Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2012/24083 E. 2013/13500 K. 04.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24083
KARAR NO : 2013/13500
KARAR TARİHİ : 04.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
AVUKAT …

DAVA : Davacı, icra takibine yapılan itirazın iptali ile icra inkar tazminatının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş ve davacı avukatınca duruşma talep edilmiş ise de; duruşma gününün taraflara tebliği için davetiyeye yapıştırılacak posta pulu bulunmadığından duruşma isteğinin reddine ve incelemenin evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor sunuldu, dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, davalıya ait işyerinde 15.12.2008 -14.09.2009 tarihleri arasında aylık 7.500,00 TL ücret karşılığı çalıştığını, 2009 yılı Mayıs ayı sonrasında ücret alacaklarının ödenmemesi üzerine başlattığı icra takibinin, davalının haksız itirazı sebebi ile durdurulduğunu, her ne kadar icra takibinden sonra davalı ile aralarında ücret alacaklarının ödenmesine ilişkin 15.11.2010 tarihli protokol imzalanmış ise de protokolde belirtilen tarihlerde ödeme yapılmadığını ileri sürerek, icra takibe ilişkin itirazın iptali ile icra takibinin devamına karar verilmesini ve icra inkar tazminatının hüküm altına alınmasını talep etmiştir
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı, davacı ile aralarında imzalanan protokol ile faiz alacağı, vekalet ücreti ve icra masraflarına ilişkinde düzenleme yapıldığını, bu nedenle protokolde belirtilen miktarda ücret alacağının varlığına ilişkin delil teşkil etmeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacının uyuşmazlık konusu dönem açısından toplam 26.000,00 TL ücrete hak kazandığı, anılan dönemde davacıya işveren tarafından 9.278,00 TL ödeme yapıldığından bakiye ücret alacağının 16.217.89 TL olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davacı ve davalı taraflar temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının tüm, davacının ise aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-İşçi ücretlerinin ödenmesi konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 37. maddesine göre, işçiye ücretinin elden ya da banka kanalıyla ödenmesi durumunda, ücret hesabını gösteren imzalı ve işyerinin özel işaretini taşıyan “ücret hesap pusulası” verilmesi zorunludur.
Uygulamada çoğunlukla “ücret bordrosu” adı altında belgeler düzenlenmekte ve periyodik ödemelerde işçinin imzası alınmaktadır. Banka aracılığı ile yapılan ödemelerde banka kayıtları da ödemeyi gösteren belge niteliğindedir.
Ücretin ödendiğinin ispatı işverene aittir. Bu konuda işçinin imzasını taşıyan bir ödeme belgesi yeterli ise de, para borcu olan ücretin ödendiğinin tanıkla ispatı mümkün değildir.
Somut olayda, davacı 2009 yılı 6-7-8 ve 9. aylara ilişkin ücret alacaklarının ödenmediğini ileri sürmektedir.
Dosya içerisine ibraz edilen ve icra takibinden sonra düzenlenen 15.11.2010 tarihli sulh protokolünün incelenmesinde, Bakırköy 6. İcra Müdürlüğünün 2010/16048 esas sayılı dosyasına konu alacağın tasfiyesi için, dört taksit halinde toplam 23.500,00 TL’nin ödenmesi halinde borcun sona ereceği hususunda tarafların anlaşmaya vardığı görülmektedir. Davalı tarafça belirtilen tarihlerde ödeme yapılmayarak sulh sözleşmesinin gereğinin yerine getirilmediği sabittir. Sulh protokolünde 23.500,00 TL olarak belirlenen borç miktarının, ne kadarının vekalet ücreti, işlemiş faiz ve icra masrafı olduğu açıkça belirtilmemiştir.
Bu durumda ilgili protokolünün, ücret ana para alacağının 23.500,00 TL olduğu yönünde kesin delil olarak kabul edilmeyeceği yönündeki mahkeme kabulünde hata bulunmamaktadır.
Ancak; hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının bakiye ücret alacağı miktarı hatalı hesaplanmıştır. Davacı 2009 yılı 6-7-8 ve 9. aylara ilişkin ücretlerinin ödenmediğini ileri sürmektedir. Anılan dönemde davacının 26.000,00 TL ücrete hak kazandığı kabul edilmiş ve işveren tarafından 2009 yılı 6-7-8 ve 9 aylarında yapılan ödeme miktarları hak kazandığı ücret alacağından mahsup edilmiştir. Davacı Temmuz ayında yapılan ödemenin 2009 yılı Haziran ayından önce hak kazandığı ve eksik ödenen ücret alacaklarına ilişkin olduğunu beyan etmiştir. Banka kayıtlarının incelenmesinde 2009 yılı Haziran ayı sorasında yapılan ödemelerin uyuşmazlık konusu aylara ait ücret olduğu yönünde bir açıklama bulunmadığı görülmektedir. Bu durumda, davacının sekiz ay yirmiyedi günlük çalışma süresi için hak kazandığı toplam ücret miktarı belirlenmeli ve tüm çalışma döneminde yapılan toplam ücret ödemesi belirlenen bu miktardan mahsup edilerek bakiye ücret alacağı belirlenmelidir. Eksik incelemeye dayalı olarak, hatalı bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmesi isabetsizdir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 04.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.