YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7977
KARAR NO : 2010/17440
KARAR TARİHİ : 21.12.2010
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde taraflar avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, kolunda oluşan kızarıklık yüzünden davalı doktor …’ün muayenehanesine giderek muayene olduğunu, davalı …’nın verdiği ilaçları kullanmasına rağmen sonuç alamadığını ve bu nedenle davalı …’nın kendisini görev yaptığı … Numune hastanesi Dermoloji bölümüne yönlendirdiğini ve burada kolundan alınan parça örneğinde leismaniazis bulgusu saptandığının patoloji raporunda belirlenmesi üzerine bu hastalığa yönelik tedavi uygulandığını, bu tedavinin oldukça meşakkatli ve acı verici olduğunu, tedavinin sonuç vermemesi üzerine davalı …’ün sahibi olduğu özel labratuvarda tekrar inceleme yapıldığını ve burada da sonucun önceki gibi çıktığını ve yeniden tedaviye devam kararı alındığını, ancak hastalığının iyileşmediği gibi vücudunun diğer yerlerinde de yayıldığını, insanların kendisinden kaçar hale geldiğini, büyük manevi acılar yaşadığını, daha sonra gittiği başka bir doktor tarafından teşhisin yanlış olduğunun belirlendiğini ve yeniden yapılan patolojik incelemede de önceki teşhislerin yanlış olduğunun saptandığını, yeni konulan teşhise uygun tedavinin olumlu sonuç vermeye başladığını, kendisini tedavi eden doktorlar … ile … ve patolojik raporu veren Numune hastanesi doktorları … ve … ile özel labaratuvar sahibi …’ün yanlış teşhis ve tedavi nedeniyle sorumlu olduklarını ileri sürerek fazlası saklı kalmak üzere 500 TL maddi, 25.000 TL manevi tazminatın davalılardan tahsilini istemiştir.
2010/7977-17440
Davalılar davanın reddini dilemişlerdir.
Mahkemece, alınan Adli Tıp Kurumu raporu benimsenerek ve olayda davalıların kusur ve ihmallerinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı ile davalılar …, … ve … tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dava, dermatolog, davalılar ile patalog davalıların vekillik sözleşmesinden kaynaklanan özen borcuna aykırılık iddiasına dayanmaktadır. (B.386, 390 maddesi) vekil … görürken yöneldiği sonucun elde edilmemesinden değil, bu sonuca ulaşmak için yaptığı uğraşların özenle görülmemesinden sorumludur. Vekilin sorumluluğu genel olarak işçinin sorumluluğuna ilişkin kurallara bağlıdır (BK 390/II) vekil, işçi gibi davranmak zorunda olup, hafif kusurundan dahi sorumludur. O nedenle doktorun meslek alanı içinede olan bütün kusurlar (hafif de olsa) sorumluluğun unsuru olarak kabul edilmelidir. Doktorlar, hastalarının zarar görmemesi için yalnız mesleki değil, genel hayat tecrübelerine göre herkese yüklenebilecek dikkat ve özeni göstermek zorundadır. Doktor, ufak bir tereddüt gösteren durumlarda dahi, bu tereddüdü ortadan kaldıracak araştırmalar yapmak ve bu arada koruyucu tedbirler almakla yükümlüdür. Çeşitli tedavi yöntemleri arasında seçim yaparken, hastanın özelliklerini göz önünde tutmalı, onu gereksiz risk altına sokmamalı, en emin yolu tercih etmelidir.
Gerçekten mesleki bir … gören doktor, ona güvenen hastasına titiz bir ihtimam ve dikkat göstermelidir. Titiz bir özen göstermeyen vekil, BK 394/1 uyarınca vekaleti gereği gibi ifa etmemiş sayılmalıdır.
Dava konusu olayda, kolundaki bir kızarıklıktan dolayı dermatoloji uzmanı olan doktor …’ün muayenehanesine giden davacıya, yapılan muayene sonucunda leischmoniasis tanısı konulduğu ve bu ön teşhisle pataloji laboratuarına yönlendirildiği, patalog doktorlar … ve … tarafından yapılan patalojik değerlendirme sonunda aynı teşhisin konulması nedeniyle bu teşhise uygun tedavinin dermotoloji doktorları … ve … tarafından yürütüldüğü ve ancak davacının tedaviye cevap vermemesi sonucu bu kezde özel laboratuar sahibi olan davalı …’den patolojik rapor istendiği ve bu davalı tarafından da aynı teşhisin konulması üzerine tedaviye aynı şekilde devam edildiği ve ancak davacının iyileşmediği, davacının bilahere dava dışı başka bir doktora muayene olduğu ve o esnada yürütülen dermatoloji konferansına katılan dava dışı doktorlar tarafından da muayene edildiğine yanlış teşhisin konulduğunun belirlendiği ve davacının İbn-i Sina Hastanesinden alınan pataloji raporunda da başka bir deri 2010/7977-17440
hastalığının bulunduğunun saptandığı ve konulan yeni teşhise göre davacının tedavisinin yapılarak olumlu gelişmeler sağlandığı ve ancak davacının cildinde doğal cilt ile uyumlu olmayan lezyonların oluşmuş bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkemece alınan Adli Tıp Kurumu Raporunda davalıların olayda kusur ve ihmallerinin bulunmadığı belirtilmiş ise de, davalı dermatologların, davacının tedaviye cevap vermemesine rağmen aynı tedaviye devam etmelerinin olaya etkisi olup olmadığı, dolayısıyla davalı doktorların kusurlu olup olmadıkları, gerekli araştırma yapılmış olsa idi sonucun değişip değişmeyeceği hususunda bilgi ve açıklama olmadığı gibi, diğer davalıların kusurlu olmadıklarına dair yeterli açıklama ve gerekçenin bulunmadığı, bu haliyle düzenlenen raporun hükme esas alınacak yeterlilikte bulunmadığı anlaşılmaktadır. Yeterli olmayan rapora dayanılarak hüküm kurulması olanaklı değildir. Hal böyle olunca, mahkemece üniversitelerin ilgili ana bilim dallarında görevli içlerinde dermatolog ve patoloğun da bulunduğu bilirkiş kurulundan taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli, az yukarıda açıklanan hususlarıda irdeleyecek şekilde rapor alınarak hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekir. Mahkemenin değinilen bu yönleri gözardı ederek yazılı şekilde karar vermiş olması usul ve yasaya aykırıdır. Bozmayı gerektirir.
2-Yukarıda açıklanan bozma nedenine göre, davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bent uyarınca davalıların temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 17.15 TL peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalılara iadesine, 17,15 TL peşin alının temyiz harcının davacıya iadesine, 21.12.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.