YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/30622
KARAR NO : 2013/22596
KARAR TARİHİ : 28.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı ve fazla mesai ücreti alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı İsteminin Özeti:
Davacı, 28.02.2013 havale tarihli dilekçesinde davacının davalı işyerinde 22.01.2004 ile 06.09.2008 tarihleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız yere fesih edildiğini belirtmiş, alacaklarını tahsil amacıyla dava açtıklarını Konya 2. İş Mahkemesinin 21.10.2010 tarih 2008/573 esas ve 2010/27 karar sayılı ilamıyla alacaklarının hüküm altına alındığı, bu kararın Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 07.05.2012 tarih 2010/8813 esas ve 2012/15891 karar sayılı ilamıyla onanarak kesinleştiğini, bu dosyadaki bilirkişi incelemesi sonucunda hesap edilen alacaklarının tahsili amacıyla bu davanın açıldığını ve davalı taraftan kıdem, ihbar tazminatı, asgari geçim indirimi ve fazla çalışma ücreti alacaklarının tahsilini istemiştir.
Davalı Cevaplarının Özeti:
Davalı, haksız ve zamanaşımına uğramış davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, kesinleşen mahkeme kararı ve dayanağı bilirkişi raporuna dayanılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı kanuni süresi içinde davalı tarafından temyiz edilmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalının aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
2-Davacının hüküm altına alınan fazla çalışma alacağının zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
Zamanaşımı, alacak hakkının belli bir süre kullanılmaması yüzünden dava edilebilme niteliğinden yoksun kalabilmesini ifade eder. Bu tanımdan da anlaşılacağı üzere zamanaşımı, alacak hakkını sona erdirmeyip sadece onu “eksik bir borç” haline dönüştürür ve “alacağın dava edilebilme özelliği”ni ortadan kaldırır.
Bu itibarla zamanaşımı savunması ileri sürüldüğünde, eğer savunma gerçekleşirse hakkın dava edilebilme niteliği ortadan kalkacağından, artık mahkemenin işin esasına girip onu da incelemesi mümkün değildir.
Uygulamada, fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması, dava açma tekniği bakımından, tümü ihlal ya da inkar olunan hakkın ancak bir bölümünün dava edilmesi, diğer bölümüne ait dava ve talep hakkının bazı nedenlerle geleceğe bırakılması anlamına gelir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu benimsenmiş ilkeye göre, kısmi davada fazlaya ilişkin hakların saklı tutulmuş olması, saklı tutulan kesim için zamanaşımını kesmez, zamanaşımı, alacağın yalnız kısmi dava konusu yapılan miktar için kesilir.
4857 sayılı Kanundan daha önce yürürlükte bulunan 1475 sayılı Kanunda ücret alacaklarıyla ilgili olarak özel bir zamanaşımı süresi öngörülmediği halde, 4857 sayılı İş Kanunun 32/8. maddesinde, işçi ücretinin beş yıllık özel bir zamanaşımı süresine tabi olduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu kanundan önce tazminat niteliğinde olmayan, ücret niteliği ağır basan işçilik alacakları, Borçlar Kanununun 126/1. maddesi (6098 Sayılı TBK. 147. maddesi) uyarınca beş yıllık zamanaşımına süresine tabidir.
818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 128. maddesinde zamanaşımının nasıl hesaplanacağı belirtilmiştir. Bu maddenin birinci fıkrası, zamanaşımının alacağın muaccel olduğu anda başlayacağı kuralını getirmiştir. Aynı yönde düzenleme 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 151. maddesinde yer almaktadır.
Somut olayda yerel mahkemece, Konya 2. İş Mahkemesinin 21.10.2010 tarih 2008/573 esas ve 2010/27 karar sayılı kesinleşen ilamı ve dayanağı bilirkişi raporunda haftalık 160,00 TL net ücret üzerinden yapılan hesaplamaya göre bakiye 01.05.2004-06.09.2008 tarihleri arasında ki fazla çalışma alacağı yönünden hüküm kurulmuştur. Davacı tarafından açılan ek davaya karşı, davalı tarafça kanuni süresi içinde zamanaşımı def’inde bulunulduğu anlaşılmaktadır. Davalının zamanaşımı def’i hususunda gerekirse bilirkişiden ek rapor aldırılmalı ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 28.10.2013 gününde oybirliği ile karar verildi.