YARGITAY KARARI
DAİRE : 16. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2012/6491
KARAR NO : 2012/7786
KARAR TARİHİ : 09.10.2012
MAHKEMESİ : … İCRA MAHKEMESİ
Ticareti terk hükümlerine muhalefet etmek suçundan sanık …’ın beraatine karar verilmiş, hüküm şikayetçi vekili tarafından temyiz edildiğinden, Yargıtay C.Başsavcılığının bozma istemli tebliğnamesiyle dosya gönderilmekle Dairemizce yapılan inceleme sonunda … tarihli karar ile mahkeme hükmünün onanmasına karar verilmiş, bu karara karşı Yargıtay C.Başsavcılığının … tarihli itirazı üzerine, Ceza Genel Kurulunun … tarih ve …sayılı kararı ile 6352 sayılı yasanın 99 ve 101. maddeleri uyarınca itirazın Dairemizce değerlendirilmesi için dosya yeniden gönderilmiş olmakla, inceleme raporu ve dosyadaki belgeler okunarak; GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Somut olayda, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itiraz yazısında; İİK’nun 44. maddesinde “ticareti terk eden tacir” ifadesi kullanılmış olup bu ifadenin yalnızca gerçek kişi tacirleri kapsadığına ilişkin herhangi bir kısıtlayıcı hükmün bulunmadığı, bu sebeple limited şirketlerin temsil ve idareye yetkili müdürlerinin de, şirketin ticareti terk etmesi halinde İİK’nun 44. maddesindeki yükümlülükleri yerine getirmeyeceklerine ilişkin bir istisna getirilmediğine göre, tıpkı gerçek kişi tacirler gibi cezalandırılmalarına da bir engel bulunmadığı; diğer yandan, İİK’nun 44. maddesinde yapılan değişikliğin “ticareti terk eden kötü niyetli borçluların” bu davranışlarının önlenmesi amacıyla yapıldığının da gerekçede açıkça ifade edildiği, Yüksek Özel Dairenin kararında tüzel kişi tacirler hakkında 44. maddesinin 2. fıkrasının uygulama kabiliyetinin olmadığı belirtilmiş ise de, aynı maddenin birinci fıkrasının göz önüne alınmadığına değinilmiş ve bozma kararı verilmesi gerekirken onama kararı verilmesinin isabetsizliği ileri sürülerek hükmün bozulması talep edilmiştir.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazında ileri sürülen nedenler Dairemizce ilke olarak benimsenmekle birlikte somut olayda icra takibi kesinleşmeden sanık hakkında atılı suçtan dolayı şikayette bulunulmuştur. Ticareti terk suçunun oluşabilmesi için gereken en önemli unsurlardan biri de, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olmasıdır. Somut olayda Cumhuriyet Başsavcılıkları ile Adli Yargı İlk Derece Ceza Mahkemeleri Kalem Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 92. maddesi yollaması nedeni ile ceza mahkemesi kalem yönetmeliğinde hüküm bulunmayan hallerde Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yönetmeliğinin ( eski Hukuk ve Ticaret Mahkemeleri Yazı İşlerine Ait Yönetmelik ) 36. maddesi gereğince, “dava, dava dilekçesinin tevzi edilerek kaydedildiği tarihte açılmış sayılır.” hükmü dikkate alınarak dosyanın incelenmesinde; şikayete dayanak yapılan …İcra Müdürlüğü’nün … Esas sayılı dosyasında kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla yapılan takipte borçlu …Gıda Tekstil İnşaat San. ve Tic. Ltd. Şti. ‘nin ticaret sicilinde kayıtlı olan adresine ödeme emrinin tebliğe çıkarıldığı, ancak tebliğ edilememesi üzerine aynı adreste bu kez Tebligat Kanununun 35. maddesine göre 21.01.2010 tarihinde tebliğ edildiği, beş günlük yasal süre geçmemesi nedeniyle henüz takip kesinleşmeden 25.01.2010 tarihinde davanın açıldığı gerekçesi ile sanığın beraati yerine, ticaret şirketlerinin ticareti terk edemeyecekleri gerekçesiyle sanığın beraatine karar verilmesi isabetsiz ise de, sonucu itibariyle verilen karar doğru olduğundan ve bu gerekçe ile hükmün onanması gerektiğinden Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının değişik gerekçe ile yerinde görülmediğine, dosyanın 6352 sayılı yasanın 99. maddesi ile eklenen 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 308. maddesinin üçüncü fıkrası gereğince Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 09.10.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.