Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/11413 E. 2013/13570 K. 04.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11413
KARAR NO : 2013/13570
KARAR TARİHİ : 04.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının 09.11.2012 tarihli yetki ve çoğunluk tespitine ilişkin kararın iptaline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, davayı yetki yönünden reddetmiştir.
Hüküm duruşmalı olarak süresi içinde davacı avukatı tarafından temyiz edilmiş ise de; işin mahiyeti itibarıyla duruşma isteminin reddine, incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verilmiş olmakla dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı …-İş Sendikasının müvekkili şirket işyerinde işyeri toplu iş sözleşmesi yapmak üzere 29.06.2012 tarihinde yetki tespitine ilişkin başvurusu sonucu hakkında diğer davalı tarafından olumlu yetki tespiti işlemi yapıldığını, davalı sendika üye kayıt fişlerinin 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 13. maddesine göre üç iş günü içinde müvekkili şirkete gönderilmediğini, müvekkil şirketin işletmesini oluşturan bütün işyerlerinin işkolu tespitine ilişkin bakanlığın kesinleşmiş bir iş kolu tespit kararı bulunmadığını, bu konuda tespit başvurusu yapılması amacıyla taraflarına süre verilmesini istediklerini, müvekkili şirkette işyeri değil ancak işletme toplu iş sözleşmesinin yapılabileceğini, müvekkilinin Aksaray’da Gebze’de bulunan fabrikaları ile İstanbul ilindeki genel müdürlük olmak üzere işyerlerinin mevcut olduğunu, işlerin işletme esasına göre yürütüldüğünü, Gebze’deki fabrikada küp şeker üretimi, Aksaray’daki fabrikada şeker üretiminin yapıldığını, her iki fabrikanın genel müdürlüğünün ise İçerenköy/İstanbul’da bulunduğunu, yapılacak toplu iş sözleşmesinin işyeri değil işletme toplu iş sözleşmesi olması gerektiğini, başvuru tarihi itibariyle sendikanın yeterli sayıda üyeye sahip olmadığını iddia ederek davalı bakanlığın 09.11.2012 tarihli yetki ve çoğunluk tespitinin tespitine ilişkin kararın iptaline, müvekkil şirketin işletmesini oluşturan bütün işyerlerinin işkolu tespitine ilişkin bakanlığın kesinleşmiş bir işkolu tespit kararı olmadığından Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığına işkolu tespit başvurusu yapılması için süre verilmesine, müvekkili şirketin tüm işyerleriyle birlikte işletme olarak faaliyet yürüttüğünün tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı … vekili; söz konusu şirketin merkezinin Aksaray’da olduğunu, yetkili mahkemenin işyerinin bağlı olduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün bulunduğu yerdeki iş mahkemesi olan Aksaray iş mahkemesi olduğunu, davacının iddia ettiği İçerenköy adresindeki işyerinin 17 sıra numaralı ticaret, büro, eğitim ve güzel sanatlar işkolunda, Gebze adresindeki işyerinin 04 sıra numaralı gıda, sanayi işkolunda faaliyet gösterdiğini, işyerlerinin işletme kavramında değerlendirilebilmesi için aynı işkolunda kurulması gerektiğini, söz konusu işyerlerinin ayrı iş kollarında kurulduğunu, işletmenin söz konusu olmadığını, tespitte bir hata olmadığını, üyelik fişlerinin üç gün içinde işverene verilmemesinin yetki tespitinin iptalini gerektirmediğini, 6356 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 2. fıkrasına göre işkolu değişikliğinin bir sonraki dönem için geçerli olup yetki işlemlerinde yetki tespit davalarında işkolu tespit talebinin bekletici neden sayılamayacağını, işkolu tespitinin ise istenmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı Sendika vekili; davacı işyerinde çalışan toplam 361 işçiden 214’ünün sendikaya üye olduğunu, üye kayıt fişlerinin işverene gönderme zorunluluğunun bulunmadığını, işkolu tespit başvurusunun bekletici mesele yapılamayacağını, şirketin Aksaray fabrikasının ayrı bir şube olarak örgütlendiğini, küp şeker ve çay paketleme depolamasının gerçekleştiği Gebze fabrikasının ve şeker üretimi yapılan Aksaray’daki fabrikasının farklı işkollarında olduğunu, işletme esasının söz konusu olmadığını, pek çok işçinin sendikadan istifaya zorlandığını, örgütlenmede ön planda olan işçilerin çoğunun işten çıkartıldığını, bu