YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/26532
KARAR NO : 2013/22361
KARAR TARİHİ : 25.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı …Ş. avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı …Ş. işyerinin bulunduğu yerin maliki olduğunu, diğer davalı VIB ASB Ltd. Şti. ile güvenlik sözleşmesi imzalayan ve davacının çalıştığı işyerinin dava dışı Torun Yapı San. Tic. A.Ş olduğunu husumet sebebi ile davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Diğer davalı duruşmalara katılmamış cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, davalı işyerende otuz işçiden fazla çalışanın bulunduğu, davacının iş güvence kapsamında kaldığı, iş sözleşmesinin haklı sebeple feshedildiğine ilişkin herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı davalının iş sözleşmesini fesihte haklı sebebi ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı …Ş. vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18 ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli sebebe dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Somut olayda davalı işyerinde güvenlik görevlisi olarak çalışan davacının yazılı fesih bildirimi olmaksızın iş sözleşmesi feshedilmiştir. Davacının karar verilmeden önce 25.05.2013 tarihinde öldüğü nüfus kayıt örneğinden anlaşılmaktadır. Mahkemece öncelikle davacının mirasçılarının davaya devam etmeleri hususunda gerekli tebligatın yapılması gerekir.
Mirasçıların davaya devam etmeleri halinde davalı işveren ile hizmet alım sözleşmesi yapan ve davacının fiilen çalıştığı işyerini işleten dava dışı Torun Yapı San. Tic. A.Ş.’nin asıl işveren olduğu anlaşıldığı takdirde davanın anılan şirketin aynı gruba ait Torunlar Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.’ye karşı açılmasının temsilde yanılma olduğu kabul edilerek davacı tarafa davayı dava dışı Torun Yapı San Tic. A.Ş.’ye yöneltmeleri için süre verilmesi, taraf teşkili sağlandıktan sonra yazılı fesih bildirimi olmadan iş sözleşmesi feshedilen işçinin ölümü gözönünde bulundurulmak sureti ile işe başlamasının konusuz kalması karşısında feshin geçersizliğine karar verildikten sonra mirasçılar yönünden sadece boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması gerekir. Belirtilen yönler gözetilmeden verilen karar hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı sebepten dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 25.10.2013 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.
KARŞI OY
Somut olayda davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli neden olmadan işverence feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.25.10.2013
Mahkemece isteğin kabulüne karar verilmiştir.
Davacının yargılama sırasında öldüğü dosya kapsamından anlaşılmaktadır.
Dairemizce davanın mirasçılar tarafından devamının sağlanması için gerekli usul işlemlerinin yapılması gerektiği, mirasçıların davaya devam etmeleri ve taraf teşkili sağlanması halinde yazılı fesih bildirimi olmadan yapılan feshin geçersizliğine ve ölüm tarihine kadar boşta geçen en çok dört aylık ücretin hüküm altına alınması gerektiği gerekçesiyle karar oyçokluğuyla bozulmuştur.
4857 sayılı İş Kanunu’nun 21.maddesinde öngörülen boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar ile iş güvencesi tazminatı, işçinin, feshin geçersizliğine ilişkin kesinleşen kararın tebliğinden itibaren 10 iş günü içinde işe başlatılmak için işverene başvurmasına bağlanmıştır. Aksi halde işverence yapılan feshin geçerli feshe dönüşeceği ve işverenin sadece geçerli feshin sonuçları ile sorumlu olacağı düzenlenmiştir. Söz konusu düzenlemede işçiye, işverene başvurmadan boşta geçen süre ücreti ve iş güvencesi tazminatını talep etme seçeneği tanınmış değildir. Diğer yandan, kanunun boşta geçen tüm sürenin değil de en çok dört aylık için ücret ve diğer hakların ödenmesi gerektiğini öngörmesi de anlamlıdır. Gerçekten, “en çok dört aylık ücret ve diğer haklar” geçersiz feshin özel bir sonucudur. Feshin geçersizliği ise mahkeme kararı ile değil, işçinin, kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işverene müracaatı ile gerçekleşir.
