Yargıtay Kararı 13. Hukuk Dairesi 2010/2809 E. 2010/10416 K. 12.07.2010 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 13. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2010/2809
KARAR NO : 2010/10416
KARAR TARİHİ : 12.07.2010

MAHKEMESİ : … 21. Asliye Hukuk Mahkemesi

Taraflar arasındaki alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükmün süresi içinde davacı avukatınca temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi gereği konuşulup düşünüldü.
KARAR
Davacı; S.. B..na devir edilen S.S.K. … Eğitim Araştırma Hastanesine 10/08/1998-12/04/2002 tarihleri arasında birçok branşta gerekli tıbbi sarf malzemesinin 30/07/1998 tarihli taahhütname kapsamında davalıdan temin edildiğini, fatura edilen birim fiyatları ile, ileride yapılacak protokol fiyatları arasında fiyat farkı oluşması halinde, farkın iade edileceğinin taahhüt edildiğini, SSK Sağlık işleri Bşk. Tarafından oluşturulan fiyat tespit komisyonu tarafından belirlenen rayiç bedellere göre 15.746,78 USD fark oluştuğunu ileri sürerek, bu miktarın faiziyle birlikte, ödeme tarihindeki TL satış kuru karşılığının Davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı, Talebin haksız olduğunu belirterek davanın reddini dilemiştir.
Mahkemece, Taraflar arasında 02.01.1998 tarihinde imzalanan sözleşmenin feshini müteakip, davalı tarafından 30.07.1998 tarihinde taahhütname verildiği, taraflar arasında bu tarihten sonra 27.05.1999 tarihinde yeni bir protokol yapıldığı, böylece önceki taahhütnamenin hükümsüz kaldığı, taahhütnameli alış döneminin ise 30.07.1998-27.05.1999 tarihleri arası olduğu, davacının 03.06.2000 tarihi ile 19.04.2002 tarihleri arasındaki fiyat farkını talep ettiği, bu dönemin sözleşmeli olduğundan fiyat farkı talep edilemeyeceği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davacının aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
2-Davacı kuruma ait kuruma ait hastane tarafından davalı şirketten iyileştirici nitelikte tıbbi malzeme alımı yapıldığı, davalı tarafından fiyat farkı oluşması durumunda farkın ödenmesi hususunda taahhütname verildiği hususları taraflar arasında çekişmesizdir. Davacı, davalı tarafça verilen taahhütnameye dayanarak Rayiç Bedel Tespit Komisyonu tarafından yapılan tespitlere göre lehine 15.746,78 USD fiyat farkından doğan alacağın tahakkuk ettiği iddiası ile bu davayı açmıştır.
Ne var ki; Davalı şirket ile davacı kurum arasında; ilk kez 02.01.1998 tarihinde sözleşme imzalandığı ve bu sözleşmenin davacı kurum tarafından 25.05.1998 tarihinde feshedildiği, bu tarihten sonra davalı tarafından 30.07.1998 tarihinde taahhütname verildiği, verilen taahhütnamede ileride yapılacak protokol tarihine kadar davacı kurum aleyhine fiyat farkı çıkması durumunda bunun ödeneceğinin taahhüt edildiği ancak protokol yapılmaması halinde rayiç bedele itiraz hakkı bulunduğu yine taahhütnamenin ileride yapılacak protokol ile son bulacağı belirlendiği, taraflar arasında bu tarihten sonra 27.05.1999 tarihinde yeni bir protokol yapıldığı, böylece taahhütnamenin hükümsüz kaldığı, bu halde taahhütnameli alış döneminin 30.07.1998-27.05.1999 tarihleri arası olduğu anlaşılmaktadır.
Yürürlükte bulunan hukuk sistemimizde akit serbestisi prensibi kabul edilmiştir. Taraflar kanuna, ahlak ve adaba, kamu intizamına, şahsiyet haklarına aykırı olmamak şartıyla aralarında her konuda serbestçe sözleşme yapabilirler. (B.K.19-20md.) Yine sözleşme ile taraflar fiyat belirleme hakkını karşı tarafa yani alıcıya, satıcıya, kiracı ve kiralayana bırakabilirler. Böyle bir kararlaştırma, taahhüt tarafları bağlar. Somut olayımızda olduğu gibi satıcı davalının, fiyat belirleme hakkını alıcı davacıya bıraktığına, dair verdiği taahhütname geçerli ve davalıyı bağlayıcıdır. Ancak tek taraflı olarak fiyat belirleme hakkı tanınan taraf bu hakkını M.K.’nun 2.maddesine uygun olarak, hak ve nesafet ölçüleri içinde, objektif iyiniyet kurallarına bağlı olarak ve keyfilikten kaçınarak kullanmalıdır. Gerektiğinde bu hakkını kullanırken aşırılığa ve keyfiliğe kaçıp kaçmadığı hakim tarafından denetlenmelidir. Dosya içerisinde mevcut bilirkişi raporu incelendiğinde “davacının 03.06.2000 tarihi ile 19.04.2002 tarihleri arasındaki fiyat farkını talep ettiği, bu dönemin sözleşmeli olduğundan fiyat farkı talep edilemeyeceği” belirtilmiş ise de; bilirkişi raporunun dosya münderecatına uygun bulunmadığı, anlaşılmaktadır.
Hal böyle olunca, Davacı, kendisine tanınan fiyat belirleme hakkına istinaden belirlediği fiyatlara göre
davalı tarafa fazla ödeme yapıldığını bildirerek 15.746,78 USD istediğine ve buna davalı taraf da karşı çıktığına göre, mahkemece, davacının ne şekilde fiyat belirlediği ve alacak çıkardığı hususları araştırmalıdır. Bu amaçla öncelikle davacıdan belirlediği fiyatlarla ilgili ödeme belgeleri istenilmeli, 30.07.1998-27.05.1999 tarihleri itibariyle belirlenen fiyatların uygun olup olmadığı, fiyat belirlerken davacının hak ve nesafet kuralları içinde, keyfilikten uzak objektif iyiniyet kurallarına uygun davranıp davranmadığı, davalıdan ne miktar alacak talebinde bulunabileceği uzman bilirkişiler aracılığı ile araştırılarak, denetime elverişli, gerekçeli raporla belirlenmesi gerekir.
Mahkemece açıklanan hususlarda gerekli araştırma yapılmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.
SONUÇ: Yukarıda ( 1 ) numaralı bentte açıklanan neden ile, davacının sair temyiz itirazlarının Reddine, (2) numaralı bent uyarınca davacının temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davacı yararına BOZULMASINA, 12.7.2010 gününde oybirliğiyle karar verildi.