Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/15051 E. 2013/15222 K. 21.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/15051
KARAR NO : 2013/15222
KARAR TARİHİ : 21.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, 2.000,00 TL alacağın ait oldukları (kesildikleri) aylardan bir ay sonra başlayacak (2821 md) en yüksek işletim kredisi faizi oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı İsteminin Özeti:
Davacı vekili; davalı belediyenin sendikaları adına kestiği aidatları 2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 61. maddesine nazaran “…kesildikleri tarihlerden itibaren bir ay içinde….” ödemediği gibi müvekkili tarafından gönderilen 02.07.2001 ve 20.01.2006 tarihli ihtarnamelere rağmen de ödemeleri gerçekleştirmediğini iddia ederek aidat alacaklarının ait oldukları (kesildikleri) aylardan bir ay sonra başlayacak en yüksek işletme kredisi faizi oranında faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Cevabının Özeti:
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkeme Kararının Özeti:
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporlarına dayanılarak, sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen ya da kesmesine rağmen bir ay içinde sendikaya göndermeyen işverenin sendika aidatı ödeninceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiz ödemekle yükümlü bulunduğu, dava konusu dönemde muaccel hale gelmiş olup da davacı sendika hesabına yatırılmayan aidat tutarının bilirkişi raporuna göre 28.700,33 TL olduğu talep ve yasal düzenleme gözetilerek faiz yürütülmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Temyiz:
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
Gerekçe:
1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının sendika aidat alacağı olup olmadığı ile varsa miktarının ne kadar olduğu ve faizin başlangıç zamanı noktasında toplanmaktadır.
Dava tarihinde yürürlükte bulunan 2821 sayılı Kanun’un 23. maddesinde, “Faaliyeti durdurulmayan sendika ve konfederasyonlara üyelerince ödenecek aidatın miktarı tüzüklerinde belirtilir. İşçi sendikasına işçinin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, bir günlük çıplak ücretini geçemez. İşveren sendikasına işverenin ödeyeceği aylık üyelik aidatı tutarı, işyerinde işçilere ödediği bir günlük çıplak ücretleri toplamını geçemez. Sendika tüzüklerine, üyelik aidatı dışında, üyelerden başka bir aidat alınacağına ilişkin hükümler konamaz.” hükmüne yer verilmiştir.
Aynı Kanun’un 61. maddesinde, “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır.” düzenlemesi yer almıştır.
Yine dava tarihinde yürürlükte bulunan 2822 sayılı Toplu İş Sözleşmesi Grev ve Lokavt Kanunu’nun 9. maddesinin 3. fıkrasında ise, “Toplu iş sözleşmesinin imzası sırasında taraf işçi sendikasına üye bulunmayanlar, sonradan işyerine girip de üye olmayanlar veya imza tarihinde taraf işçi sendikasına üye bulunup da ayrılanlar veya çıkarılanların toplu iş sözleşmesinden yararlanabilmeleri, toplu iş sözleşmesinin tarafı işçi sendikasına dayanışma aidatı ödemelerine bağlıdır. Bu hususta işçi sendikasının muvafakatı aranmaz. Dayanışma aidatı ödemek suretiyle toplu iş sözleşmesinden yararlanma talep tarihinden geçerlidir.”, aynı maddenin 4. fıkrasında da “Dayanışma aidatı miktarı, üyelik aidatının üçte ikisidir.” hükümleri yer almıştır.
Öte taraftan 15.10.2002-14.10.2003 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmesi dışında diğer toplu iş sözleşmelerinin “Sendika Aidatlarının Kesilmesi ve Çalışan İşçilerin Aidat Listesinin Verilmesi” başlıklı 10’uncu maddesinde; “İşveren, 2821 sayılı yasanın 61. Maddesi hükümlerine uygun olarak sendika üyelerin aidat keserek işçi aylık ücretlerinin ödendiği günü izleyen üç gün içinde sendikanın bildireceği banka hesabına yatırmakla yükümlüdür.” denilmiştir.
15.10.2002-14.10.2003 tarihleri arası yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin 11. maddesinde de, “İşveren, 2821 sayılı yasanın 61. maddesi hükümlerine ve tüzüğün 7. maddesi hükümlerine uygun olarak sendikaca bildirilecek üyelerinden aidatını keserek sendikaca gösterilen banka hesabına her ay yatırmakla yükümlüdür.” hükmü yer almıştır.
Yine toplu iş sözleşmelerinin “Ücret Ödemelerinin Yapılması” başlıklı 41. maddesinde ise, işçi ücretlerinin hak kazanılan günü izleyen ilk iş günü yapılacağı düzenlenmiştir.
Bütün bunlara ek olarak, 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 101. maddesinin 1. fıkrasında “Muaccel bir borcun borçlusu alacaklının ihtarı ile mütemerrit olur.” İkinci fıkrasında ise “Borcun ifa edileceği gün müttefikan tayin edilmiş veya muhafaza edilen bir hakka istinaden iki taraftan birisi bunu usulen ihbarda bulunmak suretiyle tespit etmiş ise, mücerret bu günün hitamı ile borçlu mütemerrit olur.” denilmiştir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;
A) Aidat alacağı miktarının belirlenebilmesi için her bir ay için davalı işyerinde çalışan sendika üyeleri ile dayanışma aidatı ödeyen işçilerin ve bunların bir günlük çıplak ücretinin bilinmesi gereklidir. Somut olayda talep döneminde işyerinde çalışan işçi sayısı dönem bordrolarıyla tespit edilmiştir. Ancak dosyada davalı belediyenin aidat kesinti listeleri ile davacı sendikanın üye listeleri ya da üye kayıt fişleri bulunmamaktadır. Bu itibarla hangi işçilerin davacı sendika üyesi olduğu ya da dayanışma aidatı ödediği ile aidat kesintisi yapılacak işçilerin bir günlük çıplak ücretlerinin miktarı konusu açıklığa kavuşturulmamıştır. Şu halde mahkemece öncelikle bu husus netleştirilmelidir.
