YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/24354
KARAR NO : 2013/14900
KARAR TARİHİ : 20.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, fazla mesai ücreti ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin satış yöneticisi olduğunu bir sebep yok iken istifasının istendiğini ve kabul etmeyince işten çıkarıldığını ileri sürerek kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai ile ulusal bayram genel tatil ücretinin davalıdan tahsilini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının işini yaparken muhataplarına olan davranışları sebebiyle bayilerden görüş istendiğinde davacının hakaret içeren söz ve davranışlarda bulunduğu bu yolla şirketi zarara uğrattığı istifası istendiği halde buna yanaşmayınca 4857 sayılı İş Kanunu’nun 25/II. maddesine göre iş sözleşmesi feshedildiği fazla çalışma ve diğer alacaklarının bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece feshin haksız olduğu kanaati ile bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bendlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı işçinin fazla çalışma yapıp yapmadığı hususu taraflar arasında uyuşmazlık konusudur.
Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.
Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları, delil niteliğindedir. Ancak, fazla çalışmanın bu tür yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda tarafların dinletmiş oldukları tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.
İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak, işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazi kaydının bulunması halinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazi kayıtsız olması durumunda dahi, işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille kanıtlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı halde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda da ihtirazi kayıt ileri sürülmemiş olması, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının yazılı delille ispatlanması gerektiği sonucunu doğurmaktadır.
İşyerinde en üst düzey konumda çalışan işçinin görev ve sorumluluklarının gerektirdiği ücretinin ödenmesi durumunda ayrıca fazla çalışma ücretine hak kazanamaz. Bununla birlikte üst düzey yönetici konumunda olan işçiye aynı yerde görev ve talimat veren bir yönetici ya da şirket ortağı bulunması durumunda, işçinin çalışma gün ve saatlerini kendisinin belirlediğinden söz edilemeyeceğinden kanuni sınırlamaları aşan çalışmalar için fazla çalışma talep hakkı doğar. O halde üst düzey yönetici bakımından şirketin yöneticisi veya yönetim kurulu üyesi tarafından fazla çalışma yapması yönünde bir talimatın verilip verilmediğinin de araştırılması gerekir. İşyerinde yüksek ücret alarak görev yapan üst düzey yöneticiye işveren tarafından fazla çalışma yapması yönünde açık bir talimat verilmemişse, görevinin gereği gibi yerine getirilmesi noktasında kendisinin belirlediği çalışma saatleri sebebiyle fazla çalışma ücreti talep edemeyeceği kabul edilmelidir.
Satış temsilcilerinin fazla çalışma yapıp yapmadıkları hususu, günlük faaliyet planları ile iş çizelgeleri de dikkate alınarak belirlenmelidir. Genelde belli hedeflerin gerçekleşmesine bağlı olarak prim karşılığı çalışan bu işçiler yönünden prim ödemelerinin fazla çalışmayı karşılayıp karşılamadığı araştırılmalıdır. İşçiye ödenen satış priminin fazla çalışmaların karşılığında ödenmesi gereken ücretleri tam olarak karşılamaması halinde aradaki farkın işçiye ödenmesi gerekir.
Somut olayda, öncelikle davacının 2003-2005 yılları arasında satış sorumlusu 2005’ten sonra ise bayii nokta satış yöneticisi olduğu anlaşılmaktadır. Öncelikle davacı hakkında varsa görevlendirme yazıları getirtilip satış yöneticisi olduğu dönemin üst düzey yönetici olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceğinin belirlenmesi gerekir. Dosyada davacı lehine tanık beyanlarına istinaden fazla mesai ücretine hükmedilmiş ise de, davacının yaptığı iş ve davalı tarafın davacının esnek mesai saatlerine tabi olarak çalıştığı, mesai saatlerini kendisinin belirlediği yönündeki savunması karşısında tanık anlatımlarından davacının çalışma şekli tam olarak belirlenememektedir. Mahkemece tanıkların bu çalışma şekli, yöntemi, süresi ile ilgili somut ve ayrıntılı beyanları alınarak davacının mesai saatlerini kendisinin belirleyip belirlemediği tespit edilerek, tüm diğer deliller ile birlikte yukarıda açıklanan ilkeler uyarınca bir değerlendirmeye tabi tutularak davacının fazla mesai ücreti talebi hakkında yeniden karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi hatalıdır.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 20.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.