YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/4890
KARAR NO : 2010/8686
KARAR TARİHİ : 15.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı esas davanın kabulüne, karşı davanın açılmamış sayılmasına yönelik olarak verilen hükmün davalı-karşı davacı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı …’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, davalı ile 1.11.2005 tarihinde düzenlenen harici satış sözleşmesi uyarınca davalının maliki olduğu binanın ikinci katındaki bir adet daireyi kendisine sattığını, bedeli olan 80.000,00 YTL yi de peşin olarak aldığını, sözleşmeye göre tapudaki satışı 1.12.2006 tarihinde adına yapması gerekirken aradan geçen zamanda bu edimini yerine getirmediğini, taraflar arasındaki taşınmaz satışına ilişkin sözleşmenin resmi şekile uyulmaması nedeniyle geçerli olmadığını, davalıya vermiş olduğu 80.000,00 YTL’yi geri alabilmek için Datça İcra müdürlüğünün 2007/492 esas sayılı dosyasında icra takibi başlattığını, davalının borçlu olmadığı gerekçesiyle takibe itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
Davalı, kızı …’nın tanıklığı huzurunda davacı ile 3.6.2003 tarihli sözleşme ile mülkiyeti kendisine ait tapulu arsaya inşaat yapma konusunda anlaştıklarını, 2003 yılında bitirilip teslim edilmesi gerekirken zamanında teslim edilmemesi üzerine 8.6.2006 tarihli ihtar ile davacının uyarıldığını, bu arada sözleşmeden kaynaklanan ödemelerini eksiksiz yerine getirdiğini, inşaatın bitirilememesi ve belediye, vergi dairesindeki işlemlerle ilgili olarak davacının “sen resmi dairelere gidip gelemiyorsun, bana bir kağıt ver imzala” diyerek aldığını, zira davacıya ihtar çekilen bir zamanda böyle bir sözleşmenin yapılamayacağını, öte yandan yükleniciye 80.000 YTL değerinde daire satılıp 35.000 YTL ödenmesinin akla mantığa aykırı olduğunu, yaşlı, cahil ve dini duyguları yoğun biri olduğunu, birkaç kez psikiyatri tedavisi gördüğünü, sözleşmenin hile nedeniyle hüküm ifade etmediğini savunarak davanın reddini dilemiş, karşı davası ile; inşaatın
2010/4890-8686
davacı tarafından bitirilmemesi üzerine başka birisi tarafından 3 yıllık gecikmeyle tamamlandığını, kira geliri kaybı olarak aylık 800 YTL üzerinden 2 daire için 3 yılda 28.800 YTL zararın tahsilini istemiştir.
Mahkemece, davanın kabulü ile Datça İcra Müdürlüğünün 2007/492 esas sayılı dosyasında yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit olduğundan alacağın % 40’ı oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, süresinde açılmayan karşılık davanın açılmamış sayılmasına karar verilmiş; hüküm, davalı-karşı davacı tarafından temyiz olunmuştur.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-İ.İ.K.nun 67/2 maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının dava ederek haklı çıkması zorunludur. Borçlunun kötü niyetle itiraz etmiş olması yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bunlardan ayrı alacağın likit ve belli olması gerekir. Yani alacağın yargılamayı gerektirmemesi gerekir.
Somut olayda, davacı alacağının yargılamayı gerektirdiği anlaşılmaktadır. Öyle olunca takip tarihi itibariyle likid ve talep edilebilir bir alacaktan söz edilemeyeceğinden davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilemez. Mahkemece yanlış değerlendirme sonucu bu istemin de kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden usulün 438/7. maddesi uyarınca hükmün düzeltilerek onanmasına karar verilmesi gerekmiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle; davalının diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bent uyarınca, mahkeme kararının 2.bendinde yer alan davalının icra inkar tazminatı ile sorumlu tutulmasına ilişkin cümlenin karardan çıkartılarak yerine aynen “yasal koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı isteminin reddine” sözlerinin yazılmasına, hükmün değiştirilmiş ve düzeltilmiş bu şekliyle ONANMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan 1.080.00 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.