kanunu’nun 355. maddesi hükmünde tanımlandığı üzere; niteliğince, bir eser sözleşmesidir. Davacı yüklenici, davalı ise iş sahibidir. İcra takibine dayanak alınan ve davacı tarafından düzenlenen 08.08.2008 tarihli ve 1629 sıra numaralı faturada gösterilen 7.071,17 TL iş bedelinin tutarına yönelik olarak taraflar arasında uyuşmazlık yoktur. Davalı iş sahibi, sözleşme konusu ürünlerin ütülenmesi ve paketlenmesi işlerinin davacı tarafından ayıplı olarak yapılmış olması sonucu davacı ile anlaşma sağlanarak 2.027,00 TL tutarlı 28.08.2008 tarihli ve 17605 numaralı reklamasyon faturası düzenlendiğini ve iş bedelinden bu miktarın mahsubunun yapılması gerektiğini savunmuşsa da; davacı taraf ileri sürülen bu hususları kabul etmediği gibi; mahkemece de uzman bilirkişi aracılığıyla ürünler üzerinde inceleme yaptırılmadan davalının belirtilen savunması kabul edilerek iş bedelinden mahsup edilerek hüküm kurulmuştur.
Ayıp bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenicinin, iş sahibine olan borçlarına aykırı olarak, imalini yüklendiği eserin ayıplı olması durumunda; açık ayıplarda Borçlar Kanunu’nun 359., gizli ayıplarda ise 362. Maddesi hükümlerine uygun olarak ihbarda bulunduğu takdirde aynı Kanun’un 360. maddesinde tanınan haklarını iş sahibi kullanabilir. Davalının ayıp ihbarında bulunduğu anlaşılmakta ise de; ürünler üzerinde mahkemece uzman bilirkişi incelemesi yaptırılarak ayıbın derecesi saptanmadığından ihbarın süresinde yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır. Diğer yandan, ayıbın varlığı ve derecesi uzman bilirkişi aracılığıyla yaptırılacak inceleme sonucu belirlenmiş olmadıkça Borçlar Kanunu’nun 360. maddesinde öngörülen iş sahibi haklarının hangisinin kullanılması gerektiği mahkemece takdir edilemez. Ayrıca Vergi Usul Kanununun 229. maddesi hükmünde yapılan tanıma göre, reklamasyon faturası fatura olarak kabul edilemez.
O halde mahkemece yapılacak iş; ürünler mevcut ise üzerlerinde uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılarak ayıbın derecesinin tespit edilmesi, ayıp mevcut ise, derecesine göre ayıp ihbarının süresinde olup olmadığının belirlenmesi ve süresinde ise 2.027,00 TL’den fazla olmamak üzere ütü ve paketleme işlerindeki ayıp sebebiyle iş bedelinden indirilmesi gereken ayıpların giderilmesi bedeli saptanarak iş bedelinden mahsubunun yapılması; aksi halde takip konusu asıl alacak tutarı üzerinden davalının itirazının iptâline karar verilmesinden ibaret olmalıdır.
Açıklanan sebeplerle karar bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda 1. bentte belirtilen nedenlerle davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan sebeplerle diğer temyiz itirazlarının kabulüne ve kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcının istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, 24.11.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.