YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26546
KARAR NO : 2013/22487
KARAR TARİHİ : 28.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, manevi tazminat, ücret alacağının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatları tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, müvekkilinin 2007-2008 akademik yılı açılışında Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümüne öğretim üyesi olarak çalışmak için başvurduğunu, başvurusunun olumlu karşılanarak müvekkili ile üniversite arasında 13.10.2007 tarihinde hizmet sözleşmesinin yapıldığını ve yardımcı doçent olarak göreve başladığını, göreve başladıktan kısa süre sonra müvekkilinin Üniversite Akademik Yönetmeliğinin 6. maddesine aykırı davrandığı için aynı yönetmeliğini 10/d maddesi uyarınca son verildiğini, sözleşmenin feshinin haksız olduğunu, bu nedenle hizmet sözleşmesinin süresinden önce feshi nedeniyle yirmi üç aylık ücret alacağı, sözleşme nedeniyle Türkiye’ye dönünceye kadar yapılan harcamalar, Bişkek’te peşin ödediği altı aylık kira bedeli ve haksız işlemler nedeniyle manevi tazminat alacaklarının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, davaya Kırgızistan mahkemelerin bakması gerektiğini, davacı ile hizmet sözleşmesinin yapıldığını, ayda 1.680,00 dolar ücretle yardımcı doçent olarak çalışmaya başladığını, derslerin kendisi tarafından verilmesi gerekirken davacının derslere yerine başkasını soktuğunu, davacının derslerin kendisi yerine bir başka kişi tarafından verildiği kabul ederek derslerin o kişi tarafından verilmesi için izin talep ettiğini, Üniversite Yönetim Kurulunun davacının bu davranışını Akademik Personel Yönetmeliğinin 6. maddesine aykırı bulduğunu ve sözleşmesini feshettiğini bu nedenle davanın haksız olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, davacı ile davalı üniversite arasındaki belirli süreli iş sözleşmesi olduğu, davalının sözleşmeyi süresinden önce haklı neden olmaksızın feshettiğinden davacının bakiye süre ücret alacağının kabulüne diğer taleplerinin yerinde olmadığından reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmiştir.
Öncelikle çözümlenmesi gereken husus, uyuşmazlığın çözüm yerinin adli yargı mı yoksa idari yargı mı olduğudur.
Hukukumuzda yargı yolu için de görev tabiri kullanılmaktadır. Görev gibi, yargı yolu da kamu düzenine ilişkindir. Bu sebeple, yargılamanın her aşamasında mahkemenin davada yargı yolunun caiz olup olmadığını kendiliğinden gözetmesi gerekir.
Anayasanın “Yükseköğretim Kurumları” başlıklı 130. maddesinin birinci fıkrasında, “Çağdaş eğitim- öğretim esaslarına dayanan bir düzen içinde milletin ve ülkenin ihtiyaçlarına uygun insan gücü yetiştirmek amacı ile ortaöğretime dayalı çeşitli düzeylerde eğitim-öğretim, bilimsel araştırma, yayın ve danışmanlık yapmak, ülkeye ve insanlığa hizmet etmek üzere çeşitli birimlerden oluşan kamu tüzelkişiliğine ve bilimsel özerkliğe sahip üniversiteler Devlet tarafından kanunla kurulur.”; 2. fıkrasında, “Kanunda gösterilen usul ve esaslara göre, kazanç amacına yönelik olmamak şartı ile vakıflar tarafından, Devletin gözetim ve denetimine tabi yükseköğretim kurumları kurulabilir.”; 10. fıkrasında “Vakıflar tarafından kurulan yükseköğretim kurumları, mali ve idari konuları dışındaki akademik çalışmaları, öğretim elemanlarının sağlanması ve güvenlik yönlerinden, Devlet eliyle kurulan yükseköğretim kurumları için Anayasada belirtilen hükümlere tabidir.” hükmüne yer verilmiştir.
İdari rejime dayalı olarak düzenlenmiş bulunan Türkiye’nin idari yapısında, kamu tüzel kişiliği idari yargının görev alanının belirlenmesinde kullanılan ölçütlerden birisidir.
Kamu tüzel kişilerinin kuruluş amacı kamu yararı, faaliyet konuları ise kamu hizmetidir. Bu bağlamda, kamu tüzel kişileri, özel hukuk tüzel kişilerine nazaran üstün ve ayrıcalıklı kamu gücüne sahiptirler ve tek taraflı işlemlerle yeni hukuki durum yaratabilirler. Bu sebeple de personeli kamu hukukuna tabidir.
Devlet Üniversiteleri Anayasal güvence altına alınmış olan “Bilimsel özerkliğe sahip olmaları” bir diğer ayrıcalığıdır. Üniversitelerde bilimsel özerklik ilkesi benimsenirken güdülen amaç, yükseköğretimin çeşitli siyasal çevre ve baskı grupları ile düşünce kümelerinin etkisinin dışında tutarak, bilimsel amaç, hedefler ve gereksinimlerine bağlı olmalarını sağlamaktır. Bu sebeple de, bilimsel faaliyetin asli unsurları olan yükseköğretim elemanlarının, görevleri, unvanları, atama, yükselme ve emeklilikleri gibi özlük haklarının kanunla düzenleneceği konusu, anayasal teminat altına alınmıştır.
Davalı üniversitenin, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti ile Kırgız Cumhuriyeti Hükümeti Arasında Kırgızistan’ın başkenti Bişkek Şehrinde Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Kurulmasına Dair Anlaşma çerçevesinde 30.09.1995 tarihinde imzalanan uluslararası sözleşme ile kurulduğu, anlaşmanın 11.maddesinin“ Üniversite’de görev alacak idari ve akademik personel sözleşmeli olarak çalıştırılacaktır. Türkiye’den gidecek öğretim elemanları ve idari personel, Mütevelli Heyetin talebi üzerine, Yükseköğretim Kurulu tarafından “ücretsiz izinli” olarak görevlendirilecek, ücretleri hazırlanacak tüzük esaslarına göre Mütevelli Heyetçe tespit edilecek ve Kırgızistan’da geçecek hizmet süreleri, Türkiye’de kıdem ve emekliliklerinde değerlendirilecektir.”şeklinde düzenlenmiştir.
Somut olay ve mevzuat hükümleri ile Uyuşmazlık Mahkemesinin 05.11.2012 tarih ve 189 esas, 234 karar sayılı kararı birlikte irdelendiğinde, davalı üniversitenin, sürekli ve düzenli nitelikteki kamu hizmetinde çalıştırdığı davacının, statüsü, göreve alınması, hak ve yetkileri gözetildiğinde, idare hukuku kapsamında bir kamu personeli olduğu açıktır. Bu açıdan taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümünde idari yargı yeri görevlidir. Görev hususu dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen dikkate alınmalıdır.
Bu durumda, yargı yolu sebebi ile görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması hatalı olup, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ: Hükmün yukarıda açıklanan sebeple BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgiliye iadesine, 28.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.