Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/8372 E. 2010/9951 K. 06.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/8372
KARAR NO : 2010/9951
KARAR TARİHİ : 06.07.2010

MAHKEMESİ : … 5. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki muarazın meni davasının yapılan reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı, eczacı olduğunu 11.2.2010 tarihinde kendisinin bulunmadığı bir sırada eczanede yapılan denetimde kime ait olduğu belli olmayan küpürü kesik ilaçların bulunduğu gerekçesiyle sözleşmenin 6 ay süreyle feshedilip 118.892.15 TL cezai şart tahakkuk ettirildiğini, oysaki ilaçların üzerinde kime ait olduğunu gösteren reçete suretlerinin bulunduğunu, öte yandan birtakım ilaçlarında kanser hastası olan eniştesi …’e ait olup, …’ün tedavi gördüğü hastane tarafından muhafaza sorunu nedeniyle eniştesine iade edilen ve bu nedenle güvenilir bir yer olan kendisine ait eczanede saklanan ilaçlar olduğunu, sözleşmeye aykırı bir durum bulunmadığını ileri sürerek davalıca uygulanan fesih işlemi ile cezai şart tahakkukuna ilişkin işlemin iptalini istemiştir.
Davalı, davacıya ait eczanede yapılan denetimde davacının sözleşmeye aykırı davrandığının saptanması nedeniyle yapılan işlemin sözleşmeye uygun olduğunu savunarak davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, davacının eczanesinde yapılan denetimde kime ait olduğu saptanamayan ilaç küpürleri ve küpürü kesik ilaçların bulunduğu ve davalının işleminin bu nedenle yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Davacı eldeki davada, eczanesinde bulunan küpürü kesik ilaçların bir kısmının üzerinde kime ait olduğunu belirten reçete fotokopilerinin bulunduğunu, bir kısmının ise kanser hastası olan eniştelerine ait bulunan ve yattığı hastane tarafından muhafaza için eniştesine iade edilen ilaçlar olduğunu iddia etmektedir. Dosya içinde bir örneği bulunan ve davacı eczanesinde yapılan denetim sonucu düzenlenen tutanakta bazı ilaçların kime ait olduğunu gösteren isimlerin bulunduğu anlaşılmaktadır.Öte yandan denetimde görevli … tarafından düzenlenen 16.2.2010 tarihli raporda da 15kalem ilaç üzerinde şahıs isminin yazılı olduğu,8kalem ilaç üzerinde isim yazılı olmadığı, 4kalem şahıs ismi yazan ilaç hakkında işlem yapılmaması gerektiği, diğer ilaçların
bazılarının isimsiz, bazılarının ise isim yazılı olmasına rağmen adres, telefon ve kurum bilgisinin bulunmadığı ve bu ilaçlar hakkında işlem yapılması gerektiği beirtilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, denetim esnasında bulunan küpürlerin ve küpürü kesilmiş olan ilaçların üzerlerinde isimleri yazılı olan şahıslara ait olduğunun ispat edilmesi halinde bu ilaçlardan ve küpürlerden dolayı sözleşmeye aykırılık olgusunun gerçekleşmediği kabul edilmelidir. Bu bağlamda üzerinde isim yazılı kesik küpürler ve küpürü kesilmiş olan ilaçların üzerlerinde isimleri yazılı şahıslara ait olup olmadığını ispat için davacıdan tanık dahil her türlü delili sorulup alınmalıdır. Öte yandan davacı taraf üzerinde isim bulunmayan ilaçların ise hastahanede yatarak tedavi gördüğü sırada odası değiştirilen kanser hastası eniştesine ait olduğunu ve bu ilaçların hastanece muhafaza için iade edilmesi nedeniyle kendi eczanesinde muhafaza edildiğini de iddia etmektedir. Dosya arasında bulunan belgelerden, davacının eniştesi olduğu iddia edilen …’ün hastanede tedavi gördüğü anlaşıldığı gibi, …’ün tedavi gördüğü hastane tarafından düzenlenen 15.2.2010 tarihli yazıda da bazı ilaçların tekrar kullanılması gerektiğinde istenilmek üzere 13 kutu ilacın hastaya iade edildiği belirtilmiştir. Az yukarıda belirtilen ve …tarafından düzenlenen 16.2.2010 tarihli raporda ise 23.524.8 TL bedelli 13 adet ilacın kime ait olduğunu belirleyen isim bulunmadığı belirtilmektedir. Hal böyle olunca; denetim sonucu bulunan ve şahıs ismi yazmayan ilaçların kanser ilacı olup olmadığı, bu ilaçların hastane tarafından hastaya iade edilen ilaçlardan olup olmadığı da araştırılmak zorundadır. Bu itibarla mahkemece; üzerinde isim yazılı olan ilaçların, gerçekten üzerlerinde isimleri yazılı olan şahıslara ait olup olmadığı yönünde davacıdan tanık dahil tüm deliller sorulup alınmalı, öte yandan davacının eniştesine ait olduğunu iddia ettiği ilaçlar yönünden de bu ilaçların kanser ilacı olup olmadığı yönünde gerekirse bilirkişi incelemesi de yapılmak suretiyle tedavi görülen hastanedende gerekli bilgi ve belgeler sağlanmalı, akabinde davacının sözleşmenin 6, 3, 7.maddesine aykırı hareket edip etmediği saptanmalı ve hasıl olacak sonuca uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece değinilen bu hususlar gözardı edilerek eksik inceleme ve araştırma ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; temyiz olunan kararın davacı yararına BOZULMASINA, peşin alınan 17.15 TL temyiz harcının istek halinde iadesine, 6.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.