YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2011/6039
KARAR NO : 2012/3654
KARAR TARİHİ : 24.04.2012
MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
Taraflar arasında kadastro tespitinden doğan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Kadastro sırasında 101 ada 156 parsel sayılı 126297,83 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş tapu kaydı nedeniyle Hazine adına tespit edilmiş; beyanlar hanesinde … evlatları … ve …’ın kullanımında olduğu belirtilmiştir. Davacı …, yasal süresi içinde irsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava açmıştır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne ve dava konusu … İli, … İlçesi, … Köyü, … tarafı mevkisinde kain 101 ada 156 parsel nolu taşınmazın davalı Maliye Hazinesi adına yapılan tespitinin iptali ile fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan 03.06.2011 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (E) harfi ile gösterilen 63148.917 m2’lik alanın kadastro tespit tutanağında belirtilen vasıf ile dava dışı … TC kimlik numaraıl … ve … oğlu 28.04.1965 … doğumlu … adına tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu … İli, … İlçesi, … Köyü, … tarafı mevkisinde kain 101 ada 156 parsel nolu taşınmazın davalı Maliye Hazinesi adına yapılan tespitinin iptali ile fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan 03.06.2011 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (D) harfi ile gösterilen 61447.452 m2’lik alanın kadastro tespit tutanağında belirtilen vasıf ile davacı … TC kimlik numaralı … ve … oğlu 30.11.1955 … doğumlu … adına aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline, dava konusu … İli, … İlçesi, … Köyü, … tarafı mevkisinde kain 101 ada 156 parsel nolu taşınmazın davalı Maliye Hazinesi adına yapılan tespitinin iptali ile fen bilirkişisi … tarafından hazırlanan 03.06.2011 tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen 1701.465 m2’lik alanın kadastro tespit tutanağında belirtilen vasıf ile davalı Maliye Hazinesi adına aynı adanın son parsel numarası verilmek suretiyle tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine temsilcisi tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece; çekişmeli taşınmazın 1961 yılının en az 20 yıl öncesinden beri davacı ve kardeşi … ile miras bırakanlar tarafından kullanıldığı, davalı Hazinenin çekişmeli taşınmazda bir hakkının bulunmadığı kabul edilerek karar verilmiş ise de yapılan araştırma,
inceleme ve uygulama kararı vermeye yeterli olmadığı gibi; çekişmeli taşınmazın kadastro tespitine karşı dava açmamış davacının kardeşi … oğlu … adına tescile karar verilmesinde de isabet bulunmamaktadır. Kadastro tespiti sırasında çekişmeli taşınmaza toprak tevzi komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş tapu kaydı uygulandığı halde, toprak tevzi komisyonu çalışmaları ile oluşmuş belirtmelik tutanağı ve ekleri dosya içine getirtilerek, Hazine adına tapu kaydının oluştuğu tarihten önce çekişmeli taşınmazın ne olduğu, öncesinin mera veya kaçak ve yitik kişilerden Hazineye kalan yerlerden olup olmadığı belirlenmeden karar verilmiştir. Aynı şekilde; çekişmeli taşınmaz 101 ada 1 parsel sayılı mera parseline sınır olduğu halde, Hazinenin dayanağını oluşturan tapu kaydının kapsamı dışında kalan bölümlerin meradan açılıp açılmadığı yönünden yöntemince mera araştırması yapılmadan karar verilmesinde isabet bulunmamaktadır. Ayrıca; 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca kayıt ve belgesiz olarak edinilebilecek taşınmaz miktarı yönünden, yöntemince araştırma yapılmadan karar verilmiştir. … tarafından açılmış bir dava olmadığı halde de adına tescile karar verilmiştir. Eksik araştırma, inceleme ve uygulama ile karar verilemez. Doğru sonuca ulaşılabilmesi için çekişmeli taşınmazın bulunduğu bölgede çalışma yapan toprak tevzii komisyonu çalışmaları sonucunda oluşmuş belirtmelik tutanağı ve tüm ekleri, toprak tevzii komisyonu çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmaz veya komşu taşınmazlara uyduğu bildirilen tüm kayıtlar ile çekişmeli taşınmaza komşu olan 101 ada 1, 153, 154, 155, 157, 159, 183 ve 184 parsel sayılı taşınmazlar kadastro tespitleri sonucunda oluşmuş tapu veya orta malları sicil kayıtları ile varsa kadastro tespitlerinin kesinleşmelerine esas