YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/7250
KARAR NO : 2012/3712
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KADASTRO
K
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında dava ve temyize konu 213 ada 144 parsel sayılı 1821,52 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz irsen intikal, taksim ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı … adına tespit edilmiştir. Davacı …, dava konusu taşınmazın bir bölümü için irsen intikale dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine, taşınmazın tespit gibi tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Temyiz istemi 213 ada 144 parsel sayılı taşınmaza yöneliktir. Davacı, 144 parsel numaralı taşınmazın fen bilirkişisi Hidayet Sarlugil’in 29.04.2011 havale tarihli raporunda (A) harfi ile gösterdiği bölümü üzerinde hak iddia etmektedir. 21.04.2011 tarihli keşifteki mahkeme gözleminde 144 parselin kullanımının iki bölümden oluştuğu belirtilmiştir. Davacı, babalarından kalan taşınmazları 1985-1990 yılları arasında iki defada paylaştıklarını, 4 erkek 1 kız kardeş olduklarını, paylaşımda kız kardeşlerine arazi vermediklerini, payına karşılık olarak çeşitli eşyalar ve para verdiklerini, temyize konu olmayan 145 ada 3 parselin paylaşımda kendisine isabet ettiğini, bu taşınmazı 07.11.2006 tarihli rehin senedi ile davalı …’a emanet olarak bıraktığını, 144 parselin bulunduğu mevkideki arazilerin ilk yapılan taksimde 144 parselin keşif tarihi itibariyle zeminde ekili olan bölümünün kendisine düştüğünü, burayı dava dışı …’a, onun da dava dışı … … sattığını, 144 parselin zeminde boş olan avlu çevrili bölümünün ise ikinci yapılan taksimde paylaşıldığını, bu bölümde 1/4 hakkı bulunduğunu ve isteminin buradaki 1/4 paya ilişkin olduğunu, ekili bölümdeki payını sattığı için bu bölümle ilgili bir talebinin olmadığını iddia etmiştir. Davalı … ise, babalarının vefatından sonra 1975 yılında arazileri 4 erkek kardeş bölüştüklerini, kız kardeşlerine payına karşılık para verdiklerini, paylaşımda temyiz dışı 145 ada 3 parselin davacıya düştüğünü, 144 parselin bulunduğu mevkiyi de dörde paylaşarak bölüştüklerini, kardeşi …’nın payını satın aldığını, Turhan’a alt taraftaki bir parça araziyi verdiklerini, davacının da 1985 yılında 144 parseldeki payını kendisine satınca taşınmazın tamamen kendisine kaldığını, 1975 yılından beri dava konusu taşınmazı kendisinin işleyip kullandığını beyan etmiştir. O halde, taraflar arasındaki ihtilafı davacının çekişmeli
taşınmazdaki payını davalıya satıp satmadığı ve davalının çekişmeli taşınmazın tamamına malik sıfatıyla zilyet olup olmadığına ilişkindir. Ancak, Mahkemece bu yönde inceleme ve araştırma yapılmamış, soyut içerikli ve yetersiz beyanlarla yetinilmiştir. Hal böyle olunca, doğru sonuca ulaşabilmek için mahallinde yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri, taraf tanıkları ve fen bilirkişisi hazır olduğu halde yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak keşifte, ziraat bilirkişisi …’ın 25.04.2011 havale tarihli raporunda 144 parselin kullanım durumuna ilişkin krokide taralı olarak gösterilen güney bölümünün patates ekili olduğu, geriye kalan kuzey bölümünün ise 10-12 yıldır çayır olarak kullanıldığı ve mahkeme gözleminde de bu hususun açıklandığı, dikkate alınarak yerel bilirkişiler, tespit bilirkişileri ve taraf tanıklarından taşınmazın neden iki bölüm halinde kullanıldığı, bu bölümler üzerinde fiili kullanımın ne şekilde olduğu, bu bölümlerin hangi tarihten beri, kim tarafından ve hangi sıfatla kullanıldığı, davalının çekişmeli taşınmaz üzerinde davacıya ait oludğu belirtilen payın tamamını satın alıp almadığı hususlarında ayrıntılı bilgileri sorulmalı, beyanlar arasında ortaya çıkabilecek çelişkiler giderilmeye çalışılmalıdır. Bundan sonra, taksimle elbirliği mülkiyetin ve miras ilişkisinin sona ereceği ihtilafların çözümünde zilyetlik hükümlerinin geçerli olacağı göz önünde tutularak toplanmış ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmelidir. Açıklandığı şekilde yeterli bir araştırma yapılmaksızın hüküm tesisi isabetsizdir. Davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.04.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.