YARGITAY KARARI
DAİRE : 10. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2020/7318
KARAR NO : 2021/13351
KARAR TARİHİ : 02.11.2021
Bölge Adliye
Mahkemesi : … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesi
Ölüm aylığının kesilmesi ve borç tahakkuku işleminin iptali ve ödenemeyen aylıkların yeniden bağlanması ile yasal faizi ile birlikte davalı Kurumdan tahsili istemi davasının yapılan yargılaması sonunda; ilk derece mahkemesince ilâmda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı Kurum vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesince davalının istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
… Bölge Adliye Mahkemesi …Hukuk Dairesince verilen kararın, davacı vekili tarafından duruşmalı olarak temyiz edilmesi üzerine, dosya incelenerek, işin duruşmaya tâbi olduğu anlaşılmış ve duruşma için … Salı günü tayin edilerek taraflara çağrı kağıdı gönderilmiştir. Duruşma günü duruşmalı temyiz eden davacı adına Av. … ile davalı Kurum adına Av. … geldiler. Duruşmaya başlanarak, hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra duruşmaya son verilerek aynı günde Tetkik Hâkimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
I-İSTEM
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, eşinden boşanması üzerine ölen babasından ölüm aylığı almaya başladığını, davalı Kurumca, boşandığı eşiyle birlikte yaşamaya devam ettiği gerekçesiyle aylığının kesildiğini ve ödenen aylıkların iadesinin istendiğini, Kurum işleminin yerinde olmadığını ileri sürerek Kurum işleminin iptali ile ödenmeyen ölüm aylıklarının faizleri ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II-CEVAP
Davalı Kurum vekili; SGK … İl Müdürlüğünce düzenlenen … tarihli Araştırma ve İnceleme Raporu’nda, davacının boşandığı eşi ile birlikte yaşadığının tespiti üzerine davacıya bağlanan aylığın kesildiğini, davalı Kurumun usul ve kanuna aykırı bir işlemi bulunmadığını beyanla davanın reddini talep etmiştir.
III-MAHKEME KARARI
A-İLK DERECE MAHKEME KARARI
İlk derece mahkemesi, “5510 sayılı Yasanın Kurumun denetleme ve kontrol yetkisi başlığını taşıyan 59. maddesinde ise “Bu Kanunun uygulanmasına ilişkin işlemlerin denetimi, Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları eliyle yürütülür… Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurlarının görevleri sırasında tespit ettikleri Kurum alacağını doğuran olay ve bu olaya ilişkin işlemler, yemin hariç her türlü delile dayandırılabilir. Bunlar tarafından düzenlenen tutanaklar aksi sabit oluncaya kadar geçerlidir.” düzenlemesine yer verilmiştir.
Davacı, kurum araştırmasının yetersiz olduğu, eşi … ile boşandıktan sonra birlikte yaşamasının söz konusu olmadığını, kaldı ki boşandıktan 7 yıl sonra ölüm aylığı talebinde bulunduğunu, kurum inceleme raporunun eksik araştırmaya dayandığını iddia etmiştir. Kurum denetim raporunun aksinin eşdeğer belgelerle ispatı iddia edenin üzerindedir. Nitekim Yargıtay kararlarında da 5510 sayılı Kanunun 56. maddesine dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulmasının önemli olduğu vurgulanmaktadır.
Davacının iddiaları doğrultusunda yapılan araştırma, celbedilen abonelik kayıtları, seçmen kayıtları davacı ile eşinin boşanma sonrasında birlikte yaşadığını kanıtlar güçte olmadığı gibi beyanlarına başvurulan tanıklardan kamu tanığı mahalle muhtarı …, davacının Hacıvat mahallesindeki aile apartmanında oturduğunu, bu apartmanda kimin nerede kimle kaldığını bilmediğini, kurum memurlarına davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığı şeklinde bir ifadede bulunmadığını, bu konuda bilgisi olmadığını, kamu tanığı Emine Arslan, davacı ile eşinin boşandığından, birlikte yaşadıklarından haberdar olmadığını, sadece davacının kızı Seçkin’in umreye gidişi sırasında davacı ile eşini birlikte gördüğünü, kiracısı olan Seçkin’in oturduğu dönemde davacı ile boşandığı eşini hiç bir arada görmediğini, kamu tanığı … denetim sırasında kurum memurunun komşu kişilere sorular sorduğunu, kendisinin tarafları tanımadığı için beyanda bulunmadığını beyan etmiştir. Dinlenen davacı tanıklarının beyanlarında da davacının aile apartmanında oturduğunu ancak burada kimin hangi dairede kaldıklarını bilmedikleri, davacı ile eşinin boşandıkları halde birlikte yaşadıkları konusunda bilgileri bulunmadığı anlaşılmıştır.
