YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/7215
KARAR NO : 2010/9920
KARAR TARİHİ : 05.07.2010
A.. K.. vekili avukat ilyas … ile R.. K.. vekili avukat … aralarındaki dava hakkında … 22.Asliye Hukuk Mahkemesinden verilen 17.3.2009 gün ve 461-81 sayılı hükmün Dairemizin 15.2.2010 tarih ve 8014-1674 sayılı ilamıyla bozulmasına karar verilmişti. Süresi içinde davalı avukatınca kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla dosya incelendi, gereği konuşuldu.
K A R A R
Davacı, … İlçesi’nde bulunan 2 parça taşınmaza, murisi …’ten gelen paydan ötürü hissedar iken, dava dışı 3.kişiler … ve … tarafından aleyhine … 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nde “tapu iptal-tescil” davası açıldığını, davalı avukat’ın da kendisini vekili sıfatıyla bu davada temsil ettiğini, yargılama neticesinde aleyhine olarak davanın kabulüne karar verildiğini, hükmün diğer davalılar vekilince temyiz edilerek Yargıtay 8.Hukuk Dairesi’nin bozma kararı ile, diğer davalılar lehine kararın bozulduğunu, ancak kendi vekili, davalı tarafından temyiz edilmeyerek kararın aleyhine kesinleştiğini, böylelikle taşınmazlardaki payının başkası üzerine hükmen tescil edildiğini, taşınmazdaki hisselerin değerinin 250.000 YTL olduğunu beyanla maddi zararının davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Davalı, Avukatlık Kanunu’nun 40.maddesi gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, davacının karardan sonra henüz temyiz aşamasında iken dosyayı kendisinden aldığını, bilahare işyerine gelerek başka bir iş verdiğini ve kararı temyiz etmediğini beyan ettiğini, davacıdan bu hususta yazılı bir belge almadığını, kaldı ki kendisine temyize ilişkin ücret verilmediğini, herhangi bir kusuru olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile, tapu iptal ve tescil davasının açıldığı 21.7.2000 tarihi itibariyle, davacının taşınmazlardaki payının rayiç değerinden davacının denetim yükümlülüğünü yerine getirmemesinden ötürü oluşan müteferrik kusurunun indirimi ile ulaşılan 32.916.TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmiş; hükmün, taraflarca temyizi üzerine dairemizce davalının temyiz itirazlarının reddine, davacının temyiz itirazlarının incelenmesi sonucunda da özetle “davalı avukatın kusuru nedeniyle davacının anılan taşınmazdaki payının elinden çıktığı, bu durumda davacının payı oranında 18.2.2003 tarihindeki taşınmazın raiç değerini isteyebileceği, kusur indirimi yapılmasının da doğru olmadığı” gerekçesiyle hüküm bozulmuş; bu kez davalı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
1-Temyiz ilamında belirtilen gerektirici nedenler karşısında usulün 440. Maddesinde sayılan nedenlerden 2010/7215-9920
hiçbirisine uygun olmayan davalının sair karar düzeltme isteğinin REDDİ gerekir.
2-Toplanan delillerden ve dosya kapsamından eldeki davaya konu taşınmaz davacının murisi Behiye Kutlutürk tarafından 20.2.1966 tarihli harici sözleşme ile dava dışı … ve …’ye 10.000 TL bedelle satılıp teslim edilmiş ve satış parası da kendisine ödenmiştir. Daha sonra adıgeçen bu şahısların … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/350 (bozulmakla 2003/217) esas sayılı dava dosyası ile bu dosyanın davacısına ve diğer paydaşlara karşı açtıkları tapu iptali ve tescili davası sonucunda bu dosyanın davacısı yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ve bu hüküm kesinleşmiştir. Kesinleşen bu karar neticesinde davacıya ait taşınmaz payı elinden çıkmış olsada davacının murisi …’ün 20.2.1966 tarihli harici sözleşme ile dava dışı … ve …’den aldığı 10.000 TL kendi uhtesinde (mirasçısı olarak davacının Uhtesinde) kalmış, neticede bu miktar para kadar sebepsiz zenginleşmiştir. Bu durumda taşınmazın raiç değerini isteyen davacı, dava dışı şahislardan murisinin aldığı paranın … 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2000/350 (Yargıtayca bozulmakla 2003/217) esas sayılı dosyasının kendisi yönünden kesinleştiği 18.2.2003 tarihine kadar geçen süre içerisinde denkleştirici adalet ilkesine göre uluştığı değeri davalıya ödemekle yükümlüdür. Hal böyle olunca mahkemece, öncelikle 20.2.1966 tarihinde ödenen 10.000 liranın çeşitli ekonomik etkenler nedeniyle (azalan alım gücünün) (Enflasyon, tüketici eşya fiyat endeksi, altın ve döviz kurlarındaki artışlar, memur maaş ve işçi ücretlerindeki artışlar vs.) ortalamaları alınmak süretiyle taşınmazın elinden çıktığı tarih olarak kabul edilen 18.2.2003 tarihinde uluşacağı alım gücü belirlenmeli , bundan sonra taşınmazın aynı tarihteki (18.2.2003) raiç değeri tespit edilmeli gerekli mahsup yapıldıktan sonra arta kalan miktardan davalı avukat sorumlu tutulmalıdır. Bu yönlerin gözetilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirir. Ne varki mahkemece kararı Dairemiz önceki bozma kararına ilaveten bu gerekçe ile de davalı yararına bozulacak iken bu yönün gözden kaçtığı yeniden yapılan inceleme sonucu anlaşıldığından davalının bu yöndeki karar düzeltme istemi kabul edilmeli, Dairemiz kararı kısmen kaldırılmalı, mahkeme kararı bozulmalıdır.
SONUÇ: Yukarıda birinci bentte açıklanan nedenlerle davalının sair karar düzeltme taleplerinin reddine ikinci bentte açıklana nedenlerle karar düzeltme talebinin kabulüne, Dairemizin 15.2.2010 tarih ve 2009/8014 esas ve 2010/1674 sayılı kararın kısmen kaldırılmasına mahkeme kararının BOZULMASINA, 1.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.