Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2011/1912 E. 2012/20369 K. 19.11.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/1912
KARAR NO : 2012/20369
KARAR TARİHİ : 19.11.2012

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

Davacı, 01/04/1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığına hak kazandığının ve 22/04/2010 tarihinden itibaren ödenmesi gerektiğinin tespitine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kabulüne karar vermiştir.
Hükmün davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.

K A R A R

Dava, davacının 01.04.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı almaya hak kazandığının tespiti ile daha önce bağlanmış olan aylıklarının 22.04.2010 tarihinden itibaren ödenmesine karar verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne, davacının iptal edilen yaşlılık aylığının 01.04.2010 tarihinden geçerli yeniden bağlanması ve yaşlılık aylıklarının 22.04.2010 tarihinden itibaren aynen ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin tesbitine karar verilmiştir.
Anayasa’nın 141. maddesinde vurgulandığı ve HUMK’nun 388 ve 389. maddelerinde de açıklandığı üzere, mahkeme kararları iddia, savunma ve tarafların anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, ihtilaflı konular hakkındaki delillerin tartışılması, ret ve üstün tutulma sebepleri, sabit görülen vakıaların neler olduğu ve bunlardan çıkan sonuçlar ile hukuki sebepler gösterilerek gerekçeli biçimde yazılmalıdır.
Öte yandan, mahkeme kararlarındaki gerekçelerin hüküm fıkralarına uygun olması gerekir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.03.1963 gün ve E:1963/4-99, K:1963/37 sayılı Kararı). Oysa, gerekçe ile hüküm fıkrasının aykırı olduğu, temyize konu kararın incelenmesinden açıkça anlaşılmaktadır. Gerçekten, 23.11.2010 tarihli kararın gerekçe kısmında, davacının yaşlılık aylığının 01.04.1996 tarihinden geçerli yeniden bağlanması ve aylıklarının durdurulduğu 22.04.2010 tarihinden aynen ödenmeye devam edilmesi gerektiğinin belirtildiği, ancak kısa kararda sehven “yaşlılık aylığının 01.04.2010 tarihinden geçerli yeniden bağlanması” yazıldığından gerekçe ile kısa karar çelişkili olmuştur. Bu durumda, gerekçe ile hüküm fıkrası arasındaki bu çelişkinin giderilmesi suretiyle gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerektiği açıktır.
Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin yazılı biçimde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazların kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, bozma nedenine göre davalının diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 19/11/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.