Getirtilen makam yazılarından da davacı ile eşinin uyuşmazlık konusu dönemde birlikte yaşadıklarına dair bir bilgi bulunmadığı anlaşılmakla, mevcut deliller, makam yazıları, tanık beyanları dikkate alındığında; davacının boşandıktan sonra eşi ile birlikte yaşadığına dair kanaat oluşmadığından davalı kurum tarafından yetersiz araştırmaya dayalı rapor doğrultusunda yapılan işlemlerin yasa ve usule uygun olmadığı bu nedenle davacı hakkında tesis edilen aylık kesme ve ödenmiş aylıklar toplamının yersiz ödeme kapsamında geri iadesine ilişkin işleminin iptali gerektiği, kesilme tarihinden itibaren ödenmeyen yetim aylıklarının davacıya ödenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak davanın kabulüne karar verilmiştir.
B-BAM KARARI
Bölge adliye mahkemesince, “Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı gibi, 5510 sayılı Yasa’nın 56. maddesinde boşanmanın saikine yönelik herhangi bir düzenlemeye yer verilmediğinden bu maddeye göre uygulama yapılırken eşlerin boşanma iradelerinin, samimiliğinin araştırılıp ortaya konulması söz konusu olmayacaktır. Keza “boşanma” hukuki durum ve sonucu başka bir yargı organı tarafından verildiğinden boşanmanın eşlerin gerçek iradelerine dayanıp dayanmadığı tartışma konusu yapılmayacaktır. 5510 sayılı Yasa’nın yürürlük tarihi olan 01.10.2008 tarihinden itibaren “eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği önemlidir.
Dosya kapsamından, davacı ile eşi …’ın, … Asliye Hukuk Mahkemesi’nin … tarihinde kesinleşen, …. sayılı kararı ile boşandıkları, tahsis talebinde bulunan davacıya ölen babasından dolayı ölüm aylığı bağlandığı, Kurum denetmelerince yapılan araştırma sonucu düzenlenen raporda, davacı ile boşandığı eşinin, boşanmadan sonra da fiilen birlikte yaşamaya devam ettiklerinin tespit edildiğinin belirtilmesi üzerine davacıya bağlanan ölüm aylığının kesildiği ve ödenen ölüm aylıklarının da geri istendiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda; Kurum denetim elemanlarınca yapılan araştırma sonucu düzenlenen ve aksi ispat edilinceye kadar geçerli sayılması gereken … tarih ve … sayılı raporda, “Kurum denetim elemanları tarafından yapılan araştırma sırasında davacının ikamet ettiği adrese gidildiğinde davacının boşandığı eşi …’ın üzerinde eşofman ile kapıyı açtığının ve ilk önce davacının pazara gittiğini söylediğinin, ardından orada bulunan torununa davacı sorulunca davacıyı çağırdığının ve evden ayrıldığının” tespit edildiğinin belirtilmesi; davacının, boşanmadan sonra kızı ile birlikte oturduğunu ileri sürmesine karşın bazı tanıkların davacının kızı ile bazılarının ise oğlu ile kaldığını beyan etmeleri; tanık …’ın, “davacı ile boşandığı eşinin, kızlarını umreye yolcu ettikten sonra aynı adreste, … mahallesinde birlikte araçtan indiklerini”, tanık…’in “davacının, kış aylarında …’da, yaz aylarında ise memlekette kaldığını” söylemeleri; … Mahallesi muhtarı …’ün, Kurum denetim elemanları ile yaptığı telefon görüşmesinde tarafların 10 seneden fazladır mahallede oturduklarını ve formaliteden boşanma yaptıklarını beyan etmesine karşın mahkemede verdiği ifadesinde bu beyanını kabul etmeyerek Kurum elemanları ile görüşme yaptığını hatırlamadığını söylemesinin inandırıcı olmaması; aksi somut ve inandırıcı delillerle kanıtlanamayan denetmen raporunun içeriği ve toplanan tüm deliller hep birlikte değerlendirildiğinde, davacı ile boşandığı eşinin, boşanmalarına rağmen fiilen birlikte yaşamaya devam ettikleri, gerçek iradelerinin boşanma olmadığı, davacının asıl amacının ölen babasından ötürü ölüm aylığı almak olduğu anlaşıldığından mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Sonuç olarak; dosya kapsamı, mevcut delil durumu, istinaf nedenleri ile resen nazara alınacak kamu düzenini ilgilendiren hususlar gözetildiğinde açıklanan nedenlerle davalının yerinde bulunan istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın esasına ilişkin olarak Davalının istinaf başvurusunun kabulü ile … 1. İş Mahkemesi’nin 22.11.2018 tarih ve 2017/444 E. 2018/584 K. sayılı kararının ortadan kaldırılmasına, davanın reddine, dair karar verilmiştir.
