YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/30369
KARAR NO : 2013/15777
KARAR TARİHİ : 27.06.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili dava dilekçesinde müvekkilinin davalı üniversitede öğretim görevlisi olarak görev yapmakta iken 21.06.2010 tarihinde yüksekokul müdürü tarafından çağrılarak artık kendisiyle çalışılmak istenmediğinin beyan edildiğini, bu beyanın yanı sıra müvekkiline ihbar süresi içeren ve iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17 ve 18. maddeleri uyarınca 31.08.2010 tarihi itibariyle feshedileceğini bildiren rektörün imzasını taşıyan fesih ihbarnamesinin de verildiğini, davacının işe iadesine ve işe başlatılmadığı takdirde sekiz aylık ücreti tazminatının davacıya verilmesine, dört aylık ücret ve sosyal haklarının ödenmesini taleple dava etmiştir.
Davalı vekili bir aylık hak düşürücü süre içinde davanın açılmadığını, davacının öğrenci-öğretim elemanı arasında bulunması gereken mesafeyi koruyamadığını sık sık rapor aldığını ve görevini aksattığını, kendisinin uyarıldığını ancak uyarıları dikkate almadığını davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece davacının davalı işverenlik nezdinde çalışmaktayken 21.06.2010 tarihli fesih bildirimi ile iş sözleşmesinin 31.08.2010 tarihi itibariyle feshedileceğinin bildirildiği, davacının 05.08.2010 tarihinde hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken husus, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğudur.
Hukukumuzda yargı yolu için de, görev tabiri kullanılmaktadır. Görev gibi, yargı yolu da kamu düzenine ilişkindir. Bu nedenle, yargılamanın her aşamasında mahkemenin davada yargı yolunun caiz olup olmadığını kendiliğinden gözetmesi gerekir.
Uyuşmazlık Mahkemesi 05.11.2012 tarih ve 2012/189 esas, 2012/234 karar, 24.12.2012 tarih ve 2012/223 esas, 2012/282 karar sayılı kararları ile vakıf üniversitelerinde öğretim üyesi olarak çalışan davacının iş sözleşmesinin feshi nedeniyle işlemin iptali istemi ile idare mahkemelerinde açılan davalarda, görevli mahkemenin adli mahkemeler olduğu
yönündeki itirazları reddederek, idari yargının görevli olduğunu kabul etmesi nedeniyle, davalı idare vekillerinin görev uyuşmazlığı çıkartılmasını talep etmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının ve Danıştay Başsavcılığının hukuki mütalaaları alındıktan sonra; “Somut olay ve mevzuat hükümleri birlikte irdelendiğinde; davalı Üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde çalıştırdığı davacının; statüsü, göreve alınması, hak ve yetkileri gözetildiğinde, İdare Hukuku kapsamında bir kamu personeli olduğu açıktır. Bu açıdan davacının, iş sözleşmesinin feshine ilişkin işleminin de 2577 sayılı Kanunun 2’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (a) bendinde tanımı yapılan iptal davasına konu edilebilecek nitelikte bir idari işlem niteliği taşıdığı; bu işlemin hukuka uygunluğunun denetiminin de, Anayasayla bu denetim için oluşturulan İdari Yargı’nın görev alanında bulunduğu sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar vermiştir.
Dava konusu somut olayda, davacı, Maltepe Üniversitesinde öğretim görevlisi olarak çalışmakta olup, iş sözleşmesinin haksız olarak feshedildiği iddiası ile açtığı işe iade davasında Uyuşmazlık Mahkemesinin yukarıda anılan kararlarında belirtildiği üzere, uyuşmazlığın çözüm yeri idari yargı olduğundan hükmün görev-yargı yolu yönünden bozulması gerekmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, 27.06.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.