YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/26794
KARAR NO : 2013/20537
KARAR TARİHİ : 01.10.2013
MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
DAVA : Davacı, kıdem, ihbar tazminatı, ücret ve ikramiye alacaklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde taraflar avukatlarınca temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:
Y A R G I T A Y K A R A R I
Davacı vekili, davacının davalı işverene ait işyerinde çalıştığını, iş sözleşmesinin 4857 sayılı İş Kanunu’nun 17. maddesi uyarınca davalı işverenlikçe feshedildiğini belirterek müvekkilinin ihbar ve kıdem tazminatı, ücret ve ikramiye alacaklarının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, iş sözleşmesinin 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca feshedildiğini, davacıya ihbar süresi tanındığını, bu sürede üretim olmamasına rağmen davacının hakettiği tüm ücretlerin çalışmış gibi ödendiğini, kıdem tazminatının da taksitler halinde ödendiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin işverence 4857 sayılı Kanun’un 17. maddesi uyarınca feshedildiği konusunda ihtilaf bulunmadığı, davacının ücret alacağının olmadığı, işyerinde ikramiye uygulaması bulunmadığı gerekçesiyle ikramiye alacağı reddedilmiş, diğer talepler hüküm altına alınmıştır.
Karar, her iki taraf vekilince temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, tarafların aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasında işçiye ödenen aylık ücretin miktarı konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.
4857 sayılı Kanun’da 32. maddenin ilk fıkrasında, genel anlamda ücret, bir kimseye bir iş karşılığında işveren veya üçüncü kişiler tarafından sağlanan ve para ile ödenen tutar olarak tanımlanmıştır.
Kural olarak ücretin miktarı ve ekleri gibi konularda ispat yükü işçidedir. Ancak bu noktada, 4857 sayılı Kanun’un 8 ve 37. maddelerinin işverene bu konuda bazı yükümlülükler de göz ardı edilmemelidir. Bahsi geçen kurallar, iş sözleşmesinin taraflarının ispat yükümüne yardımcı nitelikte olduğu gibi, çalışma yaşamındaki kayıt dışılığı önlenmesi amacına da hizmet etmektedir. Bu yönde belgenin verilmiş olması ispat açısından işveren lehine olmakla birlikte, belgenin düzenlenerek işçiye verilmemiş oluşu, işçinin ücret, sigorta pirimi, çalışma koşulları ve benzeri konularda kanuni güvencelerini zedeleyebilecek durumdadır. Çalışma belgesi ile ücret hesap pusulasının düzenlenerek işçiye verilmiş olması, iş yargısını ağırlıklı olarak meşgul eden, işe giriş tarihi, ücret, ücretin ekleri ve çalışma koşullarının belirlenmesi bakımından da önemli kolaylıklar sağlayacaktır. Bu bakımdan ücretin ispatı noktasında taraflar delillerinin değerlendirilmesi sırasında, işverence düzenlenmesi gereken bu tür belgelerin düzenlenmiş olup olmamasının da gözetilmesi gerekir.
İş sözleşmesi veya ücret bordrolarında gösterilen ücretlerin gerçeği yansıtmadığı durumlarda gerçek ücretin tespiti önem kazanır. İşçinin kıdemi, meslek unvanı, fiilen yaptığı iş, işyerinin özellikleri ve emsal işçilere ödenen ücretler gibi hususlar dikkate alındığında imzalı bordrolarda yer alan ücretin gerçeği yansıtmadığı şüphesi ortaya çıktığında, bu konuda tanık beyanları gözetilmeli ve işçinin meslekte geçirdiği süre, işyerinde çalıştığı tarihler, meslek unvanı ve fiilen yaptığı iş bildirilerek sendikalarla, ilgili işçi ve işveren kuruluşlarından emsal ücretin ne olabileceği araştırılmalıdır.
Somut olayda, sunulan ücret bordroları asgari ücretten düzenlenmiştir. Davacının kıdemi ve vasıflı işçi olduğu dikkate alındığında ve yargılama sırasında dinlenen tanıkların beyanları değerlendirildiğinde, asgari ücretin üzerinde bir ücretle çalıştığının kabulü dosya içeriğine daha uygundur. Mahkemece ayrıca davacının kıdemi ve yaptığı işe göre ilgili meslek kuruluşlarından ve yukarıda belirtilen mercilerden uyuşmazlık konusu dönemde alabileceği emsal ücret seviyesi belirlenmeli ve dava konusu alacaklar buna göre hesaplatılmalıdır. Yazılı şekilde asgari ücretten yapılan hesaplamaya göre karar verilmesi hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
3-Ayrıca iş sözleşmesi feshedilen işçiye kıdem tazminatı, fesih tarihinde ve takip eden aynı yıl içinde taksitler halinde ödenmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, hesaplanan kıdem tazminatı miktarına faiz ilave sonucu bulunan toplam miktardan işveren tarafından yapılan kıdem tazminatı ödemeleri mahsup edilerek bakiye alacak hesaplanmıştır. Bu hesaplama yöntemi dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Davacıya yapılan kıdem tazminatı ödemeleri, ödeme tarihlerine göre faizleriyle birlikte mahsup edilmeli, gerek duyulursa faiz işlerinde uzman serbest muhasebeci mali müşavir bilirkişiden rapor alınmalıdır. Yazılı şekilde hatalı bilirkişi raporuna göre hüküm kurulması bozmayı gerektirmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenlerden dolayı BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, 01.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.