nedenle itirazın kötü niyetli olduğunu, davanın amacının süreci uzatmak ve işçileri işten çıkartmak olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece toplanan kanıtlara dayanılarak, davacının işletme kapsamında yer aldığını iddia ettiği işyerlerinin Bakanlık tarafından başka işkolunda yer aldığının bildirildiği, söz konusu işyerlerinin 2822 sayılı Kanun’un 3/2 maddesi uyarınca işletme kabul edildiğine ilişkin bir karar bulunmadığı gibi Gebze’deki ve İçerenköy’deki işyerlerine ilişkin duruşma tarihine kadar davacının işkolu tespitine yönelik bakanlığa bir başvurusu bulunmadığı, bu nedenle davacının aynı işkolunda kurulu birden fazla işyerine sahip bir işletme niteliğinde olmadığı, bu durumda yetkili mahkemenin başvuru konusu yapılan asıl işin görüldüğü fabrika işyerine göre belirlenmesi gerektiği ve asıl işin görüldüğü fabrika işyerinin Aksaray’da olduğu gerekçesiyle davanın yetki yönünden reddine kararı verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Dava tarihinden önce yürürlüğe girmiş olan 6356 sayılı Sendikalar ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 79. maddesinde; “Bu Kanunun uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar iş davalarına bakmakla görevli ve yetkili mahkemelerde görülür. Ancak yedinci ila on birinci bölümlerin uygulanmasından doğan uyuşmazlıklar için, görevli makamın bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.” denilmiştir.
Yukarıdaki hükmün yollamada bulunduğu aynı Kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının “c” bendinde de Görevli Makamın; “İşyeri toplu iş sözleşmesi için işyerinin, işletme toplu iş sözleşmesi için işletme merkezinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünü, aynı Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün yetki alanına giren işyerleri için yapılacak grup toplu iş sözleşmelerinde bu işyerlerinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl
Müdürlüğünü, birden fazla Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün yetki alanına giren işyerlerini kapsayacak grup toplu iş sözleşmesi için ise Bakanlığı” ifade edeceği belirtilmiştir.
Diğer taraftan 6356 sayılı Kanun’un 34. maddesinin 2. fıkrasında, “Bir gerçek ve tüzel kişiye veya bir kamu kurum ve kuruluşuna ait aynı işkolunda birden çok işyerinin bulunduğu işyerlerinde, toplu iş sözleşmesi ancak işletme düzeyinde yapılabilir.” denilirken 4. fıkrasında ise, “İşletme toplu iş sözleşmesi yapılacak işyerlerinin aranılan niteliğe sahip olup olmadıklarına ilişkin uyuşmazlıklar, işletme merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede on beş gün içinde karara bağlanır. Kararın temyizi hâlinde Yargıtay on beş gün içinde kesin olarak karar verir.” hükmüne yer verilmiştir. Bu düzenlemeler 2822 sayılı Kanun’un 3. maddesinde de aynen yer almıştır.
Yine aynı Kanun’un 5. maddesinin 2. fıkrasında, “Yeni bir toplu iş sözleşmesi için yetki süreci başlamış ise işkolu değişikliği tespiti bir sonraki dönem için geçerli olur. İşkolu tespit talebi ve buna ilişkin açılan davalar, yetki işlemlerinde ve yetki tespit davalarında bekletici neden sayılmaz.” düzenlemesi yer almıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık davacı şirketin işyerlerinin aynı işkolunda yer alıp işletme oluşturup oluşturmadığı, toplu iş sözleşmesinin işyeri mi yoksa işletme mi düzeyinde olduğu ve yetki tespitine itiraz davasında hangi mahkemenin yetkili olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Somut olayda bir işyeri toplu iş sözleşmesi için yetki başvurusu ve davacının Aksaray fabrikasına dair işyeri düzeyinde yetki tespit işlemi söz konusudur.
Davacı, yetki tespiti yapılan Aksaray fabrikası dışında da işyerleri olduğunu, bunlardan Gebze’deki fabrikada yine şeker üretimi yapıldığını, İçerenköy’deki şirket merkezinde ise şirketin idare edildiğini, işyerlerinin işletme oluşturduğunu, öncelikle bunun tespitini istediklerini, bu noktada söz konusu işyerleri için işkolu tespiti yapılması bakımından süre verilip bunun bekletici mesele yapılması gerektiğini, davalı sendikanın işletmede çoğunluğu sağlayamadığını iddia etmektedir.
Davalı bakanlık ise davacının iddia ettiği diğer işyerlerinden Gebze’deki işyerinin 04 numaralı Gıda Sanayi işkoluna girdiğini, İstanbul’daki işyerinin ise 17 numaralı Ticaret, Büro, Eğitim ve Güzel Sanatlar işkoluna girdiğini, bu nedenle de işletmenin söz konusu olmadığını, yetkili mahkemenin ise Aksaray İş Mahkemesi olduğunu ayrıca 6356 sayılı Kanun’un 5/2. maddesi gereğince işkolu tespitlerinin bekletici mesele yapılamayacağını savunmaktadır.
Mahkemece davacının işyerlerinin farklı işkollarında yer aldığı, davacının işkolu tespiti için davalı bakanlığa başvurmadığı gerekçesiyle yetki tespitinin işyeri düzeyinde olması ve tespitin Aksaray fabrikasına ilişkin olması nedeniyle davanın yetki yönünden reddine karar verilmiştir.
Öncelikle belirtmek gerekir ki, 6356 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 2. fıkrasında yer alan düzenlemenin yetki süreci devam ederken ortaya çıkan ve çözümü aynı maddenin 1. fıkrasında özel olarak düzenlenen işkolu tespit prosedürü ile mümkün olan işkolu uyuşmazlıklarıyla sınırlı olarak değerlendirilmesi gereklidir. Ancak gerek 6356 sayılı Kanun’da gerekse mülga 2822 sayılı Kanun’da işletme kapsamına ilişkin uyuşmazlıkların bekletici mesele yapılamayacağına dair yukarıdaki düzenlemeye benzer bir düzenleme yer almamaktadır. Ayrıca işletme toplu iş sözleşmesi yapılmasına ilişkin kural kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenlerle işletme kapsamına ilişkin bir uyuşmazlık söz konusu ise, mahkemenin bu uyuşmazlığı çözmeye de yetkili olması halinde işletme olup olmadığı ile varsa kapsamına ilişkin uyuşmazlığın, mülga 2822 sayılı Kanun’un uygulandığı olaylarda söz konusu Kanunun 3. maddesinin 3. fıkrası hükmüne göre, 6356 sayılı Kanun’un uygulandığı olaylarda ise anılan Kanunun 34. maddesinin 4. fıkrası hükmüne göre ön mesele olarak çözüme kavuşturulması gereklidir. Yetki uyuşmazlığını inceleyen mahkemenin işletme olup olmadığı ile varsa kapsamına ilişkin uyuşmazlığı çözmeye yetkili olmaması halinde ise yine aynı hükümlere göre bu problemin çözümü bekletici mesele yapılmalıdır.
Bir başka yönden 6356 sayılı Kanun’un 5. maddesinin 2. fıkrasının zaman bakımından da uygulanmasının tespiti gereklidir. Söz konusu hüküm Kanun yürürlüğe girdikten sonra yeni başlayan yetki süreçlerinde ortaya çıkan işkoluna ilişkin uyuşmazlıklarda uygulanma kabiliyetine sahiptir. Dolayısıyla hükmün mevcut uyuşmazlık da bu yönden de uygulanması mümkün değildir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, yetkili mahkemenin belirlenebilmesi için önce davacının işletme iddiasının değerlendirilmesi gerekmektedir. Toplu iş hukukunda bir toplu iş sözleşmesi ünitesi olan işletmeden söz edebilmek için kural olarak aynı işverene ait, aynı işkolunda yer alan işyerlerinin bulunması gereklidir. İşverenin işletme kapsamındaki işyerleri için ancak tek bir toplu iş sözleşmesi yapılabilir. Bu toplu iş sözleşmesi ise işletme toplu iş sözleşmesidir. Bu kural yukarıda da kısaca bahsedildiği üzere kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmelidir. Mahkemece, davalı bakanlık tarafından verilen cevap yeterli kabul edilerek işletmenin var olup olmadığı belirlenmiş olup bu konuda yeterli araştırma ve inceleme yapılmamıştır. Bu nedenle ortada bir işletme olup olmadığı ile varsa merkezi netleştirildikten sonra yetkili mahkemenin belirlenmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.