YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/864
KARAR NO : 2010/9305
KARAR TARİHİ : 24.06.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki menfi tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı dava dışı …’in davalı ile yaptığı 1.5.2004-31.12.2004 dönemini kapsayan kira sözleşmesine kefil olduğunu, kira sözleşmesinin kefil olunan dönemin bittiği halde yenilenen dönem için de sorumluluğu uzatılarak ödenmeyen kira alacaklarının kendisinden de talep edildiğini bildirerek borçlu olmadığının tesbitine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece sözleşmedeki kefaletin yenilenen dönem içinde uzayacağına ilişkin maade uyarınca davacının sorumlu olduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı dava dışı …’in davalıdan kiraladığı işyerine ilişkin 1.5.2004-31.12.2004 dönemini kapsayan kira sözleşmesini kefil olarak imzalamıştır. Sözleşmenin 11.maddesinde sözleşmenin uzaması halinde kefaletinde uzayacağına ilişkin kararlaştırma nedeniyle 2006 yılı kira alacağı için davacının kefil olarak sorumlu olduğundan bahisle davanın reddine karar verilmiştir. Kira sözleşmesinde her ne kadar kefaletin kira sözleşmesinin uzayan dönemi içinde geçerli olacağı ve müteselsil kefalet olacağı kararlaştırılmış ise de davacının imzaladığı kira sözleşmesi 1.5.2004-31.12.2004 dönemine ilişkin olup, kefaleti bu dönem ve kira bedeli ile sınırlıdır. Kefaletin BK.486.maddesi hükmü gereği adi kefalet niteliğinde olduğundan, yenilenen dönem içinde geçerli olacağına ilişkin kararlaştırma kefilin sorumlu olacağı miktar ve sürenin belirsiz olması nedeniyle geçersizdir. Zira sözleşmenin devam eden yıllar için ne kadar kira bedeli üzerinden devam edeceği de miktar olarak belirlenmemiştir. Sözleşmede rayiç bedele de atıf yapılmıştır. Takibe konu 2006 yılına ait kira alacağından davacı kefilin sorumlu olmaması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 15.60 Tl temyiz harcının istek halinde iadesine, 24.6.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.