Yargıtay Kararı 22. Hukuk Dairesi 2013/13870 E. 2013/14502 K. 17.06.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 22. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2013/13870
KARAR NO : 2013/14502
KARAR TARİHİ : 17.06.2013

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi

DAVA : Davacı, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini istemiştir.
Mahkeme, isteği kısmen hüküm altına almıştır.
Hüküm süresi içinde davalı avukatı tarafından temyiz edilmiş olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi … tarafından düzenlenen rapor dinlendikten sonra dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü:

Y A R G I T A Y K A R A R I

Davacı vekili, davacının iş sözleşmesinin geçerli bir sebep olmaksızın feshedildiğini, bu sebeple feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini, işe başlatılmama halinde ödenmesi gereken tazminat ile boşta geçen süre ücret ve diğer haklarının belirlenmesini istemiştir.
Davalı vekili, davacının müvekkili şirkette 07.03.2008-16.12.2011 tarihleri arasında depo elemanı olarak çalıştığını, davacının şirketin güvenini kötüye kullanması, doğruluk ve bağlılığa uymayan davranışlar sergilemesi üzerine iş sözleşmesini haklı sebeple feshedildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, olaya ilişkin bozma ilamı doğrultusunda yapılan bilirkişi incelemesinde, cd görüntülerinde depo işçisi olarak belirtilen davacının söz konusu görüntülerden açığa yol açacak bir davranış içerisinde olduğuna ilişkin açık ve kesin belirlemeler yapılamadığını, dosyada cd görüntüleri dışında somut belgeler bulunmadığını, fesih sadece kamera görüntülerine dayandırıldığını, ancak kamera görüntülerinden de davacının usulsüzlüğü tespit edilemediğini, bu sebeplerle feshe konu yapılan depodaki açıkların davacının davranışlarından ve kusurlarından kaynaklandığı ve haklı fesih olgusunun ispatlanamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
Karar davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Taraflar arasında iş sözleşmesinin feshinin haklı veya geçerli sebebe dayanıp dayanmadığı uyuşmazlık konusu olup, normatif dayanak 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18. ve devamı maddeleridir.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesine göre otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.
4857 sayılı Kanun’un 18. maddesi bakımından işçinin davranışlarından kaynaklanan sebepler, işçinin aynı Kanun’un 25/II. maddesinde öngörülen sebepler niteliğinde ve ağırlığında olmayan, işyerinde işin görülmesini önemli ölçüde olumsuz etkileyen, sözleşmeye aykırı davranışlarıdır. İşçinin davranışı ancak işyerinde olumsuzluklara yol açması halinde geçerli sebep olabilir. İşçinin sosyal açıdan olumsuz bir davranışı, toplumsal ve etik açıdan onaylanmayacak bir tutumu işyerinde üretim ve iş ilişkisi sürecine herhangi bir olumsuz etki yapmıyorsa geçerli sebep sayılamaz.
4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin ikinci fıkrasına göre feshin geçerli nedene dayandığını ispat yükümlülüğü işverene aittir. İşçi, feshin başka bir sebebe dayandığını iddia ettiği takdirde, bu iddiasını ispatla yükümlüdür.
Dosya içeriğine göre, davacının 07.03.2008-16.12.2011 tarihleri arasında davalı işyerinde depo elemanı olarak çalıştığı, iş sözleşmesinin doğruluk ve bağlılıkla bağdaşmayan davranışları gerekçesiyle haklı neden belirtilerek feshedildiği anlaşılmaktadır.
Somut olayda, davalı taraf depoda oluşan açık üzerine kamera kayıtlarının incelenmesinde davacının satış temsilcisine hazırladığı ürünlerden farklı ürünleri sayım yapmadan verdiğini, bu şekilde depoda açığın meydana geldiğinin tespit edildiğini belirtmiştir. Mahkemece bozma kararı doğrultusunda kamera kayıtlarının incelenmesi için uzman bir bilirkişiden rapor alınmıştır. Bu raporda bilirkişi sayım yapılmadan ürün tesliminin yapıldığı belirtilen sürelerde bu durumu belirginleştiren farklı bir durumun olmadığı, farklı açılardan daha net kayıtların olması durumunda farklı transferin tespit edilmesinin daha objektif olacağı belirtilmiştir. Davacının feshe konu eylemine ilişkin alınan savunmasında deponun açık vermesi ile ilgisinin bulunmadığını, bazen birgün önceden kalan malıda vermiş olabileceğini, çünkü bazen mono olarak çalışanların malını bıraktığını daha sonra aldıklarını, kendi aralarında mal alışverişi yaptıklarını, bazen kasanın içinde eksikler olduğunu gördüklerini belirtmiştir. Davalı tanıkları depo sayım açıkları sebebiyle kamera kayıtlarını incelediklerinde davacının sorumlu olduğu ürünleri sayarak teslim etmediğini tespit ettiklerini beyan etmişlerdir. Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde açık çıkan ürünlere ilişkin davacının hatalı işlem yaptığına dair yoğun şüphe bulunmaktadır. Hal böyle olunca davacı ile işveren arasındaki güven ilişkisi sarsılmış olup davalı işverenin artık işçiyi çalıştırması mümkün değildir. Bu sebeple iş sözleşmesinin feshi geçerli sebebe dayanmaktadır.
Belirtilen sebeplerle, 4857 sayılı Kanun’un 20. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, hükmün bozulmak suretiyle ortadan kaldırılması ve aşağıdaki gibi karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararının BOZULARAK ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Davanın REDDİNE,
3-Harç peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,
4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin üzerinde bırakılmasına, davalının yaptığı 235,00 TL yargılama giderinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan tarifeye göre 1.320,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
6-Peşin alınan temyiz harcının isteği halinde davalıya iadesine, kesin olarak 17.06.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.