YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/11067
KARAR NO : 2013/11034
KARAR TARİHİ : 19.11.2013
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
DAVA TÜRÜ : TESCİL
Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Yargıtay bozma ilamında özetle; “yetersiz inceleme sonucu tescile karar verilmesinin isabetsiz olduğu belirtilerek ziraate elverişsiz arazi niteliğiyle tespit dışı bırakılan çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde davacı lehine imar-ihya koşullarının varlığı yönünden taşınmazın bulunduğu bölgeye ait hava fotoğrafları ve topoğrafik haritalarından da yararlanılarak imar-ihyanın hangi tarihte başladığı, süreci, sürdürülüş biçimi ve hangi tarihte tamamlandığının belirlenmesi, taşınmazın kuzeyinde bulunan dava dışı 227 parsel tutanağına ekli 03.05.1956 tarihli krokide dava konusu taşınmaz yönü mera olarak gösterildiğine göre yöntemine uygun mera araştırmasının yapılması, bundan sonra elde edilecek sonuca göre bir karar verilmesi” gereğine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne, hükme dayanak yapılan fen bilirkişisi raporunda (A) harfiyle gösterilen 33.120,44 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz bölümünün davacı … adına tapuya tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı lehine hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümünde imar-ihya edildiği ile zilyetlikle edinme koşullarının gerçekleştiği gerekçesiyle hüküm kurulmuştur. Çekişmeli taşınmaz bölümü üzerinde davacı tarafın, imar-ihyanın tamamlandığı tarihten, dava tarihine kadar 20 yılı aşan zilyetliğinin bulunduğu anlaşılmıştır. Ancak, davacı yararına edinme koşullarının gerçekleştiğinden söz edilebilmesi için, taşınmazın niteliğinin de zilyetlikle kazanıma elverişli yerlerden olması gerekir. Bozma ilamında da bu hususa değinilmiş; gerekçesi açıklanarak mera yönünden mera araştırması yapılması gereği de vurgulanmıştır. Bozma ilamına uyulmakla taraflar yönünden usuli kazanılmış hak oluşur. Bu hakkın zedelenmemesi için bozma ilamı gereklerinin yerine getirilmesi zorunludur. Ne var ki, dava dışı 227 parsel tutanağına ekli 03.05.1956 tarihli krokide dava konusu taşınmaz yönü “mera” olarak gösterildiği halde, yöntemine uygun kadim mera araştırması yapılmamış olduğu gibi; 19.10.2012 tarihli keşifte dinlenen davacı tanığı Ahmet Akkoç, çekişmeli taşınmazın batısında kalan bölümde “köy merası” olarak kullanılan alan olduğu belirtildiği halde, aynı keşifte dinlenen yerel bilirkişilerden taşınmazın imar-ihyaya başlanmadan önceki niteliğinin “kadim mera” olup olmadığı konusunda beyanları alınmaksızın yetersiz bilirkişi beyanları esas alınarak hüküm kurulmuştur. Eksik incelemeyle ve hükmüne uyulan bozma ilamı gerekleri tam olarak yerine getirilmeden karar verilmesi doğru değildir. O halde, doğru sonuca ulaşılabilmesi için; mahallinde yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, komşu köylerde ikamet edip davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek üç kişilik yerel bilirkişi ve aynı yöntemle belirlenecek taraf tanıkları ile 3 kişilik ziraatçı bilirkişi kurulundan huzuruyla yeniden keşif yapılmalı, mera tahsis kararı bulunmadığına göre çekişmeli taşınmaz bölümünün imar ihyaya başlanmadan öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümü ile davacı tanığının belirttiği çekişmeli taşınmaz bölümünün batısında kalan bölümdeki “köy merası” olarak kullanıldığı belirtilen alan arasında ayırıcı unsurların bulunup bulunmadığı araştırılmalı, mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, taşınmaz bölümünün geçmişte ne durumda bulunduğu, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, kim tarafından, ne zamandan beri ne suretle kullanıldığı, taşınmaz bölümünün öncesinin kadim mera, yaylak veya kışlak olup olmadığı, varsa komşu mera bölümü ile aralarında ayırıcı unsur bulunup bulunmadığı ve taşınmazın sınırlarında zaman içinde meraya el atmak suretiyle genişleme olup olmadığı hususunda yerel bilirkişi ve tanıklardan maddi olaylara dayalı ayrıntılı bilgi alınmalı, yerel bilirkişi ve tanık sözleri komşu parsel tutanakları ve dayanakları ile denetlenmeli, belirtilen dosyadaki mevcut deliller ile mahalli bilirkişi ve tanık beyanları değerlendirilmeli, ziraat mühendislerinden oluşan 3 kişilik bilirkişi kurulundan çekişmeli taşınmazın tarımsal niteliğini bildirir, komşu taşınmaz bölümleri ile karşılaştırmalı olarak toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden incelenmek suretiyle taşınmazın kadim meradan açılmak suretiyle elde edilen yerlerden olup olmadığı ile varsa komşu mera bölümlerinden nasıl ve ne şekilde ayrıldığını açıklar nitelikte, çekişmeli taşınmaz bölümünün değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş ayrıntılı rapor alınmalı, fen bilirkişisine keşif ve uygulamayı denetlemeye elverişli rapor ve harita düzenlettirilmeli, bundan sonra davacı yararına 3402 sayılı Yasa’nın 14. ve 17. maddeleri ile 4721 sayılı TMK’nın 713. maddesinde öngörülen koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği değerlendirilerek bir karar verilmelidir. Bu husus göz ardı edilerek eksik incelemeyle yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, temyiz itirazları açıklanan nedenlerle yerinde bulunduğundan kabulüyle hükmün BOZULMASINA, 19.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.