olan ilamlarının onaylı örnekleri dosya içine getirildikten sonra mahallinde yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte komşu köylerde oturan ve davada yararı bulunmayan elverdiğince yaşlı kişiler arasından seçilecek yerel bilirkişi kurulu, tarafların aynı nitelikteki kişiler arasından bildirecekleri tanıkları, tüm kadastro tespit bilirkişileri ile toprak tevzii komisyonu çalışmalarında görev yapıp sağ oldukları belirlenecek yerel bilirkişi veya ihtiyar heyeti üyelerinden çekişmeli taşınmazlarla ilgili bilgi alınmalıdır. Yerel bilirkişi ve taraf tanıklarından; çekişmeli taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, zilyetliğin kimden kime ve nasıl geçtiği; çekişmeli taşınmazın öncesinin kaçak ve yitik kişi yerlerinden olup olmadığı; çekişmeli taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, çekişmeli taşınmazın bitişik mera parselinden nasıl ayrıldığı; toprak tevzii komisyonu çalışmaları sırasında çekişmeli taşınmazın öncesinin ne kabul edildiği ve hangi sebeplerle Hazine adına tapu kaydı oluştuğu gibi hususlar tek tek ve olaylara dayalı olarak sorulup saptanmaya çalışılmalıdır. Yerel bilirkişi ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler, gerektiğinde yüzleştirme yapılarak, yöntemince giderilmeye çalışılmalıdır. Kadastro tespit tutanağının edinme sebebinde bildirilen olaylara aykırı sonuçlara ulaşılması halinde, tüm tespit bilirkişileri tanık sıfatıyla dinlenilerek aykırılıkların giderilmesine çalışılmalıdır. Toprak tevzi komisyonu belirtmelik tutanağında bildirilen olaylara aykırı sonuçlara ulaşılması halinde ise, sağ olan belirtmelik tutanağı bilirkişileri ile ihtiyar heyeti üyeleri tanık sıfatıyla dinlenilerek bu yönden oluşan aykırılığın da giderilmesine çalışılmalıdır. Keşfe katılacak ziraatçi bilirkişiden çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildirir, zilyetlikle edinilebilecek kültür arazisi olup olmadığını açıklar, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı değerlendirmeyi içerir, çekişmeli taşınmazın komşu mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında yapay ya da doğal ayırıcı unsur niteliğinde sınır olup olmadığını irdeler, gerektiğinde çekişmeli taşınmazın değişik yönlerden çekilecek fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalıdır. Keşfe katılacak uzman fen bilirkişisinden; yapılacak keşif ve uygulamaları izleyip denetlemeye olanak verir, yerel
bilirkişi ve tanıklarca gösterilen sınırlar işaretlenmiş, kadastro paftası ile toprak tevzi komisyonu dağıtım haritasını çakıştırmalı şekilde gösteren çekişmeli itaşınmaz ile bitişik mera parselinin konumunu gösteren yan kesit krokisi eklenmiş ayrıntılı rapor alınmalıdır. Dosya içinde bulunan nüfus kaydına göre davacının babası olan … oğlu … 2003 yılında ölmüştür. Yine; mahallinde yapılmış 13.05.2011 tarihli keşifte, dinlenen yerel bilirkişiler çekişmeli taşınmazın davacı ve kardeşi …’ye, babaları …’ten miras yoluyla kaldığını, babaları …’in ölümünden sonra mirasçılarının taksim yaptıklarını bildirmiştir. Bu durumda … terekesinin paylaşımından sonra kadastro tespit gününe kadar her bir mirasçısı yararına müstakil zilyetlikle edinme süresi gerçekleşmemiştir. Yani, belgesizden edinilebilecek miktar yönünden araştırma yapılırken, …’ten kalan taşınmazlar yönünden birlikte değerlendirme yapılarak, bu yolla toplam 100 dönüm yerin edinilebileceği gözetilmelidir. Oysa, mahkemece kurulan hükümde sadece davacı ile dava dışı kardeşi … adına tesciline karar verilen yerlerin toplamı belgesizden edinme limitini aşmaktadır. Kaldı ki; keşif beyanlarında bildirildiği gibi … terekesi taksim edilmiş ise, tereke iştirak halinde mülkiyet hükümlerinden çıkıp müşterek mülkiyet hükümlerine tabi hale gelmiştir. Bu durumda da, bir mirasçının başka bir mirasçı adına dava açması veya bir mirasçının açtığı dava sonucunda başka bir mirasçıya yer veya pay verilmesi olanaklı değildir. Bu nedenlerle de, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14. maddesi uyarınca yöntemince belgesizden edinilebilecek limit yönünden araştırma yapılmadan ve davası bulunmayan kişi lehine hüküm kurulmasında isabet bulunmamaktadır. Davalı Hazine temsilcisinin temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 24.04.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.