Yargıtay Kararı 16. Hukuk Dairesi 2012/4139 E. 2012/6564 K. 13.09.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/4139
KARAR NO : 2012/6564
KARAR TARİHİ : 13.09.2012

MAHKEMESİ :KADASTRO MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : KULLANIM KADASTROSU

Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtayca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kullanım kadastrosu sırasında … ada …, …, …, 2003, 2004, 2005, 2006 ve 2007 parsel sayılı 4.291,94, 530,48, 116,67, 1.070,89, 160,21, 304,90, 165,73 ve 60,94 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve sırasıyla … oğlu …, Hüseyin oğlu …, … oğlu …, İbrahim oğlu Salih ve …, … oğlu …, … oğlu …, … oğlu … kullanımında olduğu şerhi verilerek tarla ve arsa niteliği ile Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar … ve arkadaşları, taşınmazların kendi kullanımlarında olduğunu belirterek adlarına zilyetlik şerhi verilmesi istemiyle dava açmışlardır. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davacıların davasının dava şartı bulunmadığından reddine ve çekişmeli taşınmazların tespit gibi tescillerine karar verilmiş; hüküm, davacılar … ve … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, 2/B madde uygulaması nedeniyle Hazine adına tesbiti yapılan taşınmazların beyanlar hanesindeki kullanım şerhine yöneliktir. Kullanım şerhine yönelik davaların, taşınmazın maliki olan Hazine ile lehine kullanım şerhi verilenlere yöneltilerek açılması zorunludur. Somut olayda davacı, sadece adlarına kullanım şerhi verilen … ve arkadaşlarını hasım göstererek dava açmış; Mahkemece de taşınmazın maliki Hazine davaya dahil ettirilerek taraf koşulu tamamlanmamıştır. Diğer taraftan, kullanım kadastrosu sonucu yapılan tespitlere karşı, taşınmazların tespit gününden önce kendi fiili kullanımlarında olduğunu iddia edenlerin, askı ilan süresi içinde Kadastro Mahkemesinde, 10 yıllık hak düşürücü süre içinde ise genel mahkemelerde dava açmaları mümkün olup bu hakkı engelleyen bir yasa hükmü de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca, mahkemece Hazinenin davaya katılımı sağlandıktan sonra tarafların iddia ve savunmalarıyla ilgili tüm deliller toplanıp birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir hüküm kurmak gerekirken, olayda uygulama yeri bulunmayan yasa ve yönetmelik hükümlerinden bahisle yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsizdir. Temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.