Dosya içeriğine göre davacı işe iade davasının yargılaması sırasında vefat ettiği, böylece işe başlatılmak için işverene müracaat etmesinin fiilen imkânsız hale geldiği anlaşılmaktadır. Bu durumda boşta geçen süre ücreti ve diğer haklar ile iş güvencesi tazminatının doğduğundan söz edilemez. İşe iade davası açmakla murisin iradesinin bu yönde olduğu ve işe başlatılmak için işverene başvuracağının varsayılması gerektiğini kabul etmek kanunun düzenlemesine uygun düşmemektedir. Kanunun amacı iş ilişkisinin sürdürülmesini sağlamaktır. Nitekim sadece işe iadenin mali sonuçlarından yararlanmak amacıyla işe iade davasını açan ve işverenin davetine bu nedenle icabet etmeyen işçinin işe iade davası reddedilmektedir. Keza süresinde yapılan başvurudan sonra işverenin davetine icabet etmeyen işçinin de işe iadenin sonuçlarından yararlanamayacağına karar verilmektedir. Murisin farazi iradesine göre hareket edilirse mirasçıların işe iade dava açma hakkından da söz edilebilecektir ki, yukarıda belirtildiği gibi mevcut sistemin buna izin vermediği açıktır. Örneğin avukata vekâlet verdikten sonra ve işe iade davası açılmadan önce vefat eden işçinin farazi iradesinin işe iade davası açmak olduğu kabul edilerek yerine mirasçılarının işe iade davası açabilecekleri ileri sürülebilecektir. Oysa iş güvencesinin amacı iş ilişkisine süreklilik kazandırmak olup, mirasçılarla iş ilişkisinin devamı iş sözleşmesinin “kişisellik” özelliği gereği mümkün değildir.
İşverenin haksız davranışının yaptırımsız kalacağının kabulü de kanunun sözü edilen düzenlemesi karşısında mümkün değildir. Kanun koyucu esas itibariyle yaptırım olarak işverenin iradesine rağmen iş ilişkisinin sürdürülmesini öngörmüştür. Ancak gerek iş ilişkinin sürdürülmesi gerek boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara hak kazanma işçinin kanunda belirtilen süre içinde işverene başvurmasına bağlanmıştır. İşçinin süresinde başvuruda bulunmaması feshi geçerli hale getirecek ve bu durumda işveren sadece geçerli feshin sonuçlarından sorumlu olacaktır. Geçerli feshin sonuçlarından mirasçıların yararlanmasını engelleyen bir hüküm bulunmamaktadır.
Sosyal güvenlik hakları itibariyle mirasçıların boşta geçen süre ücretine hak kazanmaları yönündeki çoğunluk görüşü de kanunun yukarıda belirtilen açık düzenlemesine uygun değildir. Yukarıda belirtildiği gibi boşta geçen süre ücreti ve diğer haklara hak kazanma salt mahkemece feshin geçersizliği yönünde karar verilmesine bağlı tutulmamıştır. İşçinin kesinleşen kararın tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlatılması için işverene başvurusu gerekir. Aksi halde fesih geçerli hale gelecektir.
Yukarıda belirttiğim nedenlerle, mirasçıların davaya devam etmeleri ve taraf teşkilinin sağlanması halinde sadece feshin geçersizliğine karar verilmekle yetinilmeli, işçinin işe başlatılmak için işverene başvurusu ve işverenin davetine icabet etmesi şartına bağlı boşta geçen süre ücreti ve işe başlatmama tazminatı konusunda karar verilmesine yer olmadığına şeklinde hüküm kurulmalıdır. Kararın bu nedenle bozulması gerektiği görüşünde olduğumdan, sayın çoğunluğun boşta geçen süre ücretinin hüküm altına alınması gerektiği yönünde oluşturduğu bozma nedenine katılamıyorum.25.10.2013