YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/5498
KARAR NO : 2012/10655
KARAR TARİHİ : 11.12.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kullanım kadastrosu sırasında … Köyü çalışma alanında bulunan 104 ada 1 parsel sayılı 1503,92 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince orman sınırları dışına çıkarıldığı , taşınmazın 1990 yılından beri Ramis oğlu … ‘un kullanımında olduğu şerhi verilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacı, çekişmeli taşınmazın zilyetliğinde olduğunu belirterek lehine zilyetlik şerhi verilmesini talep etmiştir. Mahkemece yapılan yargılama sonunda, davanın reddine, karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davanın niteliği itibarı ile ancak 3402 sayılı Yasa’nın 11. maddesindeki ilan süresi içerisinde açılabileceği, buna göre genel mahkemede açılmasının mümkün olmadığı gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de, yapılan değerlendirme dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Yörede 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi gereğince yapılan kadastro sırasında çekişmeli taşınmaz, beyanlar hanesine 6831 sayılı Yasa’nın 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarıldığı ve taşınmazın 1990 yılından beri …’un kullanımında olduğu şerhi verilerek tarla niteliği ile Hazine adına tespit edilmiş ve tespit kesinleşmiştir. Davacı tarafça zilyetlik şerhinin iptali istemi ile 24.11.2010 tarihinde dava açılmıştır. 5831 sayılı Yasa ile 3402 sayılı Kadastro Kanunu’na eklenen Ek 4. madde içeriğinde ve kadastro mevzuatında tespit kesinleştikten sonra genel mahkemede dava açılabilmesini kısıtlayıcı bir hüküm bulunmadığı gibi bu şekilde yapılan tespitler hakkında 3402 sayılı Yasa’nın 12/3. maddesinin uygulanamayacağına ilişkin bir düzenleme de bulunmamaktadır. Hal böyle olunca davacının Kadastro Kanunu’nun 12/3. maddesi gereğince tespitin kesinleşmesinden itibaren 10 yıllık süre içinde açılan davası nedeniyle tarafların iddia ve savunmaları çerçevesinde delilleri toplanıp, davacının yasada belirtilen şekilde bir kullanımı olup olmadığının tespiti ile oluşacak sonuca göre işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davacının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 11.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.