IV-TEMYİZ KANUN YOLUNA BAŞVURU VE NEDENLERİ:
Davacı vekili temyizinde; ;İlk derece mahkemesi kararının yerindeliği belirgin ve usul ve yasaya uygun olmasına rağmen, Bölge Adliye Mahkemesince davanın kabulü yerine davanın reddine dair yazılı şekilde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek temyiz kanun yoluna başvurmuş ve kararın bozulmasını talep etmiştir.
V-İLGİLİ HUKUK KURALLARI VE İNCELEME:
Eski eşiyle 31.05.2001 tarihinde boşanmasını takiben 506 sayılı Yasa kapsamında sigortalı olup da 15.08.1985 tarihinde vefat etmiş olan babası üzerinden hak sahibi sıfatıyla ölüm aylığı bağlanan davacı hakkında davalı kurumca yapılan inceleme sonrasında tutulan 28.12.2016 tarihli tutanak ve 23.02.2017 tarihli denetmen raporu ile davacı hakkında fiilen birlikte yaşadıkları gerekçesi ile 11.05.2017 tarihli kurum işlemi ile 01.10.2008-17.02.2017 tarihleri arasında kalan dönem bakımından yapılan tüm ödemelerin 5510 Sayılı Yasanın 96’ncı maddesinin “a” bendi kapsamında borç tahakkuku yapıldığı anlaşılmaktadır.
5510 sayılı Kanunun 56’ncı maddesinin ikinci fıkrasına dayalı açılan bu tür davalarda eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun tüm açıklığıyla ve özellikle taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu dönem yönünden ortaya konulması önem arz etmektedir. Bu aşamada,özellikle Anayasa’nın 20., 5510 sayılı Kanunun 59., 100., 298 sayılı Seçimlerin Temel Hükümleri ve Seçmen Kütükleri Hakkında Kanunun 28., 45., 5490 sayılı Nüfus Hizmetleri Kanununun 3., 45 – 53., 4857 sayılı İş Kanununun 32., 01.10.2011 günü yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 6., 24 – 33., 189., 190., 191., 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 6., 19., 20., maddeleri ve diğer ilgili mevzuat hükümleri göz önünde bulundurulmak suretiyle yöntemince araştırma yapılmalı, tarafların göstereceği tüm kanıtlar toplanmalı, bildirilen ve dinlenilmesi istenilen tanıkların ifadeleri alınmalı, davacı ile boşandığı eşinin yerleşim yerlerinin saptanmasına ilişkin olarak; muhtarlıktan ikametgah senetleri elde edilmeli, ilgili Nüfus Müdürlüklerinden sağlanan nüfus kayıt örnekleri ile yerleşim yeri ve diğer adres belgelerinden yararlanılmalı, adres değişiklik ve nakillerine ilişkin bilgilere ulaşılmalı, özellikle ilgili Nüfus Müdürlüğü’nden adres hareketleri, tarihleriyle birlikte istenilmeli, ilgililerin su, elektrik, telefon aboneliklerinin hangi adreste kimin adına tesis edildiği saptanmalı, seçmen bilgi kayıtları getirtilmeli, varsa çalışmaları nedeniyle resmi/özel kurum ve kuruluşlara verilen belgelerde yer alan adresler dikkate alınmalı, boşlanılan eş 4857 sayılı Kanun hükümleri kapsamında yer almakta ise adına ödeme yapılabilecek özel olarak açılan banka hesabı bulunup bulunmadığı belirlenmeli,davacının kiracı olarak kaldığı iddiası bakımından kira sözleşmesi olup olmadığı, var ise, bu kira sözleşmesinin kim tarafından imzalandığı, kira bedellerinin kim tarafından nasıl yatırıldığı araştırılmalı, böylelikle “boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama” olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği, toplanan kanıtlar ışığı altında değerlendirildikten sonra elde edilecek sonuca göre hüküm kurulmalıdır.
Diğer taraftan, uyuşmazlığın çözümü açısından özellikle belirtilmelidir ki, 5510 sayılı Kanunun 59 ve 100. maddeleri uyarınca Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından tutulan tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerlidir. Diğer bir anlatımla, yetkili kişilerce düzenlenen ve tarafların ihtirazı kayıt koymaksızın imzaladığı tutanaklar aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olup, aksi ancak yazılı delille kanıtlanabilir.
Ne var ki, aksi kanıtlanıncaya kadar geçerli olan “tutanaklar” ile ifade edilen; Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından belgelere dayalı olarak düzenlenmiş olanlar ile belgeye dayalı olmamakla birlikte düzenlenmesinde hazır bulunan işveren, işçi veya üçüncü kişi beyanları uyarınca düzenlenerek doğruluğu ilgili kişilerin imzaları ile tasdik edilen ve imza inkârına konu olmayan tutanaklardır.
Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları tarafından yapılan incelemelere dayalı tutanakların değerlendirildiği ve varılan sonucun yazıya geçirildiği raporların, sadece memur veya müfettiş tarafından düzenlenmiş olmaları, anılan raporların 4857 sayılı İş Kanunu’nun 92/son maddesi ile 5510 sayılı Kanunun 59 ve 100. maddeleri kapsamında aksinin yazılı delille kanıtlanması gereken belgeler olarak kabulleri için yeterli değildir.
Buna göre, özellikle, rapor veya ekli tutanaklarda imzası bulunmayanlar yönünden, söz konusu tutanakların aksinin yazılı delille kanıtlanması yükümünden söz etmek mümkün değildir.
Kurumun denetim ve kontrol ile görevlendirilmiş memurları ve iş müfettişi raporlarının, rapora dayanak alınan tutanaklar ile birlikte değerlendirilmesi ve ancak belirtilen nitelikteki ekli tutanakların anılan Kanun kapsamında aksi sabit oluncaya kadar geçerli belge olduğunun kabulü, değinilen yasal düzenlemeler karşısında zorunludur.
Eldeki davada ise, davacının eski eşi ile birlikte olup olmadığı hususunda yapılan inceleme ve araştırmanın yetersiz olduğu belirgin olup, bununla birlikte, mahkemece 5510 sayılı Yasanın 59’uncu madde hükümleri çerçevesinde davacı hakkında hüküm ifade edecek bağlayıcı bir tutanağın varlığından söz edilmesinin mümkün olmadığı anlaşılmaktadır.
Açıklanan nedenlerle, öncelikle mahkemece dinlenen tanıkların beyanları dikkate alınarak, davacının müşterek çocuklarının (… ve Serdar) aynı apartmanda fakat farklı dairelerde yaşadıklarına dair olgu üzerinde durulmalı, davacı ve eski eşin müşterek ve 18 yaşından büyük çocuklarının yanında kalmaya yönelik gerekçeleri, oğulları …’ın hangi tarihten itibaren çalışmaya …’ya gittiği ve davacının …’ın yanında kalmasına dair ihtiyacın kaynağı, üst katta oturan …’ın davacı ve eski eşi tarafından çocuklarının okula götürülüp getirilme ihtiyacına dair gerekçenin inandırıcılığı, aynı şekilde Eski eş …’nin diğer reşit çocuk …’in yanında kalma ihtiyacının kaynakları üzerinde durulmalı, yukarıda açıklandığı şekilde davacı ve eski eşinin her birinin ikamet adreslerinde komşu tanıkların tespiti ile konu hakkında birlikte yaşamanın varlığı hususunda beyanlarına başvurulmalı, bu konuda … ve … Mahallesi muhtarlarının (tüm dönemi kapsayacak şekilde görev yapanlar) beyanlarına başvurulmalı, eski eşin ve davacının abonelik kayıtları ile ikametleri olarak görünen adreslerinde elektrik gaz ve su tüketimi yapıp yapmadıkları hususu da irdelenmek suretiyle … tarihleri arasında kalan dönemde, birlikte yaşamaya işaret edecek olguların varlığı araştırılmalı ve oluşacak sonunca göre bir karar verilmelidir.
Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
O hâlde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve … Bölge Adliye Mahkemesi …. Hukuk Dairesinin istinaf başvurusunun kabulüne ilişkin kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: … Bölge Adliye Mahkemesi … Hukuk Dairesi kararının yukarıda açıklanan nedenlerle HMK’nın 373/2 maddesi gereği BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, davacı avukatı yararına takdir edilen 3.050,00 TL duruşma avukatlık parasının davalıya yükletilmesine, dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 02.11.2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.