YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/3985
KARAR NO : 2010/8647
KARAR TARİHİ : 15.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davalı avukatınca duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine ilgililere çağrı kağıdı gönderilmişti. Belli günde davalı vekili avukat … ile davacı vekili avukat …’in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanılmış ve hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra karar için başka güne bırakılmıştı. Bu kez temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kuyumculuk ve gözlükçülük işi yaparken birkaç yıl önce işlerini oğlu dava dışı …’a devrettiğini, 2008 yılı ağustos ayında oğlunun birçok kişiye borçlandığını öğrenince oğluna kızdığı için oğlu ile müşterek hissedarı olduğu şirketteki hisselerini oğlunun dava dışı eşine devrettiğini ve bu suretle sadece evrak üzerinde olan ortaklığını sona erdirdiğini, oğlu …’tan alacaklı olan davalının kendisi, … ve hissesini devrettiği şirket aleyhinde icra takibi yaptığını, ödeme emrinin Tebligat kanununun 21.maddesine göre tebliğ edilmesi ve haberdar olmaması nedeniyle icra takibinin kesinleştiğini, davalı ile arasında hiçbir alacak verecek ilişkisi bulunmadığını, davalının kendisine herhangi bir para vermediğini, para ve altınlardan haberinin olmadığını ileri sürerek borçlu olmadığının tesbitiyle kötüniyet tazminatının tahsilini istemiştir.
Davalı, davacının kuyumculuk yaptığı gibi yöredeki küçük tasarruf sahiplerinin birikimini değerlendirmekle tanındığı, kuyumculuk ve ihracatçılık yapılan işyerinin davacıya ait olduğunu, yöre insanının tabelasında …-İsmet-… yazılı işyerinde çalışanlara bizzat getirerek veya verilen hesaplara havale çıkarmak suretiyle teslim ettiğini, işyerinde teslim edilen veya hesaba havale edilen miktarlardan davacının da sorumlu olduğunu, davacının 1.9.2008 tarihinde oğlu …’la işbirliği yararak şirketteki hissesini oğlu …’un eşine devrettiğini savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece; İcra takibine konu altınların davacıya teslim edildiğine dair delil ve belge ibraz edilmediği, takibe dayanak belge davacının imzasının da bulunmadığı, altınların … Kuyumculuk olarak teslim edilmiş isede şirketin borcu nedeniyle 2010/3985-8647
davacıya gidilemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; hüküm, davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı ile oğlu … …’nin 1990 yılında birlikte kuyumculuk işini yürütmeye başladıkları, 1996 yılında da birlikte … Ltd Şti’ni kurarak aynı işi devam ettirdikleri, davacının şirketteki hissenin 1.9.2008 tarihinde oğlu …’un eşine devrettiği hususları ihtilafsızdır. Davalının, … Kuyumculuk Ltd. Şti İsmet ve … … antetli makbuzla 73 adet ata lirayı emanet olarak verdiği hususu da sabittir. Davacı davalının 73 adet ata lirayı verdiğine karşı koymamış, kendisinin sorumlu olmadığını savunmuştur. Taraflar arasındaki uyuşmazlık teslim edilen bu altınlardan davacının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Hemen belirtmek gerekir ki düzenlenen belge 26.9.2007 tarihli olup bu tarih davacının şirketteki ortaklığının devam ettiği ve … ile işi birlikte yürüttüğü zamana denk gelmektedir. Yıllarca aynı işi … ile birlikte yürüten davacının gerek şirkete ve gerekse …’a gönderilen ve teslim edilen para ve altınlardan haberdar olmadığının kabulü hayatın olağan akışına aykırıdır. Davacının uzunca bir süre küçük tasarruf sahiplerinin birikimlerini toplayarak değerlendirmek suretiyle yöredeki insanlar ve bu bağlamda davalı nezdinde güven yarattığı da sabittir. Öte yandan davalı tarafça sunulan ve davacı tarafından itiraz edilmeyen fotoğraftada kuyumcu dükkanının tabelasında İsmet ve … … adlarının yazılı olmasıda davacının işi diğer davalı oğlu … ile birlikte yürüttüğünü göstermektedir. Kaldıki dayanak makbuzdada şirket ile birlikte davacının ve oğlu …’un da adı birlikte yer almaktadır. Tüm bu hususlar ile , davacının 1960 yılından beri aynı tür faaliyetlerde bulunduğu ve 1990 yılında oğlu … ile birlikte çalışmaya başlayıp 1996 yılında şirketleşmeye gitmeleri, oğlu … ile birlikte kuyumculuk işini birlikte yapıp yöre insanının tasarruflarının birlikte topladıkları hususu değerlendirildiğinde davalı tarafından teslim edilen altınlardan davacının da sorumlu olduğunu kabulü gerekir. Aksi durumun kabulü MK’nun 2.maddesine yerini bulan objektif iyiniyet kurallarına aykırı olup, hukuk tarafından himaye edilmesi olanaksızdır. Mahkemece değinilen bu yönler gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan karırın davalı yararına BOZULMASINA, 750,00 TL duruşma avukatlık parasının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, peşin alınan temyiz harcının istek halinde iadesine, 15.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.