Yargıtay Kararı 21. Hukuk Dairesi 2010/6294 E. 2012/1313 K. 09.02.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 21. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/6294
KARAR NO : 2012/1313
KARAR TARİHİ : 09.02.2012

MAHKEMESİ : … 2. İş Mahkemesi

Davacı, davalılardan işverene ait işyerinde 2001-2007 tarihleri arasında çalıştığının tespitiyle, işçilik alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme ilamında belirtildiği şekilde, isteğin kısmen kabulüne karar vermiştir.
Hükmün, davalılardan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
K A R A R
Dava, davacının 2001-17/11/2007 tarihleri arasında davalıya ait işyerinde kapıcı olarak geçen ve Kuruma bildirilmeyen çalışmalarının tesbiti ile işçilik alacakları istemine ilişkindir.
Mahkemece davanın kısmen kabulü ile,davacının davalı işyerinde 01/07/2004-17/11/2007 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespiti ile işçilik alacaklarına karar verilmiştir.
Dosyadaki kayıt ve belgelerden, davacının davalı işyerinde işe girdiğine dair işe giriş bildirgesinin verilmediği bu işyerinden primi ödenen günü olmadığı 24/03/2003-07/05/2004 tarihleri arasında davadışı işyerinden bildiriminin yapıldığı anlaşılmaktadır.
Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Yasanın 79. maddesi bu tip hizmet tesbiti davaları için özel bir ispat yöntemi öngörmemiş ise de davanın niteliği kamu düzenini ilgilendirdiği ve bu nedenle özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi gerektiği Yargıtay’ın ve giderek Dairemizin yerleşmiş içtihadı gereğidir. Bu tür davalarda öncelikle davacının çalışmasına ilişkin belgelerin işveren tarafından verilip verilmediği yöntemince araştırılmalıdır. Bu koşul oluşmuşsa işyerinin gerçekten var olup olmadığı kanun kapsamında veya kapsama alınacak nitelikte bulunup bulunmadığı eksiksiz bir şekilde belirlenmeli daha sonra çalışma olgusunun varlığı özel bir duyarlılıkla araştırılmalıdır. Çalışma olgusu her türlü
delille ispat kazanabilirse de çalışmanın konusu niteliği başlangıç ve bitiş tarihleri hususlarında tanık sözleri değerlendirilmeli, dinlenen tanıkların davacı ile aynı dönemlerde işyerinde çalışmış ve işverenin resmi kayıtlara geçmiş bordro tanıkları yada komşu işverenlerin aynı nitelikte işi yapan ve bordrolarına resmi kayıtlarına geçmiş çalışanlardan seçilmesine özen gösterilmelidir. Bu tanıkların ifadeleri ilc çalışma olgusu hiçbir kuşku ve duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmelidir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.9.1999 gün 1999/21-510-527,30.6.1999 gün 1999/21-549-555- 3.11.2004 gün 2004/21- 480-579 sayılı kararları da bu doğrultudadır.
Somut olayda, mahkemece dinlenen tanıkların zabıtaca (emniyet, jandarma) tespit edilen tanıklar olmadığı işyerinde davacı ile birlikte bordrolara geçmiş çalışanların tanık olarak dinlenmediği, dinlenen tanıkların komşu işyeri tanığı olup olmadıklarının belli olmadığı, çalışılan apartmanın kaç daireli olduğunun tespit edilmediği ve tespiti istenen dönemde apartmanda oturan apartman sakinlerinin dinlenmediği görülmüştür. Bu itibarla bordro tanıkları ile komşu işyeri tanıklarının ve apartman sakinlerinin dinlenmemesi usule ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
O halde, davalı Kurumun bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, işçilik alacakları yönünden temyiz incelenmesinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 09/02/2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.