Diğer taraftan hükme esas alınan bilirkişi raporunda bütün çalışanlar dikkate alınarak ve dönem bordrolarındaki prime esas kazançlar göz önünde bulundurularak aidat alacakları hesaplanmıştır. Oysa çalışanların hepsinin dikkate alınıp alınamayacağı belirli olmadığı gibi dönem bordrolarındaki prime esas kazancın içinde hafta tatili çalışma, fazla çalışma, genel tatil çalışma ücretleri ile ücret ekleri de yer alabilmektedir. Hükme esas alınan bilirkişi raporu denetime elverişli değildir. Eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması hatalı olup bozmayı gerektirmiştir.
B) 2821 sayılı Kanun’un 61/1. maddesine göre bir işyerinde veya işletmede toplu iş sözleşmesi yapmak için 2822 sayılı Kanun uyarınca yetki belgesi alan işçi sendikasının, yetki belgesine konu işyeri veya işletmede çalışan üyesi işçilerin listesini, sendika tüzüğüne göre üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve sendikanın banka hesap numarasını işverene bildirmesi ve bu listeye göre üyelik aidatının kesilerek ve bildirilen banka hesabına yatırılmasını istemesi gerekir.
Toplu İş Sözleşmelerinde kesilen aidatın ne zaman sendikaya yatırılacağı hususu düzenlenmiş ise ayrıca ihtara gerek kalmadan bu tarihlerden itibaren faize karar verilmelidir. Bu konuda bir düzenlenme yoksa taraf sendikanın işvereni temerrüde düşürmesi gerekir. Dava tarihinden önce sendika tarafından işverenin temerrüde düşürülmesi söz konusu değil ise dava ve ıslah tarihi temerrüt tarihini oluşturmaktadır. Bu nedenle bu tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekir.
Ayrıca 2821 sayılı Kanun’un 61/2. maddesinde sendika üyelik aidatının bir ay içerisinde sendikaya gönderilmesi öngörülmüş ise de yukarıda açıklandığı şekilde kanunda işverene bir aylık ödeme süresi öngörülmesi temerrüt için yeterli görülmemiş, işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerektiği kabul edilmiştir.
Somut olayda, toplu iş sözleşmelerinde temerrüt tarihlerinin açıkça düzenlendiği görülmektedir. Bu tarihlerden itibaren faize hükmedilebilmesi için davacı Sendikanın her toplu iş sözleşmesi dönemine ilişkin üye listesini, aidat miktarını ve ödemenin yapılacağı banka hesap numarasını davalı işverene bildirmesi gereklidir. Ancak dosya kapsamında bu bildirimler bulunmamaktadır. Bu itibarla toplu iş sözleşmelerinde belirtilen tarihlere göre faize hükmedilemez. Buna karşılık dosyada davacı Sendikanın 20.01.2006 keşide tarihli ihtarnamesi bulunmaktadır. Bu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği ise anlaşılamamaktadır. Şu halde söz konusu ihtarnamenin davalıya tebliğ edilip edilmediği araştırılarak sonucuna göre temerrüt tarihinin belirlenip faize hükmedilmesi gerekirken hatalı değerlendirmeyle toplu iş sözleşmesine göre belirlenen temerrüt tarihleri dikkate alınarak faize hükmedilmesi isabetsizdir. Kararın bu sebeple de bozulması gerekmiştir.
Sonuç:
Temyiz olunan kararın yukarıda yazılı sebeplerden BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde ilgiliye iadesine 21.06.2013 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

KARŞI OY

2821 sayılı Sendikalar Kanunu’nun 61.maddesinde “İşyerinde uygulanan toplu iş sözleşmesinin tarafı olan işçi sendikasının, toplu iş sözleşmesi yapılmamışsa veya sona ermişse yetki belgesi alan işçi sendikasının yazılı talebi ve aidatı kesilecek sendika üyesi işçilerin listesini vermesi üzerine, işveren sendika tüzüğü uyarınca üyelerin sendikaya ödemeyi kabul ettikleri üyelik aidatını ve Toplu İş Sözleşmesi, Grev ve Lokavt Kanunu gereğince sendikaya ödenmesi gerekli dayanışma aidatını, işçilere yapacağı ücret ödemesinden kesmeye ve kestiği aidatın nevini belirterek tutarını ilgili sendikaya vermeye ve kesinti listesini sendikaya göndermeye mecburdur. Bu aidat dışında sendikaya ödenmek üzere bir kesintinin yapılması toplu iş sözleşmesi ile kararlaştırılamaz.
Yukarıdaki fıkra gereğince sendika tüzüğüne uygun olarak kesilmesi istenilen aidatı kesmeyen işveren ilgili sendikaya karşı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği miktar tutarınca genel hükümlere göre sorumlu olduktan başka aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorundadır” hükmü yer almaktadır. Buna göre işveren kesilmesi istenilen aidatı kesmediği veya kesmesine rağmen bir ay içinde ilgili kuruluşa göndermediği takdirde aidatı sendikaya verinceye kadar bankalarca işletme kredilerine uygulanan en yüksek faizi ödemek zorunda olduğundan, işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesine gerek bulunmamaktadır. Kanunda belirtilen bir aylık sürenin bitimi itibariyle temerrüt gerçekleşir. Sayın çoğunluğun görüşü doğrultusunda, işverenin ayrıca temerrüde düşürülmesi gerektiği yönünde oluşturulan bozma kararına gerekçesi itibariyle katılamıyorum. 21.06.2013