Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/1583 E. 2012/2163 K. 12.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/1583
KARAR NO : 2012/2163
KARAR TARİHİ : 12.03.2012

MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

Taraflar arasında görülmekte olan tenkis davası sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Davacı; ortak miras bırakanları olan babası Hüseyin Karaahmet’in 07.11.2005 tarihinde vefat ettiğini, sağlığında kendisinden mirası kaçırmak amacıyla sahibi olduğu taşınmazların bir bölümünü murisin ikinci eşi olan davalı … ile kardeşlerine satış yolu ile temlik ettiğini öğrendiğini, saklı payının zedelendiğini belirterek temliki tasarrufların saklı payı oranında tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar; davanın yasal süresi içinde açılmadığını, saklı pay ihlalinin de bulunmadığını belirterek davanın reddinin gerektiğini savunmuşlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda saklı pay ihlalinin bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; murisin temlik harici taşınmazlarının davacının saklı payını karşılamaya yetecek düzeyde bulunması nedeniyle saklı pay ihlalinin olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de; yapılan inceleme yetersiz olup, değerlendirme de dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Miras ölüm ile açılır, miras bırakan 07.11.2005 tarihinde ölmüş olup olaya 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun uygulanacağı tartışmasızdır. Dava tarihi ise 04.06.2008’dir. 4721 sayılı Kanunun 571. maddesi tenkis davalarında uyulması gereken dava açma süresini eski kanundan farklı olarak “hak düşürücü süre” olarak öngörmüştür, mirasçıların saklı paylarının zedelendiğini öğrendikleri tarihten itibaren bir yıl ve her halde vasiyetnamelerde açılma tarihinin, diğer tasarruflarda mirasın açılması tarihinin üzerinden on yıl geçmekle tenkis davası açma hakkı düşecektir. Mahkemece davanın yasal süresi içinde açılıp açılmadığının re’sen dikkate alınması gerekmekte olup kaldı ki davalılardan Rabiye, davanın süresi içinde açılmadığını cevap dilekçesinde de belirtmiştir. Mahkemece doğru sonuca ulaşılabilmesi için; öncelikle davanın süresi içinde açılıp açılmadığının tespiti açısından taraflardan bu konudaki delilleri sorulup, gösterdikleri takdirde toplanmak suretiyle davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığı belirlenmeli, davanın yasal süresi içinde açıldığının anlaşılması halinde esasa girilerek araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir. Mahkemece bu yön gözardı edilerek davanın esasına ilişkin hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, bozma nedenine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden tarafa iadesine, 12.03.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.