YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/7256
KARAR NO : 2012/10742
KARAR TARİHİ : 13.12.2012
MAHKEMESİ :ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ
Davacı tarafça genel kadastro ile oluşan tapu kaydının iptali ve tescil istemi ile tapu kaydına dayanılarak açılan dava sonucunda verilen hükmün Yargıtay’ca incelenmesi istenilmekle; temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okundu, GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ :
Kadastro sırasında … köyü çalışma alanında kalan 102 ada 4 parsel sayılı 7369.62 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz maliki bilinemediğinden davalı Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar … ve müşterekleri, tapu kaydına ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak taşınmazın tapudaki payları oranında adlarına tescili istemi ile dava açmışlardır. Mahkemece, yapılan yargılama sonunda davanın kısmen kabulüne, taşınmazın bilirkişi rapor ve krokisinde gösterilen 5520 metrekarelik bölüme ilişkin tapu kaydının iptali ile 1/2 payının miras payları oranında … mirasçıları adına, 1/2 payının ise miras payları oranında … mirasçıları adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Mahkemece, davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydının taşınmazın bir bölümünü kapsadığı gerekçesi ile bu bölüm yönünden davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma, inceleme ve uygulama karar için yeterli değildir. Davacı tarafın dayanağı olan tapu kaydı tesisinden itibaren dosyaya getirtilmediği gibi dosyaya getirtilen 14.04.1934 tarih ve 1607 sıra numaralı tapu kaydının iktisap sütununda “26.01.1932 tarih ve 14 nolu iktisap gibi bu dahi” ibaresi yazılı olduğu halde iktisap yönünden atıfta bulunulan kayıt da getirtilmemiş, mevcut tapu kayıtları da yöntemince uygulanmamış, teknik bilirkişiye keşfi ve uygulamayı izlemeye elverişli rapor düzenlettirilmemiştir. Bu şekilde eksik ve yetersiz inceleme ile karar verilmesi doğru değildir. Sağlıklı bir sonuca varılabilmesi için; öncelikle davacının dayanağını oluşturan tapu kaydı, Tapu Arşiv Dairesi Başkanlığından da istenmek sureti ile iktisap nedenini gösterecek şekilde tesisinden itibaren tüm tedavülleri ile birlikte dosyaya getirtilmeli; dosya tamamlandıktan sonra taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, 3 kişilik yerel bilirkişi kurulu, tespit bilirkişileri ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan tapu kayıtları yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası, haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı, yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı; uzman bilirkişiye, tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, böylece tapu kayıtlarının kapsamı kesin olarak belirlenmeli ve mülkiyet belgesi olan tapu kaydına itibar edilmelidir. Tapu kaydının taşınmazı kapsamaması halinde ise davacıların taşınmaz üzerinde 30 yıldır zilyet olmadıklarına ilişkin keşif sırasında dinlenilen yerel bilirkişi ve tanık sözlerinin ziraatçi bilirkişi raporu ile de doğrulanmış olması nedeni ile davacılar yararına zilyetlikle iktisap koşullarının gerçekleşmediği göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmelidir. Mahkemece bu yönler göz ardı edilerek eksik inceleme ve araştırma ile yazılı olduğu şekilde hüküm kurulması isabetsiz olup, davalı Hazine vekilinin temyiz itirazları açıklanan nedenle yerinde bulunduğundan kabulü ile hükmün BOZULMASINA, 